Yorum Farkı: Yemen’deki Husi İsyanı

Yemen, Suudi Arabistan’a sınırı olan Bab-ül Mendeb Boğazı’nın kontrolünü elinde bulunduran, Ortadoğu’nun stratejik olarak önemli ülkelerinden birisi. 25 milyonluk bu ülkede nüfusun %35’ini oluşturan Şiiler, %65’ini oluşturan Sünnilere karşı bir mücadele başlatmış durumda. Bu olayların çıkış noktasında elbette Ortadoğu’daki güç mücadelesinden söz etmemek mümkün değil. Yemen’deki olayların niteliği her Ortadoğu ülkesinde olduğu gibi kendine özgü bir haldedir. Yani kendilerine Husi Hareketi adını veren Şii cephede İran desteği gözle görülür bir şekilde varken, başkenti terk etmek zorunda kalan Yemen Cumhurbaşkanı da (Abdurabbu Mansur Hadi) S. Arabistan’dan yardım istemiştir. Bunun en önemli nedeni olarak Husilerin kontrolüne geçen bir Yemen’in, İran kontrolünde bir devlet olması gösterilmiştir. Yani ABD bloğunda, “Dönüşüm Sürecinde” olduğu belirtilen Yemen’in bu sürecinin sekteye uğramasından İran sorumlu tutulmuştur. Yorum Farkı köşemizde bu konularla ilgili devletlerin resmi haber ajanslarından geçilen haberlerle ilgili analizlere yer verecek ve tüm bu kaynaklardan harmanlanmış farklı olarak bir yorum ortaya çıkarmaya çalışacağız.

Öncelikle, sürecin en büyük aktörü olan ABD’nin kaynağına göz atalım. Amerika’nın Sesi haberi “Yemen’de Teröristler Karışıklığı Körüklüyor” başlığıyla Husi güçlerini teröristler şeklinde vermiş. Haberin devamında ise, zaten sorunları ve çatışmaları bol olan bir ülke olan Yemen’in, şimdi daha büyük bir sorunu var şeklinde anlatılmış. Yemen Dışişleri Bakanı, ülkenin Husilerin eline geçmesi durumunda İran’ın kontrolüne geçebileceğine dikkat çekiyor. Bakan, “Yemen’in tek düşmanı Husiler değil; devrik Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih ve İran da bizim için tehdit. Zaman da aleyhimize işliyor. Askeri müdahale, Yemen’i bir iç savaştan ya da İran’ın müdahalesinden kurtarabilir. Suudi Arabistan’ın sınırında, Bab-ül Mendeb Boğazı’nın kontrolüne sahip olan Yemen, İran’ın denetimindeki bir toprak parçası haline gelebilir. Eğer Husiler Yemen’i alırsa, onları çıkarmak da güçleşebilir” şekline durumu özetlemiş durumda. [1]

Sürecin diğer önemli aktörü İran’ın Uluslararası Radyosunda(IRIB) bir haberde ise İran’ın desteklediği Husi’leri “Yemen Mücadelecileri”[2] şeklinde deklare ediyor ve 27 Mart 2015 tarihli haberinde, 30 S. Arabistan askeri personelini etkisiz hale getirdiklerini belirtiyor. Irak ve Suriye’deki savaşları kaybeden Körfez ülkeleri (S. Arabistan, B. Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt ve Bahreyn artı Mısır) cümlesiyle bu ülkeleri “Terör Taciri” olmakla suçluyor. Ardından da “uzmanı olmaya gerek yok, Arabistan’ın müdahalesinin meşruiyeti yoktur” şeklinde belirtiyor. Birkaç maddeyle sürecin nedenlerine dikkat çekildikten sonra, diğer ülkelerde de olduğu gibi başarısızlıkla sonuçlanacağına dikkat çekiliyor.[3]

Süreçte ABD’den çok İran ile karşı karşıya kalan ülke olan Suudi Arabistan kaynaklarında ise, meşru durumu koruma adına yapılan bir operasyon şeklinde bahsediliyor. Müslüman Arap Ligi’nin bunu doğru bulduğundan söz ediliyor ve bu durumda Müslümanların bir arada durması gerektiğinden söz ediliyor. [4]

Konuyu daha pasif olarak dışarıdan takip eden Türkiye, Rusya ve Avrupa kaynaklarında ise durum farklı değil. İran’ın yaptıklarının sorumsuzca olduğunu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan aktaran Anadolu Ajansı kaynaklarına göre, ilginç olan bir durum ise sürecin oluşmasında İran-ABD yakınlaşması da sorumlu tutuluyor. Yani IŞİD’in güçlenme riskine ve Husilerle siyasi çözümün yolunun kapatılmak istendiğine dikkat çekiliyor.[5] Rusya kaynağı Sputnik News’in ise, ABD bölgedeki gücünü kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya olduğuna dikkat çekiyor ve İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’in Erdoğan’ın sözlerine verdiği “İran, bölgedeki tüm kardeşleriyle, ülkedeki farklı grupların gerçekleştireceği Yemen’in istikrar ve güvenliğini yeniden sağlayacak görüşmelere katılmaya hazırdır”[6] yanıtını aktarıyor.

Avrupa’da ise Almanya’nın konuyla ilgili yaklaşımı, daha stratejik olarak karşımıza çıkıyor. 31 Mart’ta Lozan’da İran ile yapılacak olan nükleer müzakerelerin devamı için bölgedeki ihtilafların sürecin dışında kalması gerektiğini belirten Almanya Dışişleri Bakanı’nın sözlerini aktarıyor Deutsche Welle.[7]

Bölgedeki sorunlarla ilgili çeşitli devletlerin haber kaynaklarından elde ettiğimiz haberleri analiz etmek üzere derlemiş olduk. ABD’nin bölgede, İran’ın nüfuz mücadelesinde öne geçmesine direkt olarak müdahale etmektense, S. Arabistan ve Körfez ülkeleri aracılığıyla mücadele verdiğini görmekteyiz. Türkiye de bu ülkelerin yanında yer aldığını Cumhurbaşkanı aracılığıyla göstermiş oluyor. İran ise Şii politikalarında ne kadar yalnız kalırsa kalsın, bölgedeki sorunlarda ABD ile son dönemdeki ilişkilerinde geldiği durumun kredisini kullanacak gibi görünüyor. Almanya’nın bölgeye bakışı ise daha stratajik bir yol seyrediyor. İlişkilerin uzun vadede bazı sorunların çözümüne çok yaklaşıldığı bu dönemde dikkatli davranılması gerektiğine Dışişleri Bakanı aracılığıyla dikkat çekiyor. S. Arabistan ve Körfez ülkeleri –hatta Türkiye de dahil- ise, ABD ortaklığında bölgedeki etki alanının daralmasın müsaade etmeyeceğe benziyor ve müdahalelerin uluslararası camiaya verdiği mesaj da bu yönde gibi görünüyor. Tüm bunların yanında, ülkedeki paha biçilemez güzelliklerin bu çatışmalarda ve hava saldırılarında zarar görme ihtimali çok yüksek görünüyor. Bu da Yemen’in sadece stratejik değil, tarihi ve kültürel olarak da önemli, korunması gereken bir değer olduğunu gözler önüne seriyor.

Bu Yorum Farkı yazımızda, farklı ülkelerin kaynaklarından, söylemleri analiz ederek derlediğimiz, Yemen’deki sorunun uluslararası alanda söylem farklılıklarına ve haberlerine yer verilmiştir.

Ahmet Aydın

[1] http://www.amerikaninsesi.com/content/yemende-terorstler-karisikligi-korukluyor/2695586.html

[2] http://english.irib.ir/news/world/west-asia/item/206957-yemeni-forces-arrest-30-saudi-military-men

[3] http://english.irib.ir/analysis/commentaries/item/206963-war-on-yemen-terror-mongers-are-at-it-again

[4] http://www.spa.gov.sa/english/DailyNews.php?pg=1#

[5] http://www.aa.com.tr/tr/dunya/484824–husi-ilerleyisi-kararlilik-firtinasi-quot-ni-baslatti

[6] http://tr.sputniknews.com/politika/20150327/1014671064.html

[7] http://www.dw.de/almanyadan-iran-uyar%C4%B1s%C4%B1/a-18344660

Hakkında Ahmet Aydın

İlginizi Çekebilir

İtalya Anayasa Referandumu ve Son Durum

Avrupa’nın en turistik ülkelerinden biri olan İtalya’nın siyasi tarihi birçok çalkantılı dönemden geçmiştir. Ülkenin kuzeyi …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir