Gal'de Bir Okuldan kalıntı Abhazya
Gal'de Bir Okuldan kalıntı Abhazya

Kafkasya’da Etnik Çatışmalar Ekseninde “Abhazya” Sorunu

Abhazya sorunu, ilk başta Abhazlar ile Gürcistan Merkezî Yönetimi arasındaki bir sorunmuş gibi gözükse de, bölgedeki diğer güçlerin soruna müdahil olması problemin çözümünde en büyük etken olmuştur. abhazyaBölgedeki sorunun çözümü adına Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Rusya çevresinde birçok uluslararası kuruluş, sorunun çözümüne katkı sağlamaya çalışmıştır ve çalışmaktadır. Sorunun Kafkasya’da istikrarı ve güvenliği tehdit etmesi, Abhazya üzerinden geçen Rusya-Gürcistan-Ermenistan demiryolunun ve benzeri ulaşım hatlarının bağlı kalmasına sebep olması, bölgedeki ayrılıkçı hareketlere “kötü örnek” olarak anılabilmesi gibi nedenlerle de iç içedir. Bakü-Tiflis-Ceyhan gibi küresel nitelikli projeleri tehdidi, bölgesel aktörlerin çözümsüzlükten doğan kontrol dışı coğrafyaları tehdit olarak görmelerine neden olmaktadır. Ayrıca bu bölgede güvenlikten doğan zaafiyetin terörizme neden olabileceği de öngörülmektedir.

Bölgenin Özellikleri

Abhazya, yüzölçümü 8.600 km2 olan, yani Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) dağıldığı dönemde 69.700 km2’lik Gürcistan’ın yaklaşık %12.5’ine denk gelen bir bölgedir. Kafkas Dağları’nın eteklerinde bulunan Sohum (Suhumi) adı verilen kent başkentidir. Ekonomisi turizme, tarıma, ormancılığa ve hafif sanayiye dayanmaktadır. Abhazya ile ilgili resmî ve güncel verilere ulaşmak zor olduğu gibi, en son yapılan nüfus sayımı da 1989 yılındadır. Gürcistan’ın etnik yapısını anlamak adına 1979 yılı kayıtlarının 1989 yılı kayıtları ile karşılaştırılması aşağıdaki gibidir:

pastedgraphic

Abhazya’daki etnik yapı ise aynı dönemler için aşağıdaki gibidir:

pastedgraphic_1
Veriler incelendiğinde, Abhazların Gürcistan’da 1989 nüfus sayımında %1.8’lik bir oranla yer aldıkları görülmektedir. Bu oran Abhazya’da, yani Gürcistan Merkezî Yönetim kontrolünde olmayan bölgede dahi %17.8’lik bir orandır. Yani aslında Abhazlar, kendi yönetimleri olan bölgede dahi etnik çoğunluğa sahip değildirler. Fakat sayımın yapıldığı tarihten beri yaşanan şiddetli çatışmalar ve bölgesel mücadeleden kaynaklanan bölgedeki istikrarsızlık, bölgedeki Gürcü halkın Abhazya’yı terk etmesine ve Abhazya’da ciddi bir nüfus değişimine neden olmuştur. Günümüzde yaklaşık 40 bin Gürcü’nün, Abhazya’nın Gal (Gali) bölgesinde yaşadığı bilinmektedir. Abhazya dini açıdan bakıldığında ise %25 Sünni Müslüman ve geri kalan halkı da Ortodoks Hristiyan’dan oluşmaktadır.

Sorunun Ortaya Çıkışı

Abhazlar, tarih boyunca diğer güçlerin politikalarından dolayı, bölgelerinde hep azınlık durumunda kalmışlardır. SSCB bölgede etnik değişim planları yaparken Abhazya’ya birçok statü tanımıştır ve bu statülerin verdiği hakların, Abhazya’nın çeşitli dönemlerde bölgesel mücadeleler kapsamında kullanılması sağlanmıştır. Gürcistan üzerinden Abhazya’yı kontrol etmeye çalışan Rusya, zaman içerisinde Gürcistan ile yaşadığı sorunları Abhazya gibi bölgelerdeki ayrılıkçı hareketleri destekleyerek çözmeye çalışmaktadır. Bu, bir nevi çevresindeki eski Sovyet Cumhuriyetleri’nin kontrolünü sağlama mekanizmasıdır. 19-20. yüzyıllar boyunca Abhazya ile Gürcistan Merkezî Yönetimi arasında özerklik, çeşitli ayrıcalıklar ve tam bağımsızlık ekseninde birçok kez anlaşılmaya çalışılmıştır; ancak kimi siyasal, kimi ekonomik, kimi askerî nedenlerden dolayı çatışma günümüze kadar gelmiştir. Bolşevik Rusya dahi Abhazya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ni ilan etmişse de bu yapı daha sonra Gürcistan idaresine verilmiştir. Abhazya, her ne kadar ilk anayasasını 1925 yılında kabul etmişse de statüsünün tekrar değiştirilmesi ile Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne bağlı özerk bir cumhuriyete dönüştürülmüştür. 1977 SSCB Anayasası değiştiğinde ise bu statüden doğan haklar Abhazya lehine değişmiştir. 1980’lerden itibaren çeşitli Abhaz aydınları ve önderleri  Gorbaçov’dan çeşitli taleplerle özerk statülerini istemiş ve kendi kaderini tayin hakkı talep etmişlerdir. Lıhnı Deklarasyonu adı verilen ve 1989 yılında Lıhnı Toplantısı’nda duyurulan belgede kendi kaderini tayin ve başka çeşitli taleplerde bulunulmuştur. Hem Abhazya’da Abhazların azınlık durumunda olmaları, hem de kendi ana dillerinde eğitim hakkına sahip olmaları açısından Gürcüler bağımsızlık veya özerklik fikrine sıcak bakamamışlardır. Bu da Gürcistan’ın bağımsızlık sürecine evrilecek protestoların başlamasına ve nüfusun %17’sini oluşturan bir etnik grubun bağımsızlık talebine sert tepkiler verilmesine neden olmuştur. 1989’da Lıhnı Deklarasyonu’nun reddedildiği açıklansa da Gürcistan’daki protestolar şiddetlenmiş, aynı yıl Sohum’da bu durum patlak vermiştir. 1990 yılına gelindiğinde Abhazya Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin Devlet Egemenliği Deklarasyonu kabul edilmiştir. Bu dönemden itibaren Gürcistan ve Abhazya arasında karşılıklı kararlar alınmış küçük çaplı çatışmalar yaşanmıştır. 1992 yılına gelindiğinde “Kılıç” adlı askerî operasyonla Gürcistan tarafı bölgenin kontrolünü eline almışsa da Kafkasya Halkları Konfederasyonu adlı gönüllü birlikler -iddialara göre Rus askerî desteği ile- ve Ermeni Bagramyan Tugayı’nın Gürcistan’a karşı savaşmasıyla Gürcistan kontrolü kaybetmiştir. 1992-93 yıllarında çeşitli ateşkes anlaşmaları imzalanmışsa da bu anlaşmalara pek uyulmamıştır. Son olarak Eylül 1993’te Gürcistan askerlerini Ingur nehrine kadar sürerek bugünkü sınırı belirleyen zaferi elde eden Abhaz tarafı fiilî olarak Gürcistan kontrolünden çıkmıştır. İlerleyen tarihlerde Rusya BDT Barış Gücü adıyla bölgeye 1800 asker yerleştirmiştir.

Tarafların Abhazya Sorununa İlişkin Tutumları 

Çatışan Tarafların Tutumları

1. Gürcistan

Gürcistan bağımsızlığından bu yana üç iktidar değiştirmesine rağmen hiçbir hükümet Abhazya bağımsızlığını tanıma taraftarı olmamıştır. Gamsahurdiya ile gelen milliyetçi hükümet çok sert bir yaklaşım sergilemiş ancak yenilgi iç savaş nedeniyle de kaçınılmaz olmuştur. Dönemin Savunma Bakanı, “97 bin Abhaz’ı yok etmek için 100 bin Gürcü kurban etmeye hazırız” ifadelerini kullanmıştır. Şevardnadze Hükümeti döneminde ise federal bir yapıdan ve Abhazlara özel haklardan bahsedilmiş ancak Abhaz tarafında bu görüş karşılık bulmamıştır. 2003 yılında Saakaşvili’nin gelişi ile süreç daha keskin işlemeye başlamıştır. Öncelikle Acaristan ile ilgili merkezî yönetim sorununu çözen Saakaşvili Hükümeti, sıradaki çözüm noktaları olan Abhazya ve Osetya olacağını duyurmuştur.  Güney Osetya ve Abhazya’ya Gürcistan içerisindeki en yüksek statüyü verecek tasarı üzerinde çalışmalar yapan Saakaşvili Hükümeti, bu dönemde çeşitli formüller üzerinde durmuştur. 2008 dönemine kadar Saakaşvili’nin bölgede izlediği yöntem şöyle sıralanabilir:

  • Gürcistan ekonomisini daha iyi duruma getirerek Abhazların Gürcistan’ı cazip görmelerini sağlamak,
  • Bölgedeki azınlıklarla Gürcistan’ın hiçbir sorunu olmadığı mesajını vermek,
  • Bölge halkını, halkı Tiflis’e davet ederek ve etkinlikler yaparak kazanmaya çalışmak,
  • Gürcistan’ın toprak bütünlüğünü sağlamada kararlı olduğu mesajını vermek,
  • Batılı devletlerin desteğini alarak Rusya’nın rahatsız edici tavrına karşı denge kurmak.

Bütün bu olanların yanında, Mayıs 2005 tarihinde Ruslar’ın BDT Barış Gücü üslerini boşaltarak uluslararası bir askerî gücün bölgeye yerleştirilmesi baskısı yapılmış, Rusya ile ilgili denge kurma çabası devam etmiştir. Geçmişten beri var olan Rusya karşıtlığı, Saakaşvili döneminde açık açık dile getirilmeye başlanmıştır. Rusya ile Gürcistan arasında çeşitli meselelerde karşılıklı restleşmeler olmuştur. 2008 yılında ise Gürcistan’ın kendi ülkesindeki sorunlu bölgelerine yaptığı askerî operasyonlar Rusya’nın sert tepkisi ile karşılaşmıştır ve Gürcistan’ın ateşkes istemesine neden olmuştur. Olanların ardından Rusya, Güney Osetya ve Abhazya’nın bağımsızlığını tanıma kararı almıştır. Sorun günümüzde de Gürcistan açısından aynı şekilde dondurulmuştur. Rusya’nın tutumu nedeniyle Gürcistan konuyla ilgili hiçbir hamle yapamamaktadır.

2. Abhazya

Abhazya açısından sorunun çözümü iki farklı eksende ilerlemektedir. Abhazya ya Gürcistan’dan koparak tam bağımsız bir yapı oluşturacaktır, ya da özerk statüsünü koruyacak bir federatif yapı kuracaktır. 1992-1997 yıllarında Abhazya, federasyon fikrini dile getirmiştir ancak federasyon isteğine bir karşılık bulamayınca bu sefer bağımsızlık fikrine yöneldiğini dile getirmeye başlamıştır. Bu süreçte, 3 Ekim 1999’da, bağımsızlık için bir referandum düzenlenmiştir ve katılan 219.534 kişinin %98’lik oyuyla bağımsızlık kararı alınmıştır. Abhazya yöneticileri, özerk bir cumhuriyet olarak Rusya Federasyonu’na katılmaları gerektiğini defalarca dile getirmiştir. 2004 yılındaki seçimlerde bir takım anlaşmazlıkların ardından, Sergey Bagaşp Devlet Başkanlığı’na seçilmiştir ve seçim tartışmaları devam ederken Bagaşp, Gürcistan Merkezî Yönetimi ile görüşmelere hazır olduğunu belirtmiştir. Hem Gürcistan’dan bağımsız, hem de Rusya’ya bağımlı olmayan bir Abhazya hedeflediğini belirten Bagaşp, 2005 yılında seçimlerin yenilenmesi ile Devlet Başkanlığı ve Başkan Yardımcılığı konusundaki problemler çözülmüştür. Ancak Bagaşp’ın iktidara geldikten sonraki dönemine bakacak olursak, Rusya bağımlılığının azalmadığı hatta arttığı görülmektedir.

İlgili Tarafların Tutumları

  1. Rusya

    İlgili taraflar içinde en önemli olan kuşkusuz Rusya’dır. Rusya, SSCB’nin dağılmasından sonra bölgede kontrolü elinde tutabilmek adına çeşitli sorunları “kaşıyarak” her defasında baskısını kurmaya çalışmaktadır. Nitekim bu çatışmadan doğan en önemli sonuç, Abhazya topraklarında kurulan 50. Rus Askeri Üssü’dür. Mart 1993’te Rus uçaklarının Gürcü askerleri Sohum Operasyonu sırasında bombalaması, Gürcüler ile yaşanan 2008 krizi açısından tarihi bilgiler barındırmaktadır. Rusya’nın bölgedeki halkla ayrı ilişkiler geliştirerek, Gürcistan’a vize uygulaması getirilmesi ve Abhaz halkına iskân verilmesi de bölgedeki politikalarını gerçekleştirmek adına bir başka yöntemidir. Son yirmi yılda Rusya’nın ne kadar kararlı olduğu da 2008 olaylarında görülmektedir. Bu gelişme ile Rusya’da yapılan kamuoyu araştırmalarında Rusya’nın düşmanları arasında ABD’nin de önüne geçerek Gürcistan ilk sıralara yerleşmiştir. 2008 olaylarında Gürcistan’dan ateşkesin şartlarını ağırlaştırarak Saakaşvili’nin istifası bile talep edilmiştir. Ateşkes şartları daha sonra kesinleştikçe Rusya Federasyonu parlamentosunda, Osetya ve Abhazya ile ilgili bağımsızlıklarını tanıyan kararlar almışlardır.

  2. Türkiye

    Türkiye de Abhazya konusunda resmî anlamda bu iki özerk bölgeyi tanımaktan çekinmiş, Gürcistan ile ilişkilerinde çeşitli enerji yollarından dolayı fikir belirtmekten kaçınmıştır. Gürcistan-Rusya arasındaki soruna dönüşen 2008 olaylarında ise beklemeyi tercih etmiştir. Abhaz diyasporasının Türkiye’deki aktif faaliyetlerinden dolayı da Abhazya’nın bağımsızlığı Türkiye’de önemli bir destek bulmuştur. Ancak Abhazya ile deniz yolu üzerinden ticari ilişkileri sürdürmüş, bölgeye ticari mal sevk etmiştir. Hatta o dönemde Gürcü yetkililerin Abhazya’ya ticari mal sevkiyatı yapacak olan gemilere ateş açacaklarını açıklamaları ardından, ilk ateş açılan gemi bir Türk gemisi olmuştur. Genel anlamda Türkiye, “Gürcistan’ın uluslararası alanda tanınmış sınırları dâhilinde” bu sorunun çözülmesini desteklemektedir.

  3. ABD

    ABD hem Abhazya’nın ayrılıkçı hareketini desteklemediğini, Gürcistan’ın toprak bütünlüğünü desteklediğini defalarca belirtmiş, hem de Abhazya halkını Gürcistan’a bağlı kalması yönünde ikna etmeye çalışmıştır. ABD’nin Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) temsilcisi Stefan Minikes, Abhazya Parlamentosu’ndaki konuşmasında, Gürcistan’ın toprak bütünlüğüne vurgular yaparak Abhazya’nın bağımsızlığını hiçbir zaman tanımayacaklarını belirtmiştir. Ağustos 2008 olaylarında Gürcistan’a yeterince destek olamamıştır. Bu hem ABD’de yönetimin eleştirilmesine hem de Gürcistan’daki Batı yanlısı tutumun sorgulanmasına neden olmuştur.

  4. Uluslararası Kuruluşlar

    Uluslararası kuruluşların faaliyetleri çatışma dönemlerinde çeşitli toplantılar ve görüşmeler organize etmek iken, barış gücü askerleri konusundaki fiilî müdahale haricinde aktif uygulamalar pek sık görülmemiştir. Ağustos 2008 olayları sırasında bu kuruluşlar faaliyetlerini daha da sıkılaştırmış, Rusya ile ilişkilerde sorunlar ortaya çıkmaya başlamış, NATO-Rusya Konseyi’nin faaliyetleri durdurulmuştur. Ancak 2010 yılında tekrar faaliyetlerine kaldıkları yerden devam etmişlerdir. Genel anlamda uluslararası kuruluşlar Gürcistan’ın toprak bütünlüğü çerçevesinde bu konulara bakmaktadırlar.

Sonuç

Abhazya gibi etnik toplulukların yaşadıkları yerlerde ayrılık/bağımsız yanlısı eğilim fazlasıyla görülebilmektedir. Özellikle bu bölgelerde küresel veya bölgesel aktörlerin nüfuz etmesi daha kolay olabilmektedir. Sorunun derinleşmesindeki en önemli diğer etken Gürcistan’da yaşanan siyasal istikrarsızlık ortamıdır. Abhazya gibi içe kapalı bir bölgede bu istikrarsızlık her zaman güvensizlik oluşturmuş ve Gürcistan yönetimine genellikle uzak kalmalarına neden olmuştur. Gürcistan tarafı ise bu bölgelerdeki sorunun Acaristan kadar kolay çözülmediğini görerek bu iki bölgenin iç dinamiklerinin daha dirençli olduklarını tecrübe etmiştir. Ancak günümüzde hâlâ yaşanan tüm olaylara rağmen Gürcistan, toprak bütünlüğünün sağlanması yönünde ısrarcı davranacağını açıklamaktadır. Medvedev’in 2008 olaylarından sonra yaptığı açıklamada: “2008’de yaşanan gelişmeler nedeniyle NATO-Rusya ilişkilerinde sıkıntılar devam etse de, durum kötü değil, aynı zamanda bu sürecin iki yeni devlet -Abhazya ve Güney Osetya- ortaya çıkardığını da kabul etmek gerekmektedir.” demiştir.

* Bu makale özeti Güney Kafkasya Toprak Bütünlüğü, Jeopolitik Mücadeleler ve Enerji kitabında bulunan Doç. Dr. Mitat Çelikpala tarafından kaleme alınmış “Kafkasya’da Etnik Çatışmalar Ekseninde “Abhazya” Sorunu” adlı makaleden çıkarılmıştır. Talebi durumunda içerik web sitemizden kaldırılacaktır.

Hakkında Ahmet Aydın

İlginizi Çekebilir

Küresel Kriz ve Paranın Patronları (Kitap Özeti)

Kitabın Yazarı: Doç. Dr. Erkan Demirbaş Sayfa Sayısı: 108 Yayınevi: Nobel Basım Tarihi: Nisan 2013/1.Basım …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir