Kanal İstanbul Projesi Boğazlar’ın Önemini Etkiler mi?

Kanal İstanbul Projesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim öncesi vaatlerinden biri olarak karşımıza çıkmış, daha sonrasında bu projenin aslında Ecevit zamanında da hatta Osmanlı zamanında da konuşulduğu yönünde iddialar ortaya atılmıştır. Kimileri ise bu çılgın projeyi, gündemi değiştirme aracı olarak görmüştür. Tüm bunların yanı sıra, bilim insanları bu konuda çeşitli hukuki ve çevresel sorunlar dile getirmiş ve görüş bildirmişlerdir.

Bu görüşler ışığında ise ortaya hukuki olarak iki farklı bakış açısı ön plana çıkmaktadır. Bunlardan ilki, yapılacak kanalın Montrö ile ilgisi olmayan bir ticari devlet düzenlemesi olmasıdır. Bundan kastedilen Süveyş Kanalı örneğiyle daha net açıklanabilecek bir düzenlemedir. Yani Türkiye, bu çevresel ve ticari düzenleme ile ne Boğazlar’dan geçen gemilere bir yasak getirebilir ne de Kanal’dan gemilerin geçmesini zorunlu kılabilir. Kanal’ın kullanılmasını sağlamak açısından Türkiye’nin tek yapabileceği, ticari açıdan kanal kullanımını daha cazip kılarak gemilerin oradan geçmesini sağlamaktır. Bunun dışında, uluslararası alanda düzenlendiği üzere, İstanbul Boğazı’nın Karadeniz’e kıyısı olan ülkelere verdiği haklar çerçevesinde bir değişim olmayacaktır. Yani Montrö Sözleşmesi’nde olduğu gibi bir düzenleme devam edecektir. Öte yandan, Boğazlar’ın önemi açısından değişikliği yorumlayacak olursak; bu ancak ticari etkenler açısından göz önüne alınmalıdır. Nitekim Kanal İstanbul Projesi tamamen ticari gemileri ilgilendiren bir projedir. Elbette burada savaş gemilerini açısından bakıldığında, örneğin “ABD donanmasına Rusya-Gürcistan sorununda izin vermeyen Türkiye’nin bunu bir açıkmış gibi kullanıp Kanal’dan geçirme hamlesi olabilir mi ?” sorusuna ise yanıt belirsiz kalmaktadır. Çünkü bununla ilgili ekstra bir düzenlemenin de hâlihazırda olmadığını bilmekteyiz. Ancak uluslararası alanda bir düzenlemesi olmayacağı anlamına da gelmez.  Bu da ikinci hukuki fikri özetler niteliktedir. Boğaz’daki güvenlik sorununu ve kirliliği ortadan kaldıracağı göz önüne alındığında ise bu proje ile ilgili bir de uluslararası düzenleme girişimi olacağı izlenimi bulunmaktadır. Nitekim günümüz şartlarında Boğaz’ın başka bir alternatifi var denilerek gemileri şuan hakları olan rotadan farklı bir rota göstermek -Kanal’a yönlendirmek- söz konusu olmayacaktır. Yani ikinci görüşe göre Türkiye, Montrö ile ilgili olarak her 20 yılda taraf devletlerin itirazı olmazsa otomatikman güncellenmesi ile ilgili maddeden doğan hakkını kullanabilir, Montrö ile ilgili çevresel faktörleri, İstanbul ile ilgili kaygıları öne sürerek itiraz edebilecek, tarafların tekrar masaya oturmasını isteyebilecektir. 

Tüm bu seçeneklerden yakın gelecekte fazlasıyla ve detaylı bir şekilde haberdar olacağımız aşikardır.

Kaynak:

http://turkish.ruvr.ru/2013_04_25/kanal-istanbul-bogazlar-rejimini-nasil-etkileyecek/

 http://www.hurriyet.com.tr/planet/17666713.asp

http://www.orsam.org.tr/en/enUploads/Article/Files/2013520_Rapor155site.pdf

Hakkında Siyasal Hayvan

İlginizi Çekebilir

Kardak Krizi

Krizin başlangıcı,  iki ülkenin yaşadığı diğer krizlerin aksine, diplomatik olarak çıkmamıştır.  25 Aralık 1995 tarihinde …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.