Kaynak: cathuman.co.nz

Kediler ile İnsanların Birlikte Yaşama Hikâyesi

Kediler ile insanların birlikte yaşamaya başlaması günümüzden birkaç bin yıl öncesine, Cilalı Taş Devri’nin başlarına kadar gitmektedir. Tarımın Ortadoğu’da bulunmasıyla birlikte, tarım ürünlerinin depolandığı mekânlar fare ve sıçan gibi kemirgenleri çekmeye başlar. Böylece kediler bu fırsattan faydalanarak insanların yaşam alanlarına girerler ve bu kemirgenleri avlamaya başlarlar.

Amerikan kültür dergisi The Atlantic’te anlatıldığı üzere “kediler bizi, bizim hayatımız için tehlikeli olan virüs ve bakteri taşıyan, aynı zamanda da hasatlarımızı yağmalayan bu kemirgenlerden kurtardı“. İnsan ile kedinin birlikte yaşama hikâyesi de işte böyle başladı.

Aynı zamanda zararlı hayvanların takip edilmesinde de yararlı olan kedi, insan tarafından gemi seyahatlerinde (ve coğrafi keşiflerde) de kullanılmaya başlandı.

Ancak kedi hayatımızda bu kadar uzun zamandır var olmasına rağmen, kedilerin evcilleştirilmesi süreci ile ilgili ne kadar bilgiye sahibiz? Eski kedi iskeletlerinin DNA’ları üzerinde son zamanlarda yapılan araştırmalar gösteriyor ki, kedilerin evcilleştirilmesi kademe kademe gerçekleştirilen bir stratejinin sonucu. Toplamda üzerinde araştırma yapılan 209 DNA, bize iki ayrı tip kedinin varlığını göstermekte. Bunlardan birincisi Anadolu’dan (günümüz Türkiye sınırlarından), diğeri ise Antik Mısır’dan çıkma.

Kökeni Anadolu olan birinci tip kedi günümüzden 4.400 yıl kadar önce Avrupa’ya çoktan yayılmaya başlamış. Kökeni Antik Mısır’a dayanan ikinci tip kedi ise daha çok Akdeniz çevresinde yayıldı ve daha sonra, ticaret yolları sayesinde, Hindistan’a kadar ulaşmış.

Ancak evcilleştirilmelerine rağmen kediler çok az değişim göstermiş durumdalar. Elbette bu evcilleştirme kedilerin insana alışmasını sağladı, ancak yine de kediler insanlardan az şey beklemekteler. Kediler, her şeyden önce, yalnız avcılardır. Missouri Üniversitesi’nde çalışan Leslie Lyons, “evcilleştirilmelerinden çok daha önce kediler, zaten bizim onlardan beklediğimizi yapmaktaydılar” demekte.

Fransız Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi’nde (Centre national de la recherche scientifique (CNRS)) çalışan Bertrand Deputte için kediler “kendi hayatlarını yaşamaktalar ve ne yapacaklarına kendileri karar vermekteler: Uyumalarına, gezinmelerine, mırıldanmalarına ve yemelerine. Kediler insanların rahatsız edecek hiçbir şey yapmamaktalar, bu nedenle de insanlar kedileri ‘eğitmek’ ihtiyacı hissetmemekteler. Kediler bize yaklaşıp yaklaşmama ya da bizimle olup olmama kararlarını kendileri vermekteler. Kediler sadece ‘var olmak’ anlamında bizimle yaşamaktalar, hepsi bu.”

* Bu yazı Slate.fr sitesinin “Comment les chats ont profité de l’homme pour conquérir le monde” başlıklı yazısından çevrilmiştir.

Hakkında İbrahim Yavuz Kulakli

İlginizi Çekebilir

Kelimelerin Kökenleri: Kahve

“Kahve” kelimesi Fransa’da 17. yüzyıldan itibaren, kahve ürününün ülkeye girmesinden sonra, kullanılmaya başlanmıştır. Fransa’ya kahve …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir