Kıbrıs Sorununda Gelinen Son Durum

“Kıbrıs Rum Kesimi’nin ekonomisi, 1974 harekatından sonra, büyük bir krize girmiştir. Ancak başta Yunanistan ve diğer Batı Avrupa ülkelerinin dış yardımları ile ekonomi kısa sürede düzelmiştir. Kıbrıs Rum Kesimi, petrol, çeşitli makineler ve tahıl satın alır. Karşılığında ise üzüm, narenciye, patates, içki, sigara, ayakkabı ve giyim eşyası satar. İhracatta; Lübnan, Libya, Suudi Arabistan, B.D.T. ve İngiltere önemli bir yer tutarken, ithalatta ise; Almanya, Fransa, Yunanistan, Irak, İtalya, Japonya, A.B.D ve İngiltere ön sıralarda yerini alır.”[1]

7 Ekim 2014 günü Kıbrıs Rum Kesimi başkanı Nicos Anastasiades Türkiye’nin bölgedeki petrol aramalarına askeri gemilerini göndermesi üzerine barış müzakerelerinden çekildiklerini açıklamıştır.[2] Bu gelişme elbette uzun süredir sessizlik hakim olan Kıbrıs Sorununda pek bir değişime neden olmamış gibi görülmüştür. Nitekim, halihazırda Kıbrıs ile ilgili herhangi bir müzakere durumu söz konusu değildir. 16 Eylül 2014’de ilk ziyaretini KKTC’ye gerçekleştirdiği ziyaretinde Davutoğlu tarafından da dile getirilen “Masaya oturalım, bu sorunu derhal çözelim”[3] söylemi bu şekilde cevabını bulmuş ve Rumların masaya oturma niyetlerinin aslında hiç olmadığı gözler önüne serilmiştir.

Yakın zamanda İsrail ile ilişkileri bozulan Türkiye’nin Kıbrıs sorununun çözümünde de İsrail’in lobi desteğini ABD üzerinden çektiği gözlemlenmiştir.[4] Bunun nedeni olarak İsrail ile ilişkilerin bozulması, aynı zamanda Doğu Akdeniz havzasında bulunan hidrokarbon yatakları ve tüm bu olanların zamanlaması gösterilebilir. İsrail’in Rum kesimi aracılığıyla Akdeniz’de petrol ve doğalgaz araması imkanı ortaya çıkmış, Rum kesiminin ise içinde bulunduğu ağır ekonomik koşulların çözümü için önemli bir seçenek ortaya çıkmıştır. Bilindiği gibi Rum Kesimi Avrupa Birliğini derinden etkileyen ekonomik krizin etkilerini en ağır hisseden AB ülkelerinden birisidir. Bu durumun çözümü adına AB’den birçok defa yardım talebinde bulunmuştur.Bu durum Rum kesimini dini olarak yakın ilişkileri olan Rusya’ya yönlendirmiştir. Rusya’dan yakın zamanda istediği yardımlar ve Rus sermayedarlarına verilen özel imkanlar; Rum Kesimini sadece dini yönden değil ekonomik yönden de Rusya’ya yakın hatta bağımlı hale getirmektedir.[5] Ekonomik gelişmelerin önemli bir rol oynadığı göz önünde bulundurularak, İsrail-Rum kesimi yakınlaşması ile askeri olarak İsrail desteğini de arkasına alan Rum kesimi açısından bu durum ekonomik değerlerin ustaca askeri değerlere dönüştürülmesi olarak algılanabilir. Türkiye-İsrail ilişkilerinin bozulmasını iyi değerlendiren Rum Yönetimi, son gelinen noktada müzakere kartına ihtiyaç duyulmadığını da ilan etmiştir.

İsrail ile Rum Kesiminin yakınlaşmasının askeri boyutu elbette ki “Afrodit” adlı Rum doğalgaz platformunun korunmasını ele alan askeri tatbikat ile kendini göstermiştir. Bu durumun en önemli sonucu olarak İsrail’in Türkiye ile bozulan ilişkilerine alternatif olarak Azerbaycan, Rum Kesimi gibi ülkelerle yakınlığı ortaya çıkmıştır. İsrail, Rum yönetimi ile olan ortak ekonomik çıkarlarını askeri olarak destekleme çabası içerisine girmiştir. “Kıbrıs’ta Rum – İsrail Ortak Tatbikatına Uzman Değerlendirmesi”[6] başlıklı yazıda bir akademisyenin aynı yönde yaptığı yorumlarda dikkat çekicidir. Söz konusu askeri tatbikatın ise Eroğlu-Anastasiadis görüşmesi gün ve saatine denk getirilmesi[7]; tatbikat sırasında düşman figürü olarak “İşgalci”[i] kod adının kullanılması ise askeri tatbikatın Türk tarafına net mesajlar verdiğini belirtmek gerekir.[8]

Sonuç olarak gelinen noktada Rum Yönetimi Lideri Anastasiadis’in müzakerelerden çekilme kararı ve Rum Kesimindeki yönetimden gelen destekten de anlaşılacağı gibi Rum kamuoyunda Türk tarafı ile müzakerelere yakın bir görüntü henüz oluşmamıştır. Bu durum Türk tarafı açısından iki şekilde algılanabilir: 1. AB yolunda Türkiye için en büyük engel olan Kıbrıs sorunu diri tutulmak suretiyle Türkiye engellenmeye çalışılmaktadır, 2. Türkiye’nin Doğu Akdeniz Havzasındaki etkinliğini azaltmak adına diplomatik yolların yeterli olup olmadığı test edilmeye çalışılmaktadır. Her iki algılanma şeklinde de Türkiye’nin Kıbrıs meselesine ne kadar “Ulusal” baktığı önemlidir. İsrail ile normalleşmekten uzak ilişkilerin Türkiye’ye zararı azami seviyede kalabilir, ancak KKTC vatandaşlarının bugünlere gelene kadar yaşadıkları göz önüne alınırsa, Kıbrıs’ın ekonomik olarak bu yükü ne derece kaldırabileceği şüphelidir. Rumlar’ın Akdeniz’in kaynaklarını paylaşmaksızın değerlendirmesi konusunda ise KKTC’nin diplomatik girişimlerini Türkiye’nin fiili hamleleriyle desteklemesi gerekir. Nitekim halihazırda başlaması planlanan “Su Projesi” ve “Akdeniz’de Petrol Arama” çalışmaları bunlara iyi birer örnektir.

Ahmet Aydın

Uluslararası İlişkiler Bölümü

Akdeniz Üniversitesi

[1] Özey R, Hiperlink (. Coğrafya, Sosyal Bilgiler Ve Sınıf Öğretmenliği Bölümleri Için Dünya Ve Ülkeler Coğrafyası [e-book]. İstanbul: Aktif Yayınevi; 2005. Available from: eBook Collection (EBSCOhost), Ipswich, MA. Erişim Tarihi 8, 2014. (Sf.241)

[2]CNN Turk, 7 Ekim 2014, Link:www.cnnturk.com/haber/dunya/rum-yonetimi-muzakere-surecinden-cekildi, Erişim Tarihi 8,2014

[3]Bilge Ö., “Davutoğlu: Anadolu’dan Kıbrıs’a su gider, gaz gelir”, Hürriyet, Link:www.hurriyet.com.tr/dunya/27213527.asp , Erişim Tarihi 8,2014.

[4] Güldal M., “DOĞU AKDENİZ’İN ÜVEY EVLATLARI: KIBRISLI RUMLAR VE TÜRKLER”, Link: politikaakademisi.org/dogu-akdenizin-uvey-evlatlari-kibrisli-rumlar-ve-turkler/, Erişim Tarihi 8,2014.

[5]Ertan F., “Rum Kesimi ve Rusya ilişkileri”,Zaman, 16 Temmuz 2012, Link:www.zaman.com.tr/fikret-ertan/rum-kesimi-ve-rusya-iliskileri_1318255.html, Erişim Tarihi 8,2014.

[6]TÜRKSAM, 3 Şubat 2014, “Kıbrıs’ta Rum – İsrail Ortak Tatbikatına Uzman Değerlendirmesi”, Link:www.turksam.org/tr/haberin-yorumu-detay/900-kibris-ta-rum-israil-ortak-tatbikatina-uzman-degerlendirmesi, Erişim Tarihi: 8,2014.

[7] “İsrail-Rum ortak tatbikatı”, Cumhuriyet, 12 Şubat 2014, Link:http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/dunya/40601/israil-Rum_ortak_tatbikati.html#, Erişim Tarihi: 8,2014

[8] Sayarı S. “Kıbrıs’ta İsrail-Rum tatbikatı”, NTVMSNBC, 1 Şubat 2014, Link: www.ntvmsnbc.com/id/25496101/, Erişim Tarihi: 8,2014.

[i] “İşgalci” günlük hayatta Rumlar’ın Kıbrıs Türkleri için kullandıkları argo tabirdir. Tatbikatta -düşmana karşı olası müdahale ile kastedilen- Türkiye’ye verilmek istenen mesajı daha da açık hale getirilmek istenmiştir.

Hakkında Ahmet Aydın

İlginizi Çekebilir

Soğuk Savaş Sonrası İnsani Güvenlik: Kutsal Silahlar ve Köle Kadınlar

HUMAN SAFETY AFTER THE COLD WAR: THE SACRED WEAPONS AND LABORER WOMEN   Mustafa Altıntaş[1] …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir