Peki Ama İş Güvenliği Önlemleri Neden Alınmıyor ?

Ayda ortalama yüzü aşkın işçinin hayatını kaybettiği , iş kazalarında Avrupa’da birinci Dünya da 3. sırada yer alan Türkiye , işçi ölümlerinin ve kamuoyunun tepkilerinin artması sonucunda gecikmeli olarak , İşçi sağlığı ve İş güvenliği Yasasını Haziran 2012 de yürürlüğe soktu.

Fakat uygulamada yasanın içeriği ve yaptırım gücü iş kazalarını önlemeye yeterli değil. 9 milyon sigortasız çalışan işçi bu yasanın dışında kalıyor. Ve yasanın getireceği yükümlülükler 50’den fazla işçinin çalıştığı iş yerlerinde geçerli. Türkiye’de sigortalı işçi çalıştıran iş yerlerinin sayısı 1 milyonu geçiyor. Fakat bu işyerlerinin %98’i 50 den az işçi çalıştırıyor. (Bunun en büyük sebebi kuşkusuz taşeronlaştırma.) Böylece milyonlarca işçi sigortalı olsa bile bu yasanın kapsama alanı dışına itilmiş oluyor.

bolununsesi.com sitesinden alıntıdır. Bir iş kazası haberi.
bolununsesi.com sitesinden alıntıdır. Bir iş kazası haberi.

Bu yasaya göre, İş Güvenliği Kurulları oluşturulması gerekiyor. Bu kurullarda , İşveren ya da temsilcisi, iş yeri hekimleri, iş güvenliği uzmanı ve işçi temsilcileri yer alacak. Yasa, iş yeri sahiplerini, işçilerin kendi temsilcilerini seçmelerini sağlamakla yükümlü kılıyor.

Eğer patron, işçilerin söz konusu kurula temsilci seçmesini sağlamazsa ceza alacakmış: Hem de bu ceza “TAM 200 lira!”. Bu miktardaki para cezasının işveren için bir yaptırımı olmayacağı apaçık ortada.

Peki bütün bu iş kazaları ve işçi ölümlerine rağmen işverenler bu önlemleri neden hala almıyor ?

İşverenler iş güvenliği önlemi alırken her zaman olduğu gibi maliyet hesabına göre karar alırlar. Yani işçi ölmüş, ailelerin hayatları darmadağın olmuş bunların o hesaplar arasında yeri yok. Örnekle açıklamak gerekirse; çoğunlukla seri üretim yapan fabrikalarda ya da atölyelerde makinelerin güvenlik sensörleri kapalı tutulur. Çünkü, herhangi bir şey sonucunda makine bunu algılar ve kendini kapatır, bu da doğal olarak seri üretimin aksamasına neden olur.

Seri üretimin sürekli aksaması , o üretimi yapan işçinin hayatından yani verilecek olan tazminattan daha fazla paya sahiptir. Kısacası, işçilerin hayatları maliyet hesaplarına göre daha değersiz. Ayrıca bahsedilen iş güvenliği uzmanları , patronun maaşlı bir işçisi olduklarından, maaşını aldığı kişiye karşı bir yaptırım gücünden bahsetmek olanaksız.

Bütün bunların sonuncunda hayatı üreten işçiler, bir avuç kesimin daha fazla kar, daha fazla sermaye hırsı için yitip gidiyor. Kar amaçla kapitalist üretim sisteminde bunlar hep oldu, olacak. Bugün Soma’da kaybettiğimiz yüzlerce işçi kardeşimizin ölümü üzerine pervasızca “kader”, “bu işin fıtratında bu var” diyerek geçiştirilip gitmemeli, gidilemez. Bu konuda herkesin omuzlarına bir sorumluluk var. Bunun kader olmadığını , İş Güvenliği önlemlerinin yeterli olmamasından kaynaklandığını unutmayalım.

Ayla Can

Yıldız Teknik Üniversitesi

Çalışma Bakanlığının İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili interaktif yayını için tıklayın

Hakkında Ayla Can

İlginizi Çekebilir

Soğuk Savaş Sonrası İnsani Güvenlik: Kutsal Silahlar ve Köle Kadınlar

HUMAN SAFETY AFTER THE COLD WAR: THE SACRED WEAPONS AND LABORER WOMEN   Mustafa Altıntaş[1] …

Bir yorum bulunmaktadır

  1. Çok güzel bir paylaşım olmuş. teşekkürler. iyi çalışmalar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir