Japonya ve Çin’in Kutup Politikaları

Günümüz dünyasında etkili olan küreselleşme, küresel ısınma ve benzeri gelişimler Arktik bölgesine olan ilgiyi son on yıl içinde arttırmıştır. Değişen dünya düzeni doğrultusunda Japonya da Kuzey Kutbu’na dair yeni politikalar geliştirmiş ve uygulamaya başlamıştır. Öncelikli olarak ekonomik çıkarlarını ön plana alan Japonya, Arktik ülkelerle ilişkilerini geliştirmeye başlamış ve Arktik Konseyi’ne dahil olarak Mayıs 2013’ten itibaren bölge üzerinde etkili olan devletlerden biri olmuştur.

Günümüzde her geçen gün önemi artan sorunların başında gelen konulardan biri de doğal kaynakların ve enerji yataklarının azalmasıdır. Bu sorun çerçevesinde özellikle bu kaynaklara bağımlı devletler arayış içerisine girmişler ve Arktik bölgesinde ki yer altı zenginliklerini keşfetmeye başlamışlardır.Bu bölge sadece yer altı zenginlikleri ile gündeme gelmemiş, coğrafi konumu itibariyle de dikkatleri üzerine çekmiştir.Çünkü büyük deniz ticareti filolarına sahip ülkeler bu bölgenin kullanıma açılmasıyla yeni daha kısa yolların ortaya çıkacağının ve bunun da masraflarını azaltacağının farkına varmışlardır.Bu bölge üzerinde birçok ülke söz sahibi olmaya çalışsa da benim bu çalışmada inceleyeceğim ülkeler; Çin,Güney Kore ve ağırlıklı olarak Japonya olacak.Asya ülkelerinin bir kısmını oluşturan bu devletlerin seçilmesinde ki neden, bu ülkelerin coğrafi ve ekonomik açıdan Arktik yarışına dahil olabilecek durumda olmalarıdır.

Küreselleşen dünya da kutupların önemi artmaktadır. Bugünkü dünyada ağırlık Ortadoğu’dan kutuplara doğru kaymaktadır. Kutuplarda buzullar altında önemli yeraltı kaynaklarının bulunduğu sanılmaktadır. Bu durum kutupların gelecekteki dengeleri değiştireceğini göstermektedir. Tabi bur da daha keşfedilmemiş kaynakların bulunması uluslararası güçlerin dikkatleri buraya yoğunlaştırmasına neden olmaktadır. İşte burayla ilgili politika yürüten devletlerden biride Japonya’dır. Bu tezde Japonya’nın burayla ilgili geliştirdiği projelerden bahsetmektedir. Japonya’nın bu projeler çerçevesinde burada çıkar sağlamayı düşünen uluslararası güçlerle yaptığı antlaşmalar ve işbirlikleri işlenmeye çalışılacaktır.

Kutup bölgelerinde meydana gelen iklim değişiklikleri bölge güçlerinin hem de bölge dışı güçlerin oldukça ilgisini çekmektedir. Bunun  sebebini ise bölgede oldukça fazla yeraltı ve yerüstü kaynakların bulunmasıdır. Bunlar göz önünde bulundurulduğunda daha önce kısır topraklar olarak adlandırılan bu alanların gelecekte yeni çatışma sahnesi olacağıda yadsınamayacak bir gerçektir. Tabi sadece enerji alanında bakmak konunun kapsamını daraltacaktır. Çünkü; konuyu incelerken yeni göç yolları, yeni yerleşim alanları, askeri ve stratejik konumu ve nihayetinde bilimsel faaliyetler de göz önünde bulundurulması konuyu daha açık ve net anlamamıza yardımcı olacaktır. Ayrıca kutupların doğal dengesinin de bozulacağı bir gerçektir ve bunun insanlar üzerindeki olumsuz etkileri de bulunacağını belirtmekte fayda vardır. Bu alanlar sadece bir veya birkaç devletin egemenliğinde olamayacağı da görülmektedir. Bu çalışma imkanların eksiik ve kısıtlı olması sebebiyle yüzeysel bir çalışma yapılmıştır spesifik olarak Asya ülkelerinin kutuplardaki çalışmalarına yer verilmiştir.

Her geçen gün küresel ısınmanın artmasıyla yeryüzünde Kuzey Kutbu ve Antarktika’da buzular erimeye başlamıştır. Bu sebeple de kutuplara sınırı olan veya olmayan birçok ülke gözünü, özellikle son yirmi otuz yıl içerisinde önem kazanan kutuplara dikmiştir. Bu doğrultuda her biri ekonomik alanda politikalar geliştirmektedir. Bu politikalar özellikle kutupları sahip olduğu petrol, gaz, kömür ve yeni rota arayışları üzerine olmaktadır. Çin gibi ekonomik alanda büyük gelişme göstermiş uluslararası piyasalarda adını fazlasıyla duyurmuş olan bir ülke kutuplar üzerindeki hedeflerden geri durmayacaktır. Çalışmamızın Çin’in Buzullara Yönelik Politikaları ve Ekonomik hedefleri adlı altıncı bölümünde bu konular üzerinde durulacaktır. Sebep- sonuç ilişkisi kurulacak ve elimizden geldiğince size açıklanacaktır.

1.Kutuplarla İlgili Politikaları

Son beş yıl içinde, sekiz Arktik devletleri tarafından yılda bir yayımlanan kapsamlı Arktik stratejileri vardır. Bölgede artan siyasi ilgi göze çarpmaktadır. Burada arktik devletleri ve bu devletlerin bölgedeki politikaları incelenecektir.

Kuzey Kutbu ülkeleri arasında güvenlik, egemenlik, ekonomik ve iş geliştirme, sürdürülebilir ve bölgesel kalkınma, çevre koruma ve iklim değişikliği, güvenlik, arama ve kurtarma, insani boyut ve halklar, araştırma ve bilgi, uluslar arası ilişkiler temaları arasında benzerlikler ve farklılıklar bulunmaktadır. Kısacası kuzey kutbuna dair politika yürüten ülkelerin strateji ve çıkarları farklıdır.[1]

Artik politika öncelikleri farklı olsa da, her Arktik üyesi olan ulus egemenliği ve savunma, kaynak geliştirme, nakliye yolları ve çevre koruma konusunda endişe duymaktadır. Kuzey Kutbu’nda birkaç sınır ve kaynak anlaşmazlıkları çözülememiş olsa da, Arktik ulusların, bölgede barış ve işbirliğine yönelik geniş bir konsensüs içerisinde yer alan politika direktifleri dikkate değerdir. Ve Arktik sularda nakliye, turizm ve kaynak geliştirme ile ilgili düzenlemeler üzerinde anlaşmaları güvence altına almaya çalışmışlardır.[2]

Kuzey Kutbu ve Kuzey işleriyle ilgili ulusal stratejiler ve devlet politikalarının son yansıması Arktik devletlerin sekiz hükümeti tarafından büyümeyi apaçık gösteriyor. Kendi kuzey bölgelerine doğru bu devletlerin yanı sıra tüm Arktik faiz bölgesi tarafından aynı ilgi gösterilmeye başlanmıştır. Çin, Japonya ve Asya’da Güney Kore de dahil olmak üzere bölge dışından birçok güçler, Avrupa birliği; Fransa , Almanya, İngiltere gibi ülkeler örnek olarak gösterilebilir. Bu karşılaştırılması gereken bir durum çünkü Arktik bölgesine olan ilgili sadece arktik ülkeleri tarafından 1990’ların başından beri mevcut durumdaydı. Kuzeye doğru ilginin arttığı belirgin bir şekilde görülmektedir.Sadece iki ülke – Kanada ve Norveç – ” açık Arktik politikası ” ile Kuzey Kutbu ülkeleri yanı sıra, gündemleri ve gelişmekte olan Arktik stratejileri ve devlet politikaları ile göze çarpmaktadır.[3]Sonuç olarak, kayda değer verilen bilgiler yorumlanabilir. Arktik ortamda 21. yüzyılda multi- fonksiyonel ve küresel değişimler, jeopolitik ve ekonomik değişimin yanı sıra Kuzey güvenliğinin sağlanması da önemli bir noktadır. Kanada, Finlandiya, İzlanda, İsveç ve ABD verilen bu önemin nedenlerinipotansiyel bir sonuç olarak egemenlik, güvenlik riskleri ve tehditleri, dar- genişiklim değişikliğinin etkilerinin dünyayı tehdit etmesi olarak belirtmektedir. Finlandiya ve İzlanda buna karşılık biyolojik çeşitliliği ve insan boyutunu vurgulamaktadır.[4]

Bugüne kadar Arktik Konseyi üye ülkeler bu konuya dair yasal bağlayıcı araçlar olarak iki anlaşma imzaladı; birincisi 2011 yılında bölgede arama ve kurtarma anlaşması, ikincisi ise 2013 yılında Çin, Japonya, Singapur, Güney Kore gibi devletler üye olurken ‘denizlerde petrol kirliliği için hazırlık ve müdahale anlaşması’ imzalandı.[5]

1.1.Japonya’nın Arktik Politikası: Birçok Parçaların Toplamı

Çin ve Güney Kore gibi Japonya’nın Kuzey Kutbu’ndaki çıkarları gün geçtikçe büyüyor. Japonya Arktik bölgesini çok önce keşfetmiştir ve Japonya’nın kutup araştırma konusunda uzun bir geçmişi vardır. Bu durumun kabulü Japon hükümeti tarafından teşvik edilmektedir. Ancak, Japon hükümeti birleşik bir strateji dahilinde işleyen bir birleşik, çapraz bakanlık görev gücü oluşturmadı.  Japon hükümetinde bakanların yatay işbirliği nadirdir yönetim, iş ve sanayi çıkarlarının çoğu zaman kritik bir rol oynaması belirli özelliklerinden kaynaklanıyor. Japonya, önemli mali veya lojistik avantaj kazanmak için Arktik’ in çok kırılgan olduğu sonucuna varmışlardır ve merkezi bir strateji oluşturmak için hükümete yeterli baskı uygulamamıştır. Japonya’nın Arktik bölgedeki doğal kaynaklara erişmek için yasal dayanağı yoktur bu nedenle kıyıdaş devletler ile işbirliği içinde uluslararası araştırma ve geliştirme yapmaya endişeli yaklaşıyor. Denizcilik sektörünün görüşleri zamanla değişebilir ve enerji güvenliği için Japon hükümetinin tutumu bu açıdan bakıldığında 2011 yılında nükleer kaza nedeniyle güvenlik ve işbirliği sorunları yaratmıştır. Japonya’nın Arktik politikasının kapsayıcı hırsı, çıkarlarını güvence altına almak için geleceğe dair tohum niteliğindedir.[6]

Japonya 1957 yılından bu yana bunu yaparken, kutuplarda araştırma yapmaya çalışan birkaç Batılı olmayan devletlerden biri olmuştur ve özellikle Antarktika üzerinde durmuştur.[7]

1990 yılında, Japonya resmi olarak Arktik araştırma topluluğuna katıldı. Batılı olmayan Arktik devlet olarak Uluslararası Arktik Bilim Komitesi’ne(IASC ) üye olmuştur. Kutup Araştırma Enstitüsü, Ulusal Arktik Araştırma Merkezi’nin kurulmasına zemin hazırlamıştır.( NIPR )  Hükümet resmen Arktik Konseyi Daimi Gözlemci statüsü için başvuruda bulundu. O zamandan beri, Kuzey Kutbu ile ilgili bir dizi politika uygulamaya konulmuştur. Mevcut Japonya’da hükümet Arktik üzerinde merkezi bir stratejiye sahip görünmüyor sadece işbirliği için girişimlerde bulunuyor.[8]

1.2.Arktik İle İlgili Aktörler

Japonya yönetim biçimi ve politika uygulamaları doğrultusunda Kuzey Kutbuna dair politikaları yürütecek olan bakanlıklar aşağıda yazıldığı gibidir:• Eğitim, Kültür, Spor, Bilim ve Teknoloji Bakanlığı bilimsel konular ile ilgilenir.• Dışişleri Bakanlığı ( DB ) Arktik diplomasisi ile • Arazi Bakanlığı, Altyapı, Ulaşım ve Turizm araştırmalarıyla ilgilenir.Şu anda Arktik araştırmaları 10 Japon üniversitesi ve araştırma enstitüleri tarafından yapılmaktadır. Bunlar şunları içerir:• Polar Araştırma Ulusal Enstitüsü ( NIPR ) : Japonya’nın Arktik araştırma merkezidir. Arktik Araştırma Merkezi ve Norveç gözlemevleri çalışır.Arktik ve Antarktika üzerinde birkaç karşılaştırmalı araştırma projeleri bulunmaktadır.[9]• Deniz – Dünya Bilim ve Teknoloji ( JAMSTEC ) Japonya Ajansı: Genel anlamda Kuzey Kutbu üzerinde bir araştırma programıdır.• Japonya Uzay Keşif Ajansı ( JAXA ) : Bunu kullanarak denizde su sirkülasyonunu, sera gazlarının etkisini ve özel uyduları izleme çalışmaları yapılmaktadır.

Arazi, Altyapı, Ulaştırma ve Turizm Bakanlığı (MLIT) Artik’e dair nakliyeden sorumludur. Kuzey Deniz Rota ile ilgili politikasını formüle eder ve ilgili bilgi sağlayan kuruluştur. 2012 yılı mart ayında MLIT güvenlik strateji ve işbirliği sağlamak için politikalarını duyurdu. Savunma Bakanlığı (MOD) Arktik güvenliği ile kendi çalışmalarını yürütmektedir. Kutup Araştırma Ulusal Enstitüsü (NIPR) kutuplar üzerinde araştırma yürütmektedir.1970’lerden beri Kuzey Kutbu’nun üst ve süper-üst atmosfer üzerinde inceleme yapmaktadır.1992 yılında Arktik gözlem merkezi kuruldu.[10]

Kutup bölgelerinde deniz faaliyetlerini yürütmek için Japon hükümetinin kapasitesi dikkate alındığında, Japonya üç buzkıran sahibidir; Shirase, Soya ve Teshio. Shirase, Japon Deniz Öz Savunma Kuvvetleri ( SDF) himayesi altındadır. Bu nedenle sahası üzerinde yasal kısıtlamalar vardır. Şu anda Japon Öz Savunma Kuvvetleri dahilinde, Shirase yalnızca kaynak olarak kullanılabilmektedir. Yukarıda belirtildiği gibi, Japonya dış bağlantılar arasında Arktik bölgesinde bilimsel açıdan özel bir ilgi sergiledi.[11]Soğuk Savaş döneminde bir Kuzey Kutbu Uluslararası Arktik Bilim Komitesi’ne  ( IASC ) katıldı. Üç yıl sonra, Gemi & Okyanus Vakfı başlığı altında altı yıllık bir araştırma projesi başladı. Daha sonra ‘ Uluslararası Kuzey Deniz Rota Programı ( INSROP ) adı verildi. Japonya’da bu büyük proje özel vakıfların finanse ve işbirliği içinde yürütülmüştür. Bunlardan biri Nippon Vakfı’dır. Aynı zamanda, Gemi & Okyanus Vakfı tarafından Japonya Kuzey Deniz Rota Programı yürütülmüştür. Bu arada, Aralık 2004’te, Bakanlar nezdinde Bilim ve Teknoloji Politikası Konseyi toplandı. Dünya Gözlem ve Tanıtım Stratejisi üzerinde anlaştılar. Bunu gerçekleştirmek için Japonya’nın amacını dahil ederek kutup politikaları uygulanmaya konuldu.Ancak, Arktik konusu 2009’a kadar Japonya’da kamuoyunun dikkatini çeken önemli bir konu değildi.[12]Nisan ayında Japon Dışişleri Bakanı yardımcısı devletin 50. yıldönümünde resmi bir açıklama yayınladı. Antarktika Antlaşması ve de Daimi Gözlemci statüsü için başvuruda bulunan Japonya’nın niyetini açıkladı.Arktik Konsey Temmuz 2009’da, Japon hükümeti tarafından resmen sunulan birArktik Konseyi Daimi Gözlemci statüsü için başvurusunu kabul etti. Kasım 2010 yılından bu yana Japonya temsilcileri Arktik Konsey toplantılarına katılmaya başladı. Bu başlangıçlar da ülke çapında, büyük ölçekli bilimsel araştırma projeleri tarafından desteklenmektedir. Japonya Mart 2010’ da kurumsal işbirliği konusunda bir taslak raporunu teslim etti. Haziran 2010’da ,’ Arktik Araştırma Sınav Çalışma Grubu ‘ kuruldu.MEXT içinde ve Ağustos 2010 yılında kurulan Çalışma Grubu, bir ara rapor yayınladı. Politikaların uygulanmasını kolaylaştırmak amacıyla Arktik Çevre Araştırma Konsorsiyumu kurmayı önerdi. İlgili araştırma kurumları arasında Arktik araştırmaya dair işbirliğinin güçlendirilmesi gerekmekteydi. Arktik İklim Değişikliği Araştırma Programı geliştirilmesi de tavsiye edilmiştir ve aynı dönemde bu kuruluşlara fon sağlamak amacıyla girişimlerde bulunmuşlardır. Bu kuruluşların finansmanının 2015 yılına kadar genişletme amacı ortaya konmuştur. Bu finansmanın dayanağı, Arktik Çevre Araştırma Japon Konsorsiyumu ( JCAR ) idi. Mayıs 2011 yılında NIPR altında kuruldu.[13]Bu arada, 2011 Nisan ayında, Savunma Araştırmaları Ulusal Enstitüsü Kuzey Kutbu’nun geleceği üzerine yıllık raporunu yayınladı. Kuzey Kutbu’nun geleceği üzerine bir bölüm içeren ‘Doğu Asya Stratejisi 2011 Genel Bakış’ başlıklı rapor büyük ilgi topladı. Japon hükümetinin tutumu, genellikle Japonya çevreleri tarafından memnuniyetle karşılandı.[14]

1.3.Arka Plan

Daha önce de açıklandığı gibi, Kuzey Kutbu’nda Japonya’nın çıkarları birkaç gruba ayrılabilir. Arktik politikası artık bir kamu hizmeti olarak görülmeye başlamıştır. Japon ‘ demir üçgen ” politikacıları ve otoriterorganize olan iş aktörlerinin bunda büyük etkisi görünüyor. Bu aktörlerin kombinasyonu olabilir, ancak daha önce üçgenin unsurları dikkate alınmalıdır. Herhangi bir eylem yapıldığında bu konuda anlaşma anlamına gelir. Kutupların korunması ve Arktik çevre anlayışı, hükümete göre birincil sıradadır.[15]Japonya konuya dair şu açıklamayı yapmıştı:’ Arktik‘te angajman hedefliyoruz. Kuzey Kutbu’nda buz kaplı alanlar iklim nedeniyle gitgide azalıyor. Bu olumsuz durumu değiştirmek ve küresel düzeyde ekonomiye olan etkisini ortadan kaldırmak amacıyla çalışıyoruz.’ Japon hükümetinin görüşü Arktik’in “Tüm ülkelerin ortak bir parçası ‘olarak kabul edilmesi gerektiğidir. Bu alanlar insanlığın mirasıdır ve uluslararası toplum bu alanı korumak ve huzurlu kullanmak durumundadır. Bu nedenle Japonya bu çevreyi korumak için uluslar arası toplumun bir parçası olarak bu konuda gerekli çaba ve özeni gösterecektir.[16]

1.3.1.Ekonomik Açıdan

Japonya dünyanın en büyük ticaret uluslarının önde gelen ancak birkaç doğal kaynaktan yoksun ülkelerden biridir. Bu nedenle doğal olarak navigasyon sorunları ve Kuzey Kutbu’ndaki doğal kaynaklarla yakından ilgilenmektedir.Japonya ve Avrupa arasında gezinme mesafesini azaltma çalışmaları devam ediyor. Yeni geliştirilen projelerle var olan bütün problemler büyük ölçüde azaltılabilir. Kuzey Kutbu’nda doğal kaynaklar açısından önemli atılımlar yapmaktadır.

1.3.2.Güvenlik Açısından

Japon hükümeti, Kuzey Kutbu’nda Japon deniz varlığını gerektiren herhangi koşul öngörmemektedir. Öz – Savunma Kuvvetleri Japon gemilerini talep halinde kabul eder. Bölgede güvenliği korumak ve denetim altında yapmak için bu bir ön koşuldur. Ancak, SDF ne denizcilik sektörü ne güvenlik gibi durumları öngörmektedir. Bu nedenle, Arktik Okyanusu istikrarlı kullanımı Japonya yararına olacaktır. Var olan Arktik devletlerle işbirliği ve uzlaşı yoluyla bilgi ve buzkıran teknolojisi dahil olmak üzere çeşitli yönleriyle kıyıdaş devletler ile beraber hareket etmesi Japonya ulusunun yararına olacaktır.Bu arada Japonya’da meydana gelen nükleer kazalar sonrası güvenlik ve enerji konuları öncelikli olmuş ve Kuzey Kutbu’nun zenginliklerinden yararlanma çabaları artış göstermiştir.[17]

1.3.3.Yönetim Açısından

Japonya, Arktik Okyanusu kıyı devletlerinden biri değil ve Spitsbergen Antlaşması çerçevesinde verilen haklara bakacak olursak, Japonya’nın uluslar arası hukuk açısından herhangi bir toprak talebinde bulunma hakkı yoktur.Japonya uluslararası platformlarda Kuzey Kutbu ülkeleri ile işbirliği istemiştir. Arktik Konseyi Daimi Gözlemci statüsü için yapılan istek doğrultusunda Japonya’nın uygulaması için ciro yapıldı. Sonrasında Kanada ( Mayıs 2010 ) ve Norveç’te (2011)  Tokyo’da Norveç ve Fin elçilikleri Arktik politikalarını tartışmak amacıyla konferanslar düzenlendi.Bilimsel araştırma genellikle Kanada, Norveç ve Rusya ile işbirliği içinde yürütülmektedir. Japon devlet idaresi, iş ve sanayisi özellikle karakteristik çıkarları devlet politikasının oluşturulmasında kritik bir rol oynar, aynı zamanda Japonya’nın Kuzey Kutbu politikası görülmektedir. Arktik kamu yararına mevcut yükselişi kısa vadede belli olmasa da uzun vadede kendisini göstermiştir.[18]

1.4. 21.Yüzyılda Japonya

Arktik Konseyinde gözlemci üye konumundaki ülkeler içerisinde Doğu Asyalı ülkelerin Arktik bölgesine yönelik ilgilerinin son yıllarda ivme kazandığı görülmektedir. Bu bağlamda Çin, Japonya ve Güney Kore, Konsey bünyesinde daimi gözlemci statüsü için çaba göstermiş ve Mayıs 2013’te hedeflerine ulaşmıştır. Üç ülkenin de Konsey’de daimi gözlemcilik statüsünde ısrar etmesinin altına; Küresel ısınmaya bağlı olarak yaşanan ekolojik değişimlere yönelik çözüm üretme sürecine katılma, bölgedeki deniz yolu geçişinde ayrıcalık kazanma ve doğal kaynakların keşfi ile işletiminde pay elde etmeye çalışma hedeflerinin yattığı söylenebilir.1993 yılında hükümetler arası bir forum olarak kurulan Barent-Avro Arktik Konseyi bölge ile ilgili faaliyet gösteren diğer bir uluslar arası teşkilattır. Halihazırda forumun üyeleri Finlandiya, İzlanda, Norveç, Danimarka, İsveç ve Rusya Federasyonu oluşturmakta, Kanada, ABD, Fransa, Birleşik Krallık, İtalya, Hollanda, Almanya, Japonya ve Polonya da gözlemci ülke sıfatıyla forumda yer almaktadır. Forumun ele aldığı projelere kısaca göz atıldığında çevrenin korunması, yerli halkların yaşam koşullarının iyileştirilmesi, genç girişimcilerin bölgeye dönük yatırım yapmalarının teşvik edilmesi, bölgedeki altyapı hizmetlerinin ve balıkçılık faaliyetlerinin geliştirilmesi gibi işbirliğinin nispeten daha kolay olduğu alanların ele alındığı ancak enerji  kaynaklarının keşfi ve işletimi konularının göz ardı edildiği ifade edilebilir.[19]

Doğu Asya bu yüzyılda en karmaşık jeopolitik alanlardan biridir ve karmaşık birbirine bağımlılık, rekabet sonucu Arktik, Uluslar arası ilişkilerde yansımasını bulmaya doğru gidiyor. Bir deniz ülkesi olan Japonya, doğrudan ya da dolaylı olarak ABD ile stratejik uyum yoluyla Arktik üzerinde etkili olmaya çalışıyor. Çin’in potansiyel rolü ve çıkarları karşısında bu bölgede Japonya’nın stratejik duruş sergilemesi ve Tokyo’nun en olası Arktik politikalarını ve çıkarlarını ortaya koyması göze çarpmaktadır.[20]

Japonya’nın bu Arktik siyaseti, çekici bir hükümetler arası yaklaşımını benimsiyor olması ilginçtir. İçinde Uluslararası İlişkiler Japon Enstitüsü tarafından Japon hükümetinin talebi üzerine yaptırılan araştırma, ve sonucundaki tavsiyeler Arktik gücünün somut bir denge kurulmamış aynı zamanda gelişmekte olan ve gelişen politika alanı olduğunu gösteriyor. Bu dinamik bağlamda, Japonya alakalı bir bölgesel aktör haline gelebilir. Öneriler yapılandırılmış bir formatta belirtilmiştir; hükümetler arası kişiler için çeşitli önceliklere odaklanmak, kıyıdaş devletlerle karşılıklı ekonomik çıkarlarını uyumlaştırmak, Amerika Birleşik Devletleri ile Arktik işbirliğinin yoğunlaştırılması, Denizler Kanunu (BMDHS) üzerine  Birleşmiş Milletler Sözleşmesi ile çalışan, çevre koruma ile ilgili önde gelen diplomatik çabaları güçlendirmek ve tek bir devlet varlığı içinde Arktik araştırma ve politikalarını merkezileştirmektir.[21]

Japonya’nın zengin bir ülke olduğunu belirtebiliriz ancak ekonomisi sanayi üretimine dayandığından enerji ihtiyaçlarını ve yakıt malzemeleri ithalata bağlıdır. Sadece bir örnekle bu bağımlılığı göstermek gerekir: Amerika Birleşik Devletleri Enerji Bilgi İdaresi’ne göre, Japonya enerji arzı açısından kendi kendine yeten sadece %16 oranında güce sahiptir. İthal edilen ürünlerin ilk sırasında sıvılaştırılmış doğal gaz,  ikinci sırada kömür ve petrol üçüncü sıradadır. Japonya için, Arktik ülkenin dünyadaki konumu nedeniyle derin ve karmaşık etkileri olan stratejik bir fırsattır. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki jeopolitik yönelim dramatik bir değişimi göstermektedir. Önemli ölçüde Arktik diplomasisinde bir artış olmadan Japonya’nın uluslararası ilişkilerini yeniden düzenlemesi ve Tokyo’ya bölgede güç bir pozisyon verilmesi gerekmektedir.[22]

Tokyo, bazı siyasi riskleri maske yaparak bu risklere karşılık ithalat ilişkilerini çeşitlendirdi. Bu yılın Mayıs ayında, Japonya’nın İran’dan olan petrol ithalatını iki katına çıkarmak için  Washington yaptırım uygulama yoluna başvurmuştur. Bir önceki yıla göre değişiklik yapılarak ve sonrasında altı ay Tahran ile iş üstlenen Japon şirketleri dikkat çekmiştir. Fukushima faciası sonuçlarıyla uğraşmak zorunda kalan Japonya geleneksel enerji kaynaklarını daha da önemli hale getirmiştir ve pragmatik bir iş anlayışı ile  bu özel durumda siyasi gerginlik bozulmuştur. Arktik Japonya’nın ekonomik ihtiyaçları için stratejik bir alternatif sunuyor ve aynı zamanda çok daha düşük olan siyasi maliyetleri vardır. Bu olasılığın canlılığı, en büyük doğalgaz ihracatçısı Rusya’nın, Kuzey Rotasına, Japonya’ya etki edebileceği olarak görülmektedir. Demir, demir alaşımları ve diğer metaller veya elektronik ya da askeri / Uzay programları gibi yüksek katma değerli ihracat ürünleri imalatında kullanılan mineraller (örneğin elmas) gibi endüstriyel amaçlar için kullanılacak ürünler ve hammadde ithalatı için potansiyeli olduğunu gören Japonya’nın Kuzey Kutbu ile ilgilenmeye başladığını söyleyebiliriz.[23]

2.Çin, Japonya ve Arktik

Mayıs 2013’te yaşanan birçok tartışma ve spekülasyondan sonra altı devletler Kiruna bakanlar toplantısında Arktik Konseyi yeni gözlemcileri olarak kabul edildi.Bu altı devlet; Çin, Hindistan, Japonya, İtalya, Singapur ve Güney Kore’dir.Asya gözlemci devletlerinden Çin’in ve Japonya’nın üzerinde durulacaktır.Çin hükümeti Çin’in çıkarları doğrultusunda Kuzey Kutbu’nda Arktik araştırmalarını artıracağını duyurur.Bu araştırmalar Kuzey Kutbu’nda riskleri ve fırsatları değerlendirmek amacıyla yapılacak çalışmalar idi.Bu durum 2013 yılında çok dikkat çeker.Birkaç hafta içinde yapılan Arktik Konseyi Bakanlar Toplantısı sonrasında Çin, Şanghay Çin-Kuzey Kutup Araştırma Merkezi ve Çin Kutup Araştırma Enstitüsü kurmayı planladığını açıkladı.Japonya’nın ise Arktik bölgesine yaklaşımı zayıf profilli olmuş tam olarak aktif bir tavır sergilememiştir.19 Mart 2013’te Dışişleri Bakanlığı Arktik İşleri konu ile alakalı bir özel elçi atar ve 28 Mart’ta Uluslararası İlişkiler Japonya Enstitüsü dışişleri ve güvenlik konularına odaklanan özel bir Japon think-tank politikası oluşturur.Bu çerçevede Arktik Yönetim ve Japonya Dışişleri Stratejisi konulu bir rapor yayınlanır.Enstitü geleneksel harici danışman olarak hareket etmiş ve Dışişleri Bakanlığı ile yakın bir ilişki içinde olmuştur.Rapor, Japon hükümetinin altı konu üzerinde ki politika önerileri ile son bulmuştur: 1. Kaynak arama ve geliştirilmesine ilişkin Arktik kıyı devletleri ile yakın ilişki kurmak, 2. Programın BM politikalarına uygun uygulanmasını güvenceye almak, 3. Arktik konularında ABD ile daha yakın iş birliği inşa etmek, 4. Japonya’nın bilgi ve çevre teknolojisini kullanarak çevrenin korunmasında öncü bir rol almak, 5. Arktik diplomasisini daha aktif hale getirmek, 6. Kabine içerisinde Arktik karar merkezi kurulması ve Arktik politikası için hükümet sisteminin güçlendirilmesi.Bu önerilerin Japon hükümeti tarafından ne kadar uygulanıp uygulanmayacağını zaman gösterecek fakat raporun tamamına bakarak Japonya’nın Arktik bölgesinin önemini anlamaya ve bunun doğrultusunda politikalar geliştirmeye başladığını söylenebilir.Bunu takiben Okyanus Politikası Japon Temel Planı nisan ayında yenilenir.2012 yılına kadar Arktik konusunda genelde pasif olan Japonya’nın yeni politikaları dahilinde Arktik kelimesinin on sekiz defa geçtiği ve buna vurgu yapıldığı görülür.Japon hükümeti de Almanya ve Kanada ile birlikte yenilenen ikili bilim ve teknoloji işbirliği anlaşmalarına Arktik bölgesine bağlı olarak dahil olmuştur.Çin ve Japon hükümetlerinin faaliyetleri Arktik politikalarını pekiştirmeleri açısından kademeli bir süreç olarak görülmektedir.Arktik’i güvenlik açısından stratejik bir önemli nokta olarak görmektedirler.Kuzeydoğu Asya devleti olan Japonya ekonomik büyüme sağlayarak bölgede ki etkinliklerini artırmayı ve küresel alanda ki değişimleri ülke ekonomisine uyumlu hale getirmeyi amaçlar.[24]

2.1.Japonya ve Rusya İlişkileri

‘’Japonya, Rusya ile ısınma bağları sayesinde Kuzey Kutup potansiyelini artırmak ve Çin’in iddialı politikaları konusunda ayakta kalmak için destek kazanmak istiyor. Arktik Konseyi içinde ki en önemli oyuncu olan Rusya ile yapılan çalışmalar Japonya için büyük bir fırsat olmakla beraber Japon enerji denizcilik şirketlerinin ve bilimsel kurumlarının Arktik’e erişimine izin verilmiştir.’’[25] Doğu Asya ülkelerinin enerji güvenliği konusunda gündemin üst konumlarındayken 2014 yılında dünya siyasetinin merkezine taşınır. Son zamanlarda bölgede güçlü bir dayanak oluşturmak için çabalar hızlanmıştır.Bu çabalar Arktik satranç tahtasında önemli bir role sahip Rusya ile oyuna dahil olmaya çalışan Tokyo arasında ki atılım çabaları dikkat çeker.Başarılı bir Japonya-Rusya yakınlaşması iki ülke içinde bir oyun kurucu olarak hizmet potansiyeline sahiptir.

Eylül 2012 yılında Arktik deniz buzları şu ana kadar hiç olmadığı derecede azalma gösterir. Tabi ki iklim değişikliği konusunda çok gerçek korkuları tetikleyen bir nedendir fakat aynı zamanda bölgeyi de bir enerji bölgesi haline dönüştürür. Dünyanın keşfedilmemiş gazının %30’unun ve petrolünün %13’ünün burada olduğu düşüncesi hakimdir.[26]Artı olarak Hürmüz ve Malakka Boğazları gibi dengesiz su yolları üzerindeki bağımlılığın azaltılması için kuzey deniz rotası enerji ithalatçılarına taşımacılıkta alternatif geçit sunar.

Arktik’e kıyıdaş ülkelerin ve Doğu Asya ülkelerinin, bölgenin jeopolitik esası üzerinde sabitlenmiş olmaları şaşırtıcı değildir. Mayıs 2013’te Japonya, Çin ve Güney Kore toplantılarda bulunarak katılım sağlamak ve kendi Arktik stratejilerini sunmak amacıyla Arktik Konseyi’ne daimi gözlemci üye olarak kabul edildiler. Bu üç ülkenin içerisinde özellikle Çin ekonomik, siyasi ve bilimsel girişimleriyle burada aktif olmuştur.

Bölgede ki erken nişana rağmen Japonya’nın Arktik yarışa geç kaldığı kabul edilir. Bölgede ki katılımı henüz 20. yüzyıla dayansa da sadece bir defa kapsamlı bir politika benimsemiştir. Japonya’nın yaklaşımında kıt doğal kaynaklara ihtiyaç duyması ve ithalata olan bağımlılığına yapılan vurgular göze çarpmaktadır. Bu bağımlılığın 2011 Fukushima nükleer felaketi sonrasında daha da büyüdüğü görülür. Japonya Kuzey Kutbu’nda enerji ihtiyacının %84’ünü karşılayabilir. Şu anda dünyanın en büyük üçüncü petrol tüketicisi ve ithalatçısı aynı zaman da dünyanın en büyük sıvılaştırılmış doğal gaz ithalatçısı konumundadır. Sonuç olarak Tokyo açısından Arktik bölgesinde ki geniş enerji kaynakları göz ardı edilemez.Buna paralel olarak dünyanın en büyük ticari filolarından birine sahip Japonya’ya Kuzey Deniz Yolu muazzam faydalar sağlayabilir.Ayrıca Kuzeydoğu Geçidi denen geçit sayesinde seyahat süresi azalabilir ve yakıt tasarrufu yapılabilir.[27]

Rusya egemenlik rejiminden ödün vermemeye dikkat çekerken, Japonya bölgede ki varlığını artırmak için çalışmaktadır. Japonya, Arktik kıyıdaş devletler ile sık sık görüşmelerde bulunurken özellikle Rusya ile yoğun temaslarda bulunur. Cumhurbaşkanı Dimitri Medvedev zamanında Rusya ile Japonya ilişkileri tartışmalı Kunashiri Island ziyaretiyle sarsılsa da Devlet Başkanlığına Vladimir Putin’in seçilmesiyle aradaki buzlar erimeye başlamıştır. Her iki taraf da Çin’in yükselişi hakkında endişe etmek de buna karşı korunmak için yollar aramaktaydılar. 2012 yılında Çin’in buzkıran gemisi Kuzey Denizi’nde gezinen ilk Çinli gemi olunca, Moskova şiddetle Çin’in benzer teklifini görmezden gelerek Arktik Konseyi gözlemci statüsü için Japonya’nın adaylığını desteklemiştir. Ayrıca Mayıs 2013’te Japon enerji şirketi INPEX, Rus petrol devi Rosneft ile Arktika’da ortaklaşa hareket etmek için anlaşmaya varmışlardır. Aynı yıl Moskova 2020 Olimpiyat Oyunları için Tokyo’nun adaylığını desteklemiştir.

Nisan 2013’te Japonya Başbakanı Shinzo Abe Moskova’ya bir ziyaret gerçekleştirmiş ve burada Devlet Başkanı Putin ile yaptıkları toplantılar sonucu yapılan ikili anlaşmalar ve çalışmalar doğrultusunda varılan uzlaşı ve işbirliği dikkat çekmiştir. Ayrıca Japonya ve Rusya t bakanları dahilinde güvenlik ve işbirliği konuları tartışılmıştır. Japonya toplantı yankılarını duyurmada başarısız olsa da daha sonra Amerika Birleşik Devletleri ve Avustralya ile benzer toplantılar düzenledi. Bu toplantılar Arktik Konseyi’ne katılım için önemli birer adım olmuştur.

Aslında Japonya ve Rusya neredeyse doğal güvenlik ortakları olarak düşünülebilir. Kuril Adaları’nın (Japonya’da Kuzey Toprakları olarak da bilinir) durumu, 1945 ABD-Japonya güvenlik ittifakı ve 1904-1905 yıllarında ki savaşlar gibi konular ortaklık için önemli sorunlara örnek gösterilebilir. Yine de her iki tarafın işbirliği yapmaya istekli görünmesi bu ilişkiden önemli faydalar sağlayacakları sonucunu doğurmaktadır.

Ortaklığın Japonya’ya sağlayacağı getirilere bakıldığında; enerji ve denizcilik şirketlerinin, bilimsel kurumların değerli Arktik’e erişimleri imkanı doğacak bu da Tokyo enerji tedarikçilerine ve ulaşım yollarını çeşitlendirmede yardımcı olacaktır. Aynı zamanda Singapur, Şanghay ve Hong Kong gibi Japon limanları rakipleri ile karşılaştırıldığında rekabet avantajına sahip olacaklardır. Son olarak deneyime sahip Rus denizcilerin ve sert hava koşullarına dayanıklı Rus altyapı işçilerinin faaliyetleri Japon şirketlerine büyük yarar sağlayacaktır.

Yakınlaşma Rusya için de faydalı olacaktır. Stratejik çıkarlarının Avrupa’dan Asya’ya kaydığı gibi, Rusya Çin’e karşı korunmak ve Asya’daki diğer ülkelerle güçlü ortaklıklar kurmak konusunda kendisini mecbur hissediyor.Pekin Doğu Asya’da Rusya’nın en önemli müşterisi olmasına rağmen Rusya’nın hala Doğu Asya’daki enerji satış pazarlarını çeşitlendirmek istediği görülmektedir.Çünkü Rusya’nın ihtiyaçları Çin lehine bir durum yaratabilir ve Çin stratejilerini daha kısa sürede uygulama imkanı yakalayabilir.Pekin, Ortadoğu, Afrika, Orta Asya ve Asya-Pasifik’te geniş bir tedarikçi enerji ağı geliştirirken, Rusya sadece Çin stratejilerini kapsayan bir enerji altyapısı inşa etmiştir.Buna ilave olarak da Doğu Asya ülkelerini kapsayacak şekilde müşteri tabanını genişletmek için güçlü bir teşvik vermektedir.

Ayrıca Rus ekonomisinin enerji ihracatına bağımlılığına rağmen ülke, Arktik işlemleri için gerekli görülen teknolojinin elde edilmesinde ana rakiplerinin gerisinde kalmaktadır. Bu açıdan Japon enerji çıkarımı ve deniz operasyonlarının Rus firmalarına önemli yardımları olabilir.[28]

2.2. Japonya, Güney Kore ve Singapur’un Arktik Çalışmaları

Japonya, Güney Kore ve Singapur kendi Arktik çalışmalarını derinleştirmektedirler. Çin ve Hindistan ile birlikte bu devletler de Mayıs 2013’te Arktik Konseyi Daimi Gözlemcileri olarak kabul edildiler.Bu üç ülkenin Arktik ile daha ciddi çalışmalarını olduğuna dair de işaretler vardır.Japon hükümeti gelecekteki çıkarlarını tek seferde korumaya almayı umuyor.Çünkü Japonya’nın Svalbard hariç bölgede ki doğal kaynaklara ulaşmak için yasal bir olgusu yok.Bu çerçevede kıyıdaş devletler ile araştırma ve geliştirme çalışmaları sürdürebilmesi kabul edilir.[29]

Japonya coğrafi olarak göz önüne alındığında Arktik’e kıyıdaş bir ülke değildir.Fakat Arktik’te uzun bir geçmişi vardır.Japonya 1957’den bu yana kutuplarda araştırmalar yapmış ve 1990’dan beri de Uluslararası Kutup Bilim Komitesi’nin bir üyesi olmuştur.Japon hükümeti somut sonuçlar için kredi alıp programlarını inşa ederek teslim etmenin önemine inanıyor.Bu çerçevede Japonya’nın bilimsel araştırma bulgularını genişletmeye yönelik çalışmaları vardır.Örneğin konuyla alakalı bir Arktik büyükelçisi görevlendirilmiştir.Bunun yanında Okyanus Politikası Temel Planı Arktik konuları içerir ve bir de Norveç’te petrol üretimi yapan bir Japon petrol şirketi vardır.İş ve sanayi Japonya’nın Arktik politikasının gelişiminde kritik bir rol oynar.Bu açıdan öncelikle Kuzey Deniz Yolu’nun kullanımını geliştirmek ister.Fakat Rusya Arazi, Altyapı ve Ulaştırma Bakanlığı Rus kıyıları boyunca Kuzey Deniz Yolu’nun kullanımı hakkında hukuki soruşturmalar yapmaktadır.Arktik’te bu tür bakanlık faaliyetleri Japonya’nın iç siyasal arenasında dikkat çekmektedir.

Güney Kore de Japonya gibi ithal enerjiye bağlıdır.Fakat yurtdışında enerji kaynaklarını güvence konusunda biraz geç kalmıştır.Ama Arktik’te enerji gelişim projelerini geliştirmekte tereddüt etmemiştir.Arktik ile ilgili faaliyetler içine nispeten giriş hakkı sayesinde Güney Kore, daha fazla fırsat elde etme şansını yakaladı.2002 yılında da Uluslararası Kutup Bilim Komitesi’ne tam üye oldu ve Svalbard’da ilk araştırma istasyonunu açtı.2009 yılında araştırma gemisi Araon çalışmlarına başlar ve Eylül 2012’de de eski devlet başkanı Lee Myung-Bak Grönland ve Norveç’i ziyaret etmiştir.Politika arenasında Güney Kore Arktik’i daha önce tespit etti ancak Güney Kore’yi Daimi Gözlemci olarak Arktik Konseyi karşılamıştır.Diğer bazı Asya ülkelerinin aksine Güney Kore Arktik’te yeni enerji kaynakları keşfetme konusunda kararsız değildir.Güney Kore hükümetinin Ulusal Temel Enerji Planı 2008-2030 bu kararlılığın yönünü belirleyecektir.Güney Kore için Arktik bölgesinin bir diğer önemi ise ulusal denizcilik konusudur.Bu sayede Güney Kore nakliye çalışmalarında Kuzey Deniz Yolu’nu kullanma imkanına sahip olabilir.Ekim 2013’te Güney Kore bu yolu kullanarak ilk ticari kargo seyahatini gerçekleştirmiştir.Arktik  politikasında Güney Kore, stratejik ve vokal bir aktör olarak görülmektedir.[30] Japonya ve Güney Kore karşılaştırıldığında Singapur’un kutup bölgelerinde biraz faaliyet geçmişi olduğu görülür. Ekvator’un hemen kuzeyinde, Güneydoğu Asya’da bir şehir-devlet olarak Singapur’a Arktik’te önemli bir ilgi gösterilmemektedir. Genellikle Singapur’un rolü Kuzey Deniz Yolu’nun kullanımında küresel bir nakliye merkezi olarak görülür. Ama Singapur Arktik’te uzmanı olduğu ve Singapur ekonomisi için hayati öneme sahip denizcilik ve deniz mühendisliğini burada kullanmayı bir fırsat olarak görür.Singapur aynı zamanda Arktik’te ki yerli halkların tanınmasının da önemini vurgulamıştır.Arktik Japonya, Güney Kore ve Singapur için bir üst politika önceliği olmayabilir belki ama giderek önem kazanmaktadır. Japonya yavaş yavaş Arktik’te Japon hükümeti ve Japon sanayisi için mantıklı olacak yatırımlara hazırlanmakta. Diğer taraftan Güney Kore’nin Arktik ile ilgili beş yıllık planı sağlam devlet desteğinin bir göstergesidir. Fakat plan uygulanması henüz başlangıç aşamasındadır. Singapur ise Arktik ile ilgili bir politikasının olmadığını ancak Arktik kıyı ülkeleri ile karşılıklı anlaşmalar yapmak istediğini belirtir.[31]

Yine de Japonya, Güney Kore ve Singapur dünyanın en büyük ulusal deniz ticaretine sahip ülkelerdendir. Temel olarak da Arktik konusunda karar alma ve kural koyma süreçlerinde aktif rol almanın önemini görmüşlerdir. Yeni durum içerisinde Arktik Konseyi Daimi Gözlemcileri olarak bu ülkelerde iklim değişikliği, bilimsel araştırmalar ve ticari fırsatlar gibi meşru bir durumu savunmak hükümetler ve işletmeler için daha kolay hale gelmiştir.

 3.Arktik Yönetişim ve Japonya’nın Diplomatik Stratejisi

[32]Arktik uzun süre keşfedilmeyen bir toprak olarak kaldı. Küresel ısınmasında etkisi ve buzulların erimesi ile “yeni sınır” kavramı ortaya çıktı. Bu “yeni sınır” kavramı birçok ülkede yapılan konferanslarla dile getirildi. Buzulların erimesi ülkelerin istediği bir durum değildi. Ancak küresel ısınmayla başlayan buzul erimesi böyle bir kavramın ortaya çıkmasına neden oldu. İşte devletler bu ısınma ile başlayan buzul erimelerini durdurmak için bir takım önlemler alma ihtiyacı duydular. Bu önlemleri alan devletlerden biride Japonya’dır. Japonya kendi ulusal çıkarları çerçevesinde alınan bu önlemlere katılmaktadır.

Temel yaklaşım   

[33]Buzla örtülü olsa da Kuzey Okyanusu sudur ve birtakım su kurallarına tabidir. Uluslararası hukukun denizlerle ilgili mevcut kuralları Bileşmiş Milletler Deniz Hukuku(BMDH) sözleşmesinde açıkça belirtilmiştir. Var olan bu kurallar nedeniyle yeni bir Kutup sözleşmesi zor görünmektedir. Ayrıca ABD ve Rusya’yı yeni bir Kutup Sözleşmesi rahatsız etmektedir. Ancak Kutup Sözleşmesi Japonya açısından avantajlıdır. Çünkü bu antlaşma Arktika ’ya kıyısı olan devletlere egemenlik hakkı tanımaktadır. Bu kıyı ülkelere ekonomik bölge veya kıta sahanlığı veriliyor. Bu ülkelerde buralarda kaynak arama ve geliştirme yapmaları sağlanır. Avam’ olarak Arktik gibi doğa olacaktır. Ayıca bu Kutup Sözleşmesini imzalayan devletler Arktik ’inn yapısının farklı olduğunu, küresel ısınmanın bu bölgeyi daha çok etkilediğini ve bu yüzden buzulların diğer bölgelere oranla daha çabuk eridiğini kaydetmektedir. Ayrıca BMDH Sözleşmenin uygulanması oldukça zor olan bir antlaşmadır. Sadece bireysel durumlarda uygulanmaktadır. Örneğin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 134 ‘üncü Coastol Devletleri çevrenin korunması için önlemler alırken bir kıyı devletinin dayattığı navigasyon ister istemez bazı düzenlemelere sorun çıkarmaktadır. Japonya BMDH Sözleşmesine uymakla birlikte kendi ulusal çıkarları için bazı sözleşmeye ters faaliyetlerde bulunabilmektedir. Yani BMDH üzerinde ortak bir görüş yoktur. Japonya ayrıca deniz güvenliği ve çevre dışındaki konularda da projeler geliştirmektedir. Japonya mali kaynaklarını teknoloji alanında kullanmaktadır. Kaynak arama ve geliştirmeleri kıyı ülkelerle stratejik işbirliği içinde geliştirmektedir. Çünkü Afrika’nın dünya petrolünün %13’ünü dünya gazının da %10’nu sağladığı tahmin edilmektedir. Bu kaynakların henüz kullanılmamış olması bu kaynakların önemini bir kat daha arttırmaktadır. Arktik gelecekte küresel enerji arz ve talep dengesine katkıda rol olabilecek önemli bir potansiyele sahiptir. Japonya kendi enerji arzı için bu bölgede aktif olarak rol almaktadır. Bu yüzden kıta sahanlığı üzerinde kaynak arama ve

geliştirmeye önem vermektedir. Bu yüzden Japonya kendi petrol ve gaz aramaları için Ulusal Kurumu(JOGMEC) ve Uluslararası işbirliğinden kredi kullanmaktadır. BMDH Arktik kıta sahanlığını düzenleyen kuralların çekirdeğini oluşturur. Bu antlaşmaya göre kıyı devleti egemenliği vardır. Bu sebeple kıyı başlangıcından 200 deniz mili uzaktaki suları ve 200 mili ötesindeki sularda bu kurallar uygulanmaktadır. Japonya’nın Arktik’te  araştırma ve geliştirme yapabilmesi için kıyı devletleriyle işbirliğine ihtiyacı vardır. Bu kıyı devletlerden biride Rusya’dır. Akıntıya karşı Japonya’nın tutumu doğal ve alıcı olmaktır. Bu yönde Japonya’nın bölgede bulunan gaz ve petrol için tamamlayıcı talepleri vardır. Arktik bölgeye olan talep yazın kış kadar yoğun değildir, bunun tek istisnası Avrupa’dır. Avrupa elektrik ihtiyacı için talep yüksektir. Asya da ise kışın bu talep yüksektir. Japonya’nın kararı ise aktif spot alımlar şeklindedir. Japonya buzul ile kaplı sularda ham petrol dökülmeleri için önlemler almaktadır. Arktik okyanusu petrol sahası geliştirmenin yanı sıra temel araştırmalar sırasında yaşanan kazaları önlemek içinde tedbirler almaktadır. Çevre koruması içinde birtakım projeler hazırlanmaktadır. Her durumu bölgede kaynak arama ve geliştirme olarak görmektedir. Japonya bölgede kıyı devletinin egemenlik haklarının tanınmasını ve kazı-kazan şeklinde tanımlanan işbirliğine gitmektedir. Japonya’nın kaynak araması ve geliştirmesi yapan devletlerin tecrübelerinden yararlanması Japonya’nın teknolojik uzmanlığını arttırmaktadır. Kazı-kazan ayrıca Japonya’nın enerji güvenliğini arttıran bir girişimdir. Bu işbirliğinin kıyı devletlerine getirileri; istikrar, uluslararası enerji, arz ve talep dengesidir. Son yıllarda Arktik ya yeni nakliye yolları üzerinde durulmaktadır. Bu düşünülen yollardan en önemlisi Kuzeydoğu geçidi olan Rusya’nın kuzey kıyılarıdır. Bu geçiş ile Rotterdam ve Yokohama arasındaki mesafeyi % 34 oranında azaltmaktadır. Kuzey geçidi Doğu geçidinin tersi yönündedir. Tüm bunların dışında bu yolun yapılabilmesi ciddi bir işbirliğinden geçmektedir. Avrupa ve Japonya arasındaki nakliye yolları taşımalık gemileri için uygun değildir.

3.1.Japonya ve ABD İşbirliği

[34]Güvenlik açısından bakıldığında Japonya’yı çevreleyen stratejik ortam sayesinde Arktik okyanusunu kullanımı basitleşti. Eskiden sadece  “was” denilen büyük gemilerle Arktik okyanusunu gezmek mümkün olabiliyordu. Şimdi ise stratejik iş ortaklıklarıyla Arktik okyanusunun büyük buz kütleleri sorun olmaktan çıktı. Artık yeni gemilerle bu olan buz kütleleri bir engel değil. Ayrıca yapılan stratejik işbirliği askeri operasyonların yapılmasını kolaylaştırdı. Çin son yıllarda Arktik kıtasında aktif olarak hareket etmeye başladı. Çin Arktik da ürettiği nükleer silahların performansını arttırmak için denemeler yapmaya başladı. Bunların yanında uzun menzilli silahlarında çok başlıklı silahların denemesini yapmaktadır. Bu durum ABD’nin çıkarlarına ters düşmektedir. ABD bu nedenle gelecekte Çin’in güç kazanmasını engellemek için Çin’e en yakın olan Japonya ile stratejik işbirliğine gitmektedir. Bu durum sadece ABD için değil; Çin’e yakın olan Japonya içinde tehdit yüzden Japonya Arktik kıtasında değişen stratejik koşullar çerçevesinde daha fazla füze savunma sistemi konusunda işbirliğine gitmektedir. Batı pasifik ve Bering boğazı Japonya denizi üzerinden değiştirilmelidir. Rusya içinde ohotsk denizi stratejik çıkarlarını değiştirmesi gerekmektedir. ABD ise var olan stratejik ortamda meydana gelen değişiklikleri önceden fark edip bunun için kendi adına daha kapsamlı bir Arktik politikası geliştirdi.

Bu politikayı Başkan Bush’un Ocak 2009 da aldığı bir karar takip etti. Bu karar ABD donanması tarafından “Arktik yol haritası “ belirlenmesidir. Bu yol haritası Arktik okyanusunda gelecekte meydana gelebilecek değişimleri ve tahminleri kapsar. ABD bu stratejik değişiklikler için çalışmalar yaparken Japonya ne yapmaktadır. Japonya da bu bölgede meydana gelen değişiklikleri inceleme alanına almaktadır. Aynı zamanda Japonya ABD ile işbirliğine gitmektedir. Bu işbirliği sadece kurtarma alanında değil herhangi bir sorun durumunda arama ve kurtarma dâhil her alanı kapsamaktadır.

Washington Antlaşması

1959 ‘da ABD’nin Washington eyaletinde bir antlaşma imzalanıyor. Bu antlaşma ABD, Japonya ve URSS‘nin öncülüğünde 55 ülkenin katılımıyla gerçekleşiyor. Bu antlaşmaya göre Kuzey Arktik dokunulmaz bir statü kazanıyordu. Bu antlaşmaya göre hiçbir devlet veya şirket burada bulunan yer altı kaynaklarını çıkaramayacaktı.

Fukushima Felaketi

[35]Nükleer enerjinin koşulları için Fukushima felaketinden 18 ay sonra Japonya 14 Eylül 2012’de yeni bir enerji stratejisi belirledi. Bu stratejide nükleer enerjiye ihtiyacı olmayan özel bir şirket gerçekleştirecek. Bununla beraber Japonya hükümeti nükleer atıkların kullanımı için kendi üreticisini korumayı başaramıyordu. Bu sırada Fransa da çevre için bir konferans düzenledi. François Hollande bu çevresel konferansı açtığı sırada Japonya da Fossenheim nükleer santralinin 2016’nın sonuna kadar kapalı olacağını duyurdu. François Hollande bu konferansın Japonya’nın aldığı bu kararla daha anlamlı hale geldiğini ifade ediyordu. Japonya yasadığı bu felaket sonrası toplumun çok ağır baskısı altındaydı. Bir yandan medya baskısı bir yandan da nükleer karşıtı eylemler Japonya hükümetini bu kararı almaya zorladı. Tabi baskılar sadece içte değildi dünya kamuoyundan da, Japonya ya baskı yapılıyordu. Ancak bir şey ifade etmekte yarar var; Japonya her ne kadar büyük bir felaket yaşamış olsa da bu felaketin yarattığı yıkıcı etkiden kaçabilmişti. Bu nükleer patlamadan sonra nükleer toz bulutları atmosfere yayılmaya başladı. Japonya rüzgâr enerjisini de doğru kullanarak bu nükleer toz bulutlarının atmosferde birikmesini önledi. Kuşkusuz bu felaket 2. Dünya savaşında ABD tarafından Japonya’ya atılan atom bombaların akıllara getirdi. Ancak Japonya cesaretli bir karar alarak bu etkinin daha fazla büyümesine engel oldu. Japonya bu felaket t oluşturmaktadır. Bu sonrası nükleer enerinin çıkarımında bir sınırlama getirdi. Bu karar Japonya’yı dünya kamuoyunda iyi bir konuma çıkardı. Japonya bu nükleer faciadan aldığı önlemler sayesinde 14 ayda çıkabildi. Japonya hükümeti başkanı bu nükleer enerjinin daha fazla yayılmasını önlemek için iki tane bilim adamı görevlendirdi. Bu bilim adamları Ohi Santrali’ne girecekler ve buradaki nükleer gaz sızıntısını durdurmaya çalışacaklar. Öncelikle bu karar bu iki bilim insanı için çok riskli bir karardır. Çünkü bu insanlar buraya girdiklerinde ağır bir nükleer enerjiye maruz kalacaklar ve bu onların hayatına mal olabilir. Bu iki bilim adamı Ohi santrallere girmeleri çok riskliydi. Tabi bunun yanında bu işin ekonomik boyutu da var. Bu iş maliyeti düşük bir girişim değildi. Bu nükleer santralin kapaması demek Japonya’nın ekonomik açıdan çok büyük bir kayba uğrayacağı gösteriyordu. Bu santrale bilim adamlarının girmesinden Tokyo’da nükleer silah karşıtı eylemler baş göstermeye başladı. Bu baskılar sonucunda ve halktan gelen ağır baskılar sonucunda Japonya Hükümeti nükleer enerjinin azaltılması kararını aldı. Bu karardan bir hafta önce kabinede büyük tartışmalara neden olan bu kararın maliyeti 600 milyar dolardan daha fazla idi. Tabi Japonya bu kararı alırken gelecekte yaşanabilecek 8. Şiddetinde bir depremin riskleri de hesaba katarak bu kararı aldı. Çünkü Japonya aynı felaketin yaşanmasını istemiyordu. Bilim adamları da b şiddette yaşanacak bir depremin riski Takai bölgesinde %87 oranında idi. Böyle bir deprem ihtimali değerlendirilerek bir daha aynı durumun yaşanmaması için Japonya nükleer enerjisinin azaltılması kararını aldı. Japonya alığı bu kararlar doğrultusunda bu nükleer krizden 2040’dan önce çıkmayı hedefliyordu. Bu yüzde Japonya nükleer enerji yerine dönüşebilen kaynakları geliştirme konusunda bir konuma getirdi. Bu yaşanan olaylardan sonra nükleer enerji yerine petrol ve gazın önemi arttı. Bu yüzden Japonya gözünü Arktik ‘e dikti. Çünkü Arktik bölgesinde henüz kullanılmamış üstü buzullarla kaplı petrol ve gaz rezervleri vardı. İşte Japonya buradaki petrol ve gazı kullanmak için kıyı devletlerle ve ABD ile stratejik işbirliği kurdu. Bu petrol ve gaz elektriğin %30’unu karşılayacak. Arıca Japonya endüstride işe yaramayan bir enerji türü olan güneş enerjisi ile de ilgileniyordu. Japonya 2011 yılında 5 tane güneş enerjisi panosuna sahipti. 2009 yılında Japonya hükümeti 28 tane güneş enerjisi panosuna ulaşmak için 2020’yi hedef gösteriyordu. Bu sayının 2050 yılında 58’e ulaşacağını belirtti. Bu güneş enerjisinin nükleer enerjinin yerine kullanacağını ifade ettiler.

3.2.IPPC Raporuna Devletlerin Müdahalesi

[36]Cenevre’deki hükümetler arası iklim değişikliği kurumu(intergovernement panel on Climate Change ) 1988 den bu yana çalışan Birleşmiş Milletler çevre programı(UNEF) ve yine BM ye bağlı çalışan Dünya Meteoroloji Organizasyonu (WMO) tarafından kuruldu. Dünya iklim konseyi olarak tanımlanan IPPC insanların yol açtığı iklim değişikliği üzerine ekonomik, teknolojik ve sosyoekonomik bilgileri; kapsamlı, nesnel ve sonuca yönelik değerlendirme amacı taşıyor. IPPC 2007 yılında iklim değişikliği ile ilgili rapor hazırladı. Ancak hazırlanan bu rapor bazı devletlerin tepkisiyle karşılaştı. Bu tepkiyi gösteren devletlerden biride Japonya idi. Japonya raporda yer alan kasırga konusundaki sözcük seçiminin değişmesi için ısrar etmiştir. IPPC raporu küresel ısınma sonucunda siklonların kuvvetlerin artabileceğini vurguluyor.

Çıkabileceğinden endişe ediliyor. Bu Katrina felaketinde tüm TV talk Show ve gazete başlıkları birden iklim değişikliği konusuyla dolup taşmıştı. İşte Japonya da böyle bir olayın kendi ülkesinde yaşanmasından kaygı duyduğu için böyle bir kavramın kullanılmasına karşıydı.

3.3.Kyoto Protokolü

[37]Kyoto protokolü 1997 yılında Kyoto da benimsenerek 16 Mart 1988 de New York ta imzaya açılmıştır. Şu ana kadar 84 taraf ülke tarafından imzalanan protokol, henüz yürürlüğe girmemiştir. Protokolün yürürlüğe girmesi için 1990 yılındaki toplam CO2 emisyonunun en az % 55 inden sorunlu sanayileşmiş ülkelerin içinde bulunacağı 55 ülkenin protokolü onaylaması gerekmektedir. Kyoto protokolü uyarınca Japonya CO2 salınımlarını % 6’nın altına indirmeyi kabul etmiştir. Dünya nüfusunun % 4 oluşturan ancak küresel sera gazı emisyonlarının % 25 den sorumlu olan ABD’nin Kyoto Protokolünden çekilmesinden sonra Konferansın ilk günlerinde gözler Japonya ya çevrilmiştir. Ancak Japonya’nın taraf olmasıyla söz konusu % 55 lik oran tutulabilecektir. AB üyesi 15 ülke 1990-99 yılları arasında CO2 emisyonlarını % 4 oranında düşürdüğünü belirtmiştir. Japonya böylelikle ABD, AB ve “G77 /Çin grubundan aksi yönden gelen baskılar altında kalmıştır. Japon Çevre Bakanı Junichiro Koizumu, ABD ile birlikte yer aldığı “Şemsiye Grup” dâhilinde anılan ülkeyi AB ,” G77/Çin “ ile daha uzlaşıcı bir çizgi benimsemesi için ikna etmeye çalıştığı söylemekle yetinmiş Japonya nın tutumu hakkında ayrıntıya girmemiştir.23 Temmuz 2001 sabahı on yıl boyunca sürdürülen müzakereler sonucunda ABD hariç diğer 177 ülke Kyoto Protokolünün ne şekilde uygulanacağı konusunda antlaşmaya varmışladır. Japonya, Kanada ne Avustralya tarafından Protokolü imzalayan devletlerin ağır yükümlülükler aldıkları gerekçesiyle sürdürülen itirazlar, anılan ülkelerin kendi topraklarında ve CDM dâhilinde GYÜ ‘lerde yetiştirecekleri orman arazilerine  (sinks) kredi verilebilmesiyle aşılabilmiştir.

4. Çin’in Kutuplar Politikası

Hepimizin bildiği iklim değişikliği dünyada en çok kutuplar bölgesi ve çevrelerindeki ülkeleri etkilemektedir. Bundan bağımsız olarak dünyanın büyük devletleri, lokomotif olmuş ülkelerinin de ilgisini çekmektedir. Bu alanlar uluslararası toplumun ortak malı sayılmakta ve hiçbir ülkenin toprakları sayılmamakta ve aynı zamanda tüm ülkelerin sadece bilimsel veri toplama , analiz yapma hakkının bulunduğu alanlardır. Önümüzdeki 30-40 yıllık bir dönemde buzulların daha da erimesi ile bu ülkelerin daha çok araştırma yapmalarına olanak sağlamaktadır. Dünyanın lokomotif ülkelerinin kutuplar (arctica, antarctica) bölgesine ilgisinin büyük olmasının yegane sebebi büyük oranda petrol, doğalgaz, sıvı doğalgaz rezervlerin çok olmasından kaynaklanıyor. Buzulların erimesi ise bu rezervlere ulaşımını daha da kolay hale getiriyor. Bu durumun ise kutupların yeni paylaşım savaşlarına ve yeni bir Ortadoğu’nun oluşumuna sebep olması uluslararası kamuoyu tarafınca beklenmektedir. ”Bu tezi destekler nitelikte olan ABD Ulusal İstihbarat Komisyonu tarafından Aralık 2012 de yayımlanan ”Küresel Eğilimler 2030-Alternatif Dünyalar” başlıklı raporda, önüzdeki dönemde gücün doğu ve güneye kayması , değişen iklim koşulları ve kaynaklara yönelik rekabetin artması neticesinde dünyanın odağının değişeceği bu çerçevede Hint okyanusu , Güney Çin Denizi ve Kuzey Kutbu’nun büyük önem arz etmeye başlayacağını vurgulamaktadır.” [38]

Özellikle Kuzey Kutbu ve Kuzey Buz Denizi’nin önemi nakliye açısından gün geçtikçe artmakta. Bunun sebebi ise önümüzdeki 20-30 sene sonra buz tabakalarının daha da eriyip inceldiği varsayılırsa ticari gemilerin bu bölgelerden geçmesi büyük olasılıkla sağlanacaktır hatta Güney Kore 5 ile 10 metre kalınlığındaki buzları kıracak araçların üretimine başladı bu da yeni bir teknoloji yarışını meydana getirmesi bekleniyor.

Özellikle Çin’in dünya pazarındaki payı gün geçtikçe artmakta bu pazarın büyük bir bölümünü Avrupa oluşturmakta. Çin ürettiği malı Avrupa pazarında satabilmesi için Süveyş Kanalını tercih ediyor, eğer ki Kuzey Buz denizinden Avrupa’ya açılsa %40’a kadar tasarruf edebilecek bu durum da Çin ekonomisini daha da güçlendirecek.

Çin kutuplar bölgesi ile bağlantısı olmadığı için  kutuplara bağlantısı olan ülkelerle iyi ilişkiler geliştirme politikası güdüyor. Çin yürüttüğü bu politikalar sayesinde Arktik Konsey’de sürekli gözlemci üye devlet statüsüne gelmiştir. [39]

4.1.Kutuplar Neden Önemli

  4.1.1.Uluslararası Yük Taşımacılığı (Nakliye)

İlk çağlardan bu yana medeniyetler ürettikleri ürünleri dış dünyaya açılarak ticaret yapmışlardır. Tarihteki ilk ticaret merkezleri İpek yolu ve Baharat yoluydu bu yollar sayesinde Asya’nın teknolojileri, bitkileri, madenleri vs. bu yollar üzerinden Avrupa’ya taşınmaktaydı. İlk coğrafi keşiflerin sonucu 1488 de Portekizli kaşif olan Bartelomeu Diaz’ın keşfi ile keşfedilen Ümit Burnu uluslararası yük taşımacılığında o zamanın en önemli merkezi haline gelmiş ve Hint Okyanusu önemli bir ticaret merkezi haline gelmiştir. Bu keşifler sayesinde daha kısa yol olan Ümit Burnu aracılığıyla ticaret yapılmış. Daha sonra açılan Suveyş ve Panama kanalları Ümit Burnunun yerini alarak ticaretin merkezleri haline gelmiş.

Günümüzde ise Çin ;  1,465,000,000,000 USD ($)[40] ihracat rakamı ile dünya pazarında Almanya’nın ardından 2. sırada yer almaktadır. Bu da Çin’in dünya ticaretindeki gücü ve önemini ortaya koymaktadır. Çin küresel ısınmadan faydalanarak ve buzulların giderek incelmesini fırsat bilerek yeni kuzey buz denizini kullanmaya başlamıştır. Çin teknolojisini kullanarak 5 ile 10 metre kalınlığındaki buzları kıracak araçlar üreterek gemilerinin önünü açarak bu yolu dahada etkin kullanmayı planlıyor.

Yeni güzergahlarının kullanılabilir hale gelmesiyle, Avrupa ya da Kuzey Amerika ile Pasifik’teki önemli ticaret merkezleri arasındaki yolculuk mesafesinin bazı yerlerde %40’a varan oranda kısalacağı, bu durumun da Süveyş ve Panama Kanallarındaki yoğunluğu önemli bir şekilde azaltacağı tahmin ediliyor.[41]

4.1.2.Enerji Kaynakları

Sömürgelerin başladığı tarihlerde sömürgeleştirilen yerlerin genel özellikleri yeraltı ve yerüstü madenleriydi,  Ortadoğu ve Kuzey Afrika ilk akla gelen yerlerdir ki hala da enerji kaynaklarının mevcut olması nedeniyle suların durulmadığı yerlerdir. İlk sömürgeci devletler İngiltere, Fransa, ABD, İspanya günümüzde hala büyük devletler olarak gösteriliyorsa Ortadoğu, Kuzey Afrika petrol ve madenlerinin  etkin olarak bu devletler tarafından sömürülüyor kaynaklanıyor.

Günümüzde ise başat güç olma yolunda ilerleyen başta Çin, Rusya Federasyonu, Güney Kore olmak üzere Asya ülkelerini atağa kalktığı aşikardır. Başat güç olmanın ilk ve en önemli şartı ağır sanayide kullanılan ve zenginliğin kaynağı olan petrol ve doğalgazdır. Günümüzde ise son yıllarda yapılan araştırmalarda kutuplar bölgesi (arctica ve antarctica) da bulunan enerji kaynakları başta Çin olmak üzere Asya ülkelerinin dikkatleri kutuplara çevirmelerine yol açmıştır.

Çin’in dünya pazarında başat rol oynamasının bir diğer sebebi kullandığı teknoloji ve ağır sanayidir, başat güç konumunu elinde tutmak istiyorsa yapacağı ilk iş enerji kaynaklarına sahip olmaktır.  ” Kutup bölgesi, başta Alaska ve Batı Sibirya havzaları olmak üzere Dünya üzerindeki keşfedilmemiş toplam enerji kaynaklarının %22’sini barındırmakta. Bu tahmini rezervin, 2007 verileri itibariyle günde 87 milyon varil petrol tabanlı yakıt tüketen global marketin iştahını uzun dönem kapatabileceğini söylemek imkansız.”[42] Bu kadar zengin kaynakların bulunduğu alanlar elbette ki dünyanın başat gücü olma iddiasında bulunan devletlerin gözünden kaçmayacaktır. Yani bu da demek oluyor ki günümüzün yeni Ortadoğu’su kutuplar (Arctic ve Antarctic)’dır. Dünyada yeni bir güç düzeni oluşturulmaya çalışıyor ve oluşturulan bu düzende kutuplar en önemli rolü üstleneceğe benziyor; devletlerin yeni enerji politikaları kutuplara yönelik olacaktır.

4.1.3.Askeri ve Stratejik

Özellikle Kuzey Kutbu stratejik bir özelliğe sahiptir bunun sebebi ise Kuzey Kutbu; Asya, Avrupa, Kuzey Amerika’nın birbirine en yakın olduğu bölgedir. Çin’in en büyük rakipleri olan Rusya Federasyonu ve ABD Kuzey Kutbunda askeri faaliyetlerde bulunması Çin’i harekete geçirmiştir. ABD Alaska’ya kurduğu füze savunma sistemi, Kuzey Kutbunda uzay savunma merkezi kuracağı ardından Rusya Devlet başkanı Vladimir Putin isteği üzerine Kutuplarda üs kurulmasını ve güvenliğinin sağlanması    ”2014 sonuna kadar askeri yerleşimi genişletmeyi planlayan Rusya, 2015’de Arktik bölgesinde hava savunmasını tamamlama”[43] hamlesi Çin’i de o bölgeye çekmiştir. Bu arada Nato’nun kuruluş amacı olan kollektif savunma Kuzey Kutbunda da devreye girmiş çünkü; stratejik öneme sahip Arctic yolunu ve kurulan

istasyonlar, üslerin korunması için bölgenin NATO tarafından asker çıkarması Çin’in de bu yolu izlemesine sebep olmuştur.

4.2.Çin’in Arktika’ya Bakış Açısı

4.2.1.Resmi Tutumu

Çin son yıllarda Artica ile ilgileniyor gibi görünsede aslında Çin’in Artica politikası uzun yıllar öncesine dayanıyor. ”Çin resmi olarak Kuzey Kutbu’na ilk kez 1925 yılında Svalbard adasına

taraf devlet haline gelmiştir.”[44] İlk kez 1920 de imzalanan bu anlaşma aralarında ABD, Norveç, Danimarka, İngiltere olmak üzere toplam 18 ülke arasında imzalanan bu anlaşma, Norveç’i adada yetkili tek ülke ilan ediyor. Anlaşmaya taraf ülkeler burada bilim, balıkçılık vb. faaliyetlerde bulunmada tamamen eşit haklara sahiptirler. Artica’ya ilk büyük atılımını 1996 yılında gerçekleştiren Çin daha önceleri  (1925-1996) pek varlık gösterememiştir. Bunun sebebi ise Artica’nın son yıllarda değerlenmesi, yeraltı ve yerüstü kaynakların bulunması olarak gösterilebilir.

Çin’in  Artica ile ilgili yayımlanan herhangi bir belgenin bulunmamasıyla beraber daha çok Dışişleri, Devlet Okyanus İdaresi gibi resmi kurumların sözlü beyanları ile Artica’ya bakışlarını anlayabiliyoruz. Yapılan genel açıklamalar ise; Artica’nın gerek bilimsel faaliyetleri gerek coğrafik konumunun Çin için çok önemli olduğu vurgulamaktırlar, bunun yanı sıra Çin, Artica konusunu yakından takip ettiğini ve kendi çıkarları ile dünyanın diğer ülkelerinin çıkarları arasında bir paralellik kuracağını taahhüt etmektedir. Çin Okyanus İdaresi’nin 2010 da yaptığı bir çalışmada “Kuzey Kutbu, bütün insanlığa miras kalan bir zenginliktir….  Kuzey Buz Denizi hiçbir ülkenin arka bahçesi ya da kıyıdaş ülkelerin özel mülkü değildir.  Avrupa’nın diğer okyanusları gibi, dünyadaki bütün ülkeler, uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde, Kuzey Buz Denizi’nden yararlanmak konusunda eşit haklara sahiptir” [45] diyerek  siyasi tavrını ortaya koymaktadır.

4.2.2.Hukuki Bakışı

Artica ile ilgili en büyük ihtilaf, Kuzey Buz Denizine kıyı ülkelerin kıta sahanlıklarını belirlemede ve gemilerin geçişi sırasında yaşanmaktadır.

Kıta sahanlıklarının [46] önemi ise gemilerin geçişinde bazı ülkelerden geçecek olmalarıdır. ”1982 de imzalanan sözleşmede; Arktika Bölgesinde bulunan devletlerde Rusya, Kanada, Norveç, Danimarka sorunların çözümüne yönelik olarak 1982 yılında Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesini imzalamışlardır.  Ancak ABD bu sözleşmeyi imzalamamıştır.  BMDHS 76.Maddesinde yer alan kıta sahanlığı mesafesine göre kıyıdan itibaren 200 deniz mili kıta sahanlığı olarak kabul edilmiştir. Ayrıca ülkeler kıta sahanlığının coğrafi olarak devam ettiğini ispat ettiklerinde ise bu mesafe 350 mile mesafesine çıkabilmektedir”[47]

Çinli yetkililerin yaptığı açıklamalar Çin’in Kuzey Kutbuna olan hukuki bakışının Birleşmiş Milletler Deniz Hukukuna dayandırdığı görülmektedir.

5.Çin’in Antarktika Politikası ve İstasyonları

”  Antarktika enlerin en çok kullanıldığı bir kıtadır”.[48] En soğuk,en buzlu,en verimsiz olan bu bölge kendi rejimiyle yönetilmektedir.

Antarktika Güney kutbunda yer alan ve Güney kutbunu da içeren ve ülkesi bulunmayan kıtadır. Antarktika’nin yüz ölçümü 14 milyon kilometrekare ve 280 bin kilometrekarelik bir alanı kullanılmaya uygundur. 13 milyon 780 bin kilometrekarelik alanı buzullarla kaplı olduğu için kullanmaya uygun değildir. Bu yüz ölçümüyle dünyanın 5. büyük kıtasıdır. Jeolojik araştırmalara göre Antarktika da Petrol,Doğal  gaz bulunmaktadır. Bunun yanısıra Kobalt,Bakır,Atın,Kurşun,Uranyum ve Nikel gibi metal ve hidrokarbon bulunmaktadır. Ayrıca dünyadaki içilebilir su oranı % 90 dır. Böylesi su rezervinin yanında çeşitli deniz canlıları da bulunmaktadır,35 çeşit Penguen, 200 çeşit Balık türü,12 çeşit Balina türü yaşamaktadır.

Bu kadar önemli bir kıtanın kime ait olduğu konusu ise halen tartışmalıdır. Soğuk savaş döneminde ,dönemin güçlü devletlerinin öncülüğünde ( Amerika,SSCB ) Antarktik Antlaşması hazırlanmış ve imzalanmıştır. Başlangıçta 12 Devlet tarafından imzalanan Antarktika Antlaşmasının en önemli devletleri ABD ve SSCB’dir. Aslında bu antlaşma ABD ve SSCB arasındaki soğuk savaş ürünüdür ve amacı o dönemdeki devletler arasındaki mücadelenin bu kıtaya sıçramasını önlemek olmuştur. ”1959 yılında imzalanan Antarktika Antlaşmasına göre kıtada askeri üs kurulamayacağına,nükleer deneme yapılamayacağına,kıtanın insanlığın ortak malı olduğuna vurgu yapılmış ve sadece bilimsel araştırmalar için faaliyet gösterileceğinin altı çizilmiştir. Her ne kadar kıta da hiç bir devlet egemenlik hakkı iddia edemezse de ABD kıtadaki en önemli aktördür.”[49]

Ülkelerin 2012 yılında kıtaya yaptığı harcamalar şöyle sıralanmaktadır.

1- Amerika Birleşik Devletleri  350 milyon ABD doları,

2- Avusturalya  150 milyon ABD doları,

3- İngiltere       100 milyon ABD doları,

4-Rusya            90 milyon ABD doları,

5- Güney Kore, Çin        80 milyon ABD doları,

6- Japonya                     70 milyon ABD doları,

7- Fransa                        60 milyon ABD doları,

8- Hindistan                  40 milyon ABD doları,

9- Yeni Zelanda            20 milyon ABD doları.[50]

Yapılan bu harcamalar ülkelerin kıtaya verdiği önemi açıklamaya yetecektir.

50 yıl önce ünlü bir jeolog Antarktika’nın ”beş para etmeyeceğini söylemişti”.[51] Ancak kıtada kurulan üsler yapılan harcamalar kıtanın ne kadar önemli olduğunu ve gelecekte daha da önemli olacağini göstermektedir. Antarktika da toprağı bulunan gelişmiş ülkelerin ilgisinin artmasının yanı sıra bölgede toprağı bulunmamasına rağmen Çin Halk Cumhuriyetinin ilgisinin artması dikkat çekti. Çin’in kutuplara artan ilgisinin sebebi ise bölgedeki hidrokarbon kaynaklarıdır. Çin’in son zamanlar da kaydettiği hızlı ekonomik büyüme küresel petrol piyasasına ve enejiye yönelik konumunu değiştirdi.  ”ABD’nin Jeolojik araştırma kurumunun 2008 yılı tahminine göre ; dünyadaki keşfedilmemiş doğalgaz kaynaklarının %30’u (yaklaşık 1.670 trilyon feet küp), petrol kaynaklarının %13’u ( yaklaşık 90 milyar varil ) ve keşfedilmemiş Sıvı gaz rezervinin % 20 ‘si ( 44 milyar varil ) bu bölge de bulunmaktdır.”[52]  Bu da Çin’in iştahını kabartmaktadır. Çin bu alanlarda çalışmalarını yürütebilmek için bilimsel araştırma üsleri kurmuş ve bu üsler de şunlardır;

1-Great Wall İstasyonu,

2- Zhongshan İstasyonu,

3- Kunlun İstasyonu,

4 – Taishan İstasyonu.

Bu istasyonların yanı sıra çeşitli enstitüler de mevcuttur.

 5.1.Great Wall İstasyonu

Çin’in Antarktika’daki ilk bilimsel araştırma istasyonudur. 20 Şubat 1985 yılında açılan bu istasyon deniz seviyesinden 10 m yüksekliğindedir. ”Bu istasyon Güney Shetland yarımadasının yanındaki Kral George adasında yer almaktadır. İstasyon güneyden kuzeye doğru uzunluğunda,1.26 km doğudan batıya genişliğinde ve 2.52 km2 lik bir alanda inşa edilmiştir. Great Wall istasyonu 15 binadan oluşmaktadır. Bu istasyon da yaşam ve araştırma yapmak için hery şey düşünülmüştür,oturma odaları ,garaj,depo ve çalışma odaları”[53].

Bu istasyon da Meteoroloji, İletişim , Deprem, üst atmosfer fiziği, Uydu Doppler, Jeomanyatik derecelerini gözlemlemek için odalar mevcuttur. Ayrıca istasyonda normal yaşamı sürdürebilmek için her türlü kolaylık sağlanmıştır. Yaz aylarında 80 bilim adamı ve araştırmacıyı kış aylarında ise 40 bilim adamını rahatlıkla ağırlayabilmektedir. Kış aylarında araştırmacılar 12 kişilik takım halinde çalışma yapıyor ve yaz aylarında ise takımın kaç kişilik olacağı belirlenen hedefe göre değişmektedir. Özellikle istasyondaki uydu kominikasyon odası bilim adamlarının aile fertleri ve diğer istasyonlar ve bölge dışı ülkelerle iletişime geçilebilecek önemli bir bölümdür. ”Bölge de istasyonu bulunan ülkeler,Çin dahil,bölgeyi kirletmemek için anlaşmış ve gündelik 26 ton çöpü arıtmak amacıyla arıtma tesisi kurmuştur. Bu özellikleriyle Great Wall istasyonu küçük bir teknoloji kenti gibidir”[54].Bilim adamları sadece meteoroloji değil belki de üst atmosfer fiziği , katı gelgit ,Sismik konular da kesin değer elde etme imkanları bulmaktadır. Çin’li araştırmacılar yıl boyu  Antarktika’ya düzenli seferler düzenleyerek belirtilen konular da tahkikat yürütmektedir.

5.2.Zhongshan İstasyonu

Zhongshan İstasyonu Çin’in Antarktika’daki İkinci istasyonudur. Bu istasyon 26 Şubat 1989 yılında kuruldu ve Çin Kutupsal Araştırmalar Enstitüsü tarafından yönetilmektedir. Konumu ise 69°22’24” Güney 76°22’40” Doğu da yer alan istasyon Çin’in başkenti Pekin’den 12,553.160 km uzaklıktadır . Zhongshan istasyonu magnetik olarak Svalbard adasıyla eşleniktir. En yüksek hava sıcaklığı +8 ve en düşüğü ise -39 derecedir. 2700 m2 alanda inşa edilen istasyon 15 binadan oluşmaktadır. Yemekhane ,Meteoroloji binası,bilimsel araştırma binası, jeneratör binası ve garaj mevcuttur.

”Yaz aylarında 60 kişi ve kış aylarında ise 25 personelin barınabileceği bu istasyon da bütün yaşam kolaylıkları sağlanmıştır.”[55]

İstasyon da ayrıca iletişim odası bulunmaktadır. Bu oda sayesinde istasyonla Pekin arasında bilgi ve fotoğraf transferinin yanı sıra elde edilen bilgiler ve resimlerin dünya boyunca transferi sağlanıyor. Zhongshan İstasyonun da kanalizasyon ve çöp arıtma sistemi mevcuttur. Buna ek olarak dumanı ortadan kaldırmak ve gaz tahliyesini azaltmak,atmosfer, çevre kirliliğini ve gürültüyü önleyecek cihazla donatılmıştır. Zhong shan istasyonunda yıl boyunca Çin’li araştırmacılar tarafından düzenli olarak seferler düzenlenmekte ve Meteoroloji,Sismoloji,Üst atmosfer fiziği,Çevre bilimi,Jeoloji ve İnsan tıp ve deniz bilimleri konusunda gözlemler yapılmaktadır.

5.3.Kunlun İstasyonu

Kunlun istasyonu Çin’in Antarktika’daki 4 istasyondan biridir. 4087 m deniz seviyesi yüksekliğinde kurulan bu istasyon 27 Ocak 2009 yılında açılmıştır. 558 m2 alanı kaplayan bu istasyonun ana binası Nisan 2009 da hizmete girmiştir. Dünya’nın en soğuk bölgesinde kurulan bu istasyonun hava sıcaklığı -80 derecedir. Nisan 2012 yılında ise Antarktika’daki üç teleskoptan biri burada kuruldu .En büyük teleskop olan Kunlun Dark Universe Survey teleskobunun kurulması ise 2020 yılı için planlanmıştır.

Bu istasyonun asıl kurulma amacı yıldızların hareketlerini izlemektir. 250 m2 yaşam ve çalışma alanına sahip olan bu istasyon 25 kişilik personeli barındırabilmektedir. ”Ocak 2009 yılında Çin Astronomi merkezinden bazı astronomlar  New South Wals Üniversitesi,Kaliforniya teknoloji institüsü ve Arizona Üniversitesiyle birlikte uzaktan kontrol edilen geçici rasathane kurdular”[56]. Bunların amacı atmosferin değişik parametrelerini test etmek ve Ay ışığının emisyonunu izlemekti. Yapılan gözlemler bilimsel  çalışmaların kalitesine etki sağlamaktaydı. Bu sebeple Antarktik Survey teleskobu bölgeye yerleştirildi ve 110 megapixel kamera ile donatıldı. Söz konusu teleskop 2012 yılında 28,500 kare fotoğraf çekti. Çekilen fotoğrafların yıldızların hareketleri hakkında gözlemlere katkı sağladığı kesindir.

5.4.Taishan İstasyonu

Antartik Taishan İstasyonu Çin’in Antarktika’daki dört istasyonundan biridir. ”Resmi olarak 8 Şubat 2014 tarihinde hizmete geçen istasyon Great Wall,Zhongshan,Kunlun istasyonundan sonra Çin’in Antarktika’daki 4.bilimsel istasyonudur. Deniz seviyesinden 2,621 m  yüksekliğinde inşa edilen istasyon Zhongshan istasyonundan 522 km ve Kunlu istasyonundan 600 km mesafededir.”[57] Bu istasyonun birinci görevi diğer iki ( zhongshan ve kunlun ) istasyonun arasındaki noktayı kolaylaştırma rolünü üstlenmesidir. Ana binasının 410 m2 olduğu istasyonun inşasına 26 Ekim 2013 yılında başlanmıştır. Adı geçen istasyon yaz aylarında 20 kişinin araştırma ve yaşamasına olanak sağlamaktadır.Bölge de ortalama sıcaklık – 36,6 derecedir. Yaz aylarında yapılacak bilimsel araştırmalar için düşünülen istasyon Jeoloji,Buzullar,Yerçekimi ve Atmosfer hareketlerini izlemek için kurulmuştur.

6.Çin’in Buzullara Yönelik Politikaları ve Ekonomik Hedefleri

6.1. Çin’in Kuzey Kutbu’na Yönelimi

Küreselleşen dünya düzeni üzerinde artık birçok devletin ilgi alanı genişlemiştir. Dolayısıyla da kutuplara artan ilgi çoğalmıştır. Uluslararası toplumda birçok devlet kutuplar üzerinde politikalar yürütmektedir. Bu devletler kutuplara kıyısı olan devletlerle sınırlı kalmamış, kıyısı olmayan ülkeler de ilgi göstermektedirler. Kuzey Kutup bölgesindeki iklim değişikliğinden kaynaklanan gelişmeler, hem sekiz bölge ülkesinin(Rusya Federasyonu-RF, ABD, Kanada, Danimarka ve Norveç, Finlandiya, İzlanda ve İsveç), hem de uluslararası toplumun geneli açısından yeni fırsat ve sınamaları beraberinde getirmektedir.[58] Küresel ısınma sonucunda, önümüzdeki yirmi-otuz yıllık dönemde, Kuzey Kutbu’ndaki petrol ve doğal gaz rezervlerinin daha fazla ulaşılabilir hale gelmesi ve deniz ulaşım yollarının kısalmasının, dünyanın jeopolitik ağırlık merkezini Ortadoğu’dan Kuzey Kutbu’na kaydıracağı yönündeki beklentiler uluslararası alanda giderek yaygınlaşmaktadır.[59]

Bu veriler doğrultusunda da Çin gibi kendisini fazlasıyla geliştirmek isteyen, ticaret hacmini büyüterek teknolojiyi yakından takip eden ve uluslararası alanda geniş bir pazara sahip olan bir devlet kutuplarla ilgili politikalarda geri kalmayacaktır. Bunun için de adım atmaktan çekinmediğini , çalışmalar yapmakta olduğunu ve kutup bölgesine yönelik çok fazla araştırma yaptığını ve ciddi oranda yüksek harcamalarda bulunduğunu görmekteyiz. Bu bağlamda Çin, aralarında İzlanda, İsveç ve Danimarka’nın bulunduğu Kuzey Kutbu ülkeleriyle diplomatik ve ekonomik ilişkilerini daha ileri bir aşamaya taşımış, bu vesileyle Arktik Konsey’de 3 sürekli gözlemci üyelik talebini bu ülkeler nezdinde bir kez daha dile getirmiş ve bu talebinin Konsey’in 2013 Mayıs ayındaki toplantısında değerlendirileceği taahhüdünü elde etmeyi başarmıştır.[60] Aynı zamanda, Çin’in dünyanın en büyük (163 metre uzunluğunda, 21.000 ton ağırlığında) nükleer güçle çalışmayan, kutup araştırmalarına yönelik buzkıran gemisi “Xue Long-Kar Ejderhası”, 5’inci kez gerçekleştirdiği Kuzey Kutbu seyahatinde ilk kez Kuzey Denizi Rotası’nı (Northern Sea Route-Atlantik Okyanusu’ndan Pasifik Okyanusuna varan, Barents Denizi ve Sibirya boyunca devam ederek Rus Uzak Doğusu’na ulaşan seyir güzergâhı) kullanmış; ayrıca ikinci araştırma maksatlı buzkıran gemisinin 2014 yılında hizmete alınacağı açıklanmıştır.[61]

6.2. Çin’in Enerji Hedefleri

Dünya’da bugün ekonomik krizin etkileri, gıda güvenliği ve küresel ısınma, çevre konuları tartışılırken bir kenarda sessizce Kuzey Kutbu’nun statüsü hakkında çalışmalar yapılmaktadır.[62] Kuzey Kutbu’nda buzulların erimesiyle enerji kaynaklarına giden yollar açılmış oldu. Bu yollar özellikle kutba yakın olan ülkelerin işine yaradı. Ancak bununla da kalmadı ve Kuzey Kutbu’na sınırı olmayan coğrafi olarak uzak olan ülkelerde araştırmalar yapmaya başladı. Çünkü ABD Jeolojik Araştırmalar Dairesi’ne göre dünyanın petrol ve gaz rezervlerinin yüzde 25’i Kuzey Kutup bölgesinde yer alıyor.[63] Bu araştırma sonucu olarak da kutba yönelik ilgiyi daha fazla arttırdı. Rezervlerin üzerinde oturan 1,2 milyon km2‘lik Lomonosov Sıradağları paylaşılamıyor. ABD, 23 Temmuz 2008’de yayınladığı jeolojik araştırma raporu ile tahmini Kutup rezervinin, histerik bir şekilde hidrokarbon yakıt kullanımına devam eden dünya nüfusu açısından kısa/orta vadede ne kadar önemli bir rol oynayacağını gösterdi.[64] Rapora göre, Kutup bölgesi, başta Alaska ve Batı Sibirya havzaları olmak üzere Dünya üzerindeki keşfedilmemiş toplam enerji kaynaklarının %22’sini barındırmakta ve bu tahmini rezervin, 2007 verileri itibariyle günde 87 milyon varil petrol tabanlı yakıt tüketen global marketin iştahını uzun dönem kapatabileceğini söylemek imkansız.[65]

Yukarıda verilen bilgiler doğrultusunda petrol ve enerji rezervlerinin ne kadar önemli olduğu gözükmektedir. Bu açıdan da Kuzey kutup bölgesi çok fazla önem taşımaktadır. Çin bu kaynakları ele geçirmek istemekte bu amaçla da buz kıran gemilerini bölgeye yollamaktadır. Böylece sondajlama çalışmaları yapılabilmektedir. Bunun yanında diğer ülkelerde bölge üzerinde palanlar yapmaktadır.  Özellikle Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri bu ülkelerin başında gelmektedir. Bunun yanında Kanada, Norveç ve Hollanda gibi ülkeleri de görmekteyiz. Çünkü gelişen teknoloji ve küreselleşen dünya düzeni üzerinde enerji kaynakları olmadan birçok şey artık anlamsızdır. Var olan kaynak bolluğunun teknolojik ve ekonomik yönden kullanılabilir hale getirilmesi bir hayli masraflı bir süreç olmakla birlikte, yüksek seviyelerde gezinen petrol fiyatları ve devletlerin hidrokarbon açlığı, bölge için yapılacak yatırımları haklı çıkarmak için şimdilik yeterli görünüyor.[66] Durumu bu açıdan incelersen daha sonrada yeni ticaret yolları açısından durumu açıklığa kavuşturacağımız gibi, buz kırıcı gemilerin bölgeye gönderilmesi çalışmalar yapması harcanılan enerji ve emeğin yükümlülüğü de fazla olacaktır. Ancak bunun yanında şu da belirtilmelidir ki böyle büyük bir hedef doğrultusunda ülkeler bu zorluğu göz ardı edebilmeli, yani aslında göze alabilmelidir.

6.3. Enerji Yönünden Antarktika

Kuzey Kutbu için verilen bu bilgiler yanında Antarktika gibi önemli bir bölgenin de sahip olduğu zenginlikler unutulmamalıdır. Antarktika Dünya’nın en önemli su rezervini oluşturmakla beraber zengin kömür yataklarına sahiptir ve zengin demir yollarının da olduğu bilinmektedir. [67]  Antarktika da zengin petrol ve doğalgaz yatakları bulunmaktadır. Ancak kaynakların çıkartılması ve işletilmesi Antarktika Antlaşmalar Sistemi çerçevesinde 2048 yılına kadar yasaklanmış durumdadır.[68] Bu açıdan bakıldığında buradaki çalışmalar daha az olmaktadır.

6.4. Çin’in Yeni Rota Arayışı

Çin’in bölgeye yönelik ilgisinin arkasındaki başka bir itici unsuru da, Kuzey Kutbu’ndaki buzulların erimesi sonucunda, ortaya çıkmakta olan yeni deniz yolları oluşturmaktadır.[69] Bu açıdan bakıldığında zorlu şartları olasına rağmen, hava koşulları açısından, bu yeni ticaret yapabileceği yolu seçmek istemektedir. Teknolojinin sağladığı imkanlar sayesinde, deniz ticaretinin önemli bir bölümünün, Kuzey Buz Denizi üzerinden Avrupa’ya ulaştırılması planlanıyor.[70]Bu rota değişikliği sayesinde Çin, Rotterdam ve Hamburg gibi Avrupa’nın en büyük limanlarına 12 ila 15 gün daha kısa sürede varmayı ve bu sayede büyük bir tasarruf sağlamayı hedefliyor.[71] Çünkü kuzey buz denizin de buzulların erimesiyle yeni bir ticaret yolu oluşmaktadır.  Böylece Çin ticaret yolu üzerinde hem daha az masraf yapacak hem de kar elde edecek. Bu sayede de ürünlerini daha çabuk, hızlı bir şekilde piyasalara sunacak. Bu da ülkenin üretiminin hızlanmasına sebep olacaktır.

Çin’in Yong Sheng gemisi Çin’den Avrupa’ya ulaşım için diğer gemilerin izlediği güney rotasından farklı olarak Kuzey Kutbu üzerinden yeni bir rota takip eden ilk konteyner taşıyıcı gemisi olacak.[72]  Bu yeni güzergâh ile yolculuk süresi iki hafta kısalacak. Çin’in kuzeydoğusundaki Dalian şehrinden 8 Ağustosta ayrılan geminin Bering Boğazı’ndan geçerek 11 eylülde Hollanda’nın Rotterdam şehrine varması planlanıyor.[73] Normal de Süveyş Kanalı ve Akdeniz üzerinden 48 günde tamamlanan yolculuk, böylece yaklaşık 35 günde tamamlanmış olacak. 8 bin 100 deniz mili uzunluğundaki bu yeni rota Şanghay’dan Rotterdam’a gitmek için gemilerin takip ettiği normal Süveyş Kanalı rotasından yaklaşık 2 bin 400 deniz mili daha kısa.[74]

İşte bu durum ticaretini bu derece geliştirmiş bir ülke için çok fazla önem taşımaktadır. Çünkü görüldüğü gibi yol mevcut olan yolun dörtte biri kadar kısalmaktadır. Anılan yolların açılmasının, nakliye ücretlerini yaklaşık % 20 oranında düşürmesinin yanı sıra, büyüklükleri nedeniyle Panama ve Süveyş Kanalları’ndan geçemeyen ve Ümit Burnu ile Boynuz Burnu’nu dolaşmak zorunda kalan mega gemilerin seyrini kolaylaştıracağı, ayrıca ticari ve askeri gemilere siyasi açıdan istikrarsız Ortadoğu sularında ve korsanlık faaliyetlerinin yoğun yaşandığı Güney Çin Denizi’nde seyretmekten kaçınma imkânı vereceği ileri sürülmektedir.[75] Bu ileri sürülen iddiada hem gemiciler açısından hem de gemideki çalışanlar açısından çok önemlidir. Böylece daha can ve mal güvenliğinin olduğu bir yoldan gidilebilecek , ürünler varması gereken noktaya ulaştırılacak ve ekonomik açıdan Çin ekonomisi sekteye uğramayacaktır.

 SONUÇ

Japonya, Arktik araştırmaya dair geliştirdiği projeler ve politikalar doğrultusunda ABD, Çin gibi büyük devletlere karşı kendi çıkarlarını korumaya çalışmıştır. 2013 yılı itibariyle Kuzey Kutbu’nun küresel ısınmaya karşı durumu ve ekonomik faaliyetlerin etkinliği Japon bilim adamları ve araştırma enstitüleri tarafından değerlendirilmiştir. Yüksek teknoloji sahibi olan Japonya Çin, Güney Kore, Singapur ,Rusya ve ABD gibi bölge üzerinde hegemonyalarını kurmak isteyen devletlere ortak olmuştur.

Bu çalışmaya başlamadan önce Arktik bölgesinin dünyada ki birçok devlet için bu denli önemli olduğunun farkında değildim. Ayrıca bölge ile ilgili bu devletlerin bölgeye coğrafi olarak yakınlıkları ya da uzaklıkları fark etmiyor.Çünkü her ülke burada ki zenginliğin farkına varmış ve az ya da çok pastadan pay alma yarışına girmişlerdir.Konumun içeriğini oluşturan Asya ülkelerinin Arktik politikalarına baktığımızda da durum farklı değildir.Buradaki de her devlet kendi ulusal çıkarları doğrultusunda bir Arktik politikasına sahip.Sonuç olarak Arktik’in öneminin her geçen arttığına ve ülkelerin burası için içeride ve dışarıda daha somut politikalar gerçekleştireceklerine tanıklık edeceğiz.

Japonya burada çevrenin korunması ile ilgili de işbirlikleri de gerçekleştirmiştir. Bunlardan bir tanesi Kyoto Protokolüdür. Japonya bu protokole imza atmakla atmosfere zarar veren ve küresel ısınmaya neden olan CO2 emisyonlarının azaltılmasını kendisi açısından kabul etmiştir. Tüm bu açıkladığımız bilgiler ışığında vardığımız sonuç Japonya’nın gelecekte dünyaya yön vermesi beklenen bu bölgeye verdiği önemi göstermektedir. Bunu bu çerçevede diğer devletlerle yaptığı stratejik işbirliklerinden anlamaktayız. Ayrıca burada çevrenin korunması için yaptığı antlaşmalar da Japonya’nın burayı uzun sürede tahrip edilmemesi için önlemler aldığını sonucunu da çıkartmaktayız. Burada verdiğimiz bilgiler ışığında bu bölgenin Japonya açısından ne derece önemli olduğunu gördük ve istediğimiz hedefe ulaştık.

Sonuç olarak bu alanların gelecekteki çatışma alanları ve güç dengesinin oraya kayacağı tahmin edilmektedir. Bundan dolayı yaşanacak güç dengesinin kim neresinde kalacağı önümüzde ki dönemlerde yaşanacak olaylarla daha da anlam kazanabilmektedir. Yeni güç teşkil etme konusunda Asya ülkeleri bir atağa kalktığı görülmekte. Çin, G. Kore, Japonya gibi Aysa ülkeleri çok kutuplu dönemde ayrı birer kutup olabilmesi için ağır sanayiye ihtiyaç vardır. Sanayiyi geliştirmek için enerji kaynaklarına ihtiyaç duymaktadır ve bu kaynak ihtiyacını ise kutuplardan karşılamak için ise çalışmalarına hız vermektedir. . Günümüz sisteminde ihtiyaçlarının sonu gelmeyen istedikçe isteyen bir toplum yaratılmıştır ve toplum da çevresel etmenleri göz ardı ederek bencilce ve sınırsız arzularını gerçekleştirmek için kutupların doğal dengesini bozmaktan çekinmemektedir.

Yukarıda verilen bilgiler üzere görüldüğü gibi Çin birçok alanda ilerleme kaydederken kutuplar üzerindeki politikalarında da yol kat etmiştir.  Bölgeye bulundurduğu zengin kaynakları sebebiyle yönelmiş bu bağlamda ilgisi oldukça artmış ve çalışmalara başlamıştır.  Uluslararası anlaşmalara dahil olarak bölgeye buz kırıcı gemiler göndermiştir. Ayrıca geniş sanayisi ile ürettiği ürünleri piyasaya kısa sürede sunmak için yeni rota arayışları içerisine girmiştir. Böylece hem kar elde edecek hem de Ortadoğu ve Asya’daki korsan gemicilerin saldırılarına maruz kalmayacağı görülmüştür.

 

 

[1] Heininen, Lassi, ’State of the Arctic Strategies and Policies’, (2012),s.1

.http://www.arcticyearbook.com/index.php/table-of-contents (erişim tarihi:01.11.2014 – çeviri:Tuba Çelik)

[2] NN,’Arctic Cooperation and politics’, (10 kasım 2014)

http://en.wikipedia.org/wiki/Arctic_cooperation_and_politics (erişim tarihi:02.11.2014-çeviri Tuba Çelik)

[3] Heininen,Lassi, ’State of the Arctic Strategies and Policies’, (2012),s.2

.http://www.arcticyearbook.com/index.php/table-of-contents (erişim tarihi:01.11.2014 – çeviri:Tuba Çelik)

[4] Heininen, Lassi, ’State of the Arctic Strategies and Policies’, (2012), s.44

.http://www.arcticyearbook.com/index.php/table-of-contents (erişim tarihi:01.11.2014 – çeviri:Tuba Çelik)

[5] Masters,Jonathan,’The Thawing Arctic:Risks And Opportunities’, (16.12.2013)

http://www.cfr.org/arctic/thawing-arctic-risks-opportunities/p32082 (erişim tarihi:02.11.2014- çeviri :Tuba Çelik)

[6] Jakobson, Lee, Linda, Seong-Hyon. ‘The North East Asian States’ Interests in the Arctic and Possible Cooperation with  the Kingdom of Denmark’, (Nisan 2013),s.19

http://www.sipri.org/ (erişim tarihi:01.11.2014-çeviri :Tuba Çelik)

[7] NN, ‘Japon and Russia:Arctic Friens’ , (01.02.2014)

http://thediplomat.com/2014/02/japan-and-russia-arctic-friends/ (erişim tarihi:02.11.2014- çeviri:Tuba Çelik)

[8] Jakobson, Lee, Linda, Seong-Hyon. ‘The North East Asian States’ Interests in the Arctic and Possible Cooperation with  the Kingdom of Denmark’, (Nisan 2013),s.20

http://www.sipri.org/ (erişim tarihi:01.11.2014-çeviri :Tuba Çelik)

[9] Tonami,Akİ,’Arctic Newcomers:Japan,South Korea and Singapore, (15.02.1024)

http://www.eastasiaforum.org/2014/02/15/arctic-newcomers-japan-south-korea-and-singapore/ (erişim tarihi:02.11.2014-çeviri:Tuba Çelik)

[10] Jakobson, Lee, Linda, Seong-Hyon. ‘The North East Asian States’ Interests in the Arctic and Possible Cooperation with  the Kingdom of Denmark’, (Nisan 2013), s.20.

http://www.sipri.org/ (erişim tarihi:01.11.2014-çeviri :Tuba Çelik)

[11] Tonami,Watters,Aki,Stewart, ’Japan’s Arctic Policy: The Sum of Many Parts’,(2012),s.4.

http://www.arcticyearbook.com/images/Articles_2012/Tonami_and_Watters.pdf (erişim tarihi:02.11.2014 – çeviri:Tuba Çelik)

[12] NN,’Japon in the US Pacific Ally system and Arctics  geopolitics’,(03.09.2013)

http://theworldoutline.com/2013/09/japan-and-arctic-geopolitics/ (erişim tarihi:04.11.2011 –çeviri:Tuba Çelik)

[13] NN,’Japon in the US Pacific Ally system and Arctics  geopolitics’,(03.09.2013)

http://theworldoutline.com/2013/09/japan-and-arctic-geopolitics/ (erişim tarihi:04.11.2011 –çeviri:Tuba Çelik)

[14] Tonami,Watters,Aki,Stewart, ’Japan’s Arctic Policy: The Sum of Many Parts’,(2012),s.7.

http://www.arcticyearbook.com/images/Articles_2012/Tonami_and_Watters.pdf (erişim tarihi:02.11.2014 – çeviri:Tuba Çelik)

[15] NN,’Japon in the US Pacific Ally system and Arctics  geopolitics’,(03.09.2013)

http://theworldoutline.com/2013/09/japan-and-arctic-geopolitics/ (erişim tarihi:04.11.2011 –çeviri:Tuba Çelik)

[16] Tonami,Watters,Aki,Stewart, ’Japan’s Arctic Policy: The Sum of Many Parts’,(2012),s.8.

http://www.arcticyearbook.com/images/Articles_2012/Tonami_and_Watters.pdf (erişim tarihi:02.11.2014 – çeviri:Tuba Çelik)

[17] Tonami,Watters,Aki,Stewart, ’Japan’s Arctic Policy: The Sum of Many Parts’,(2012),s.11.

http://www.arcticyearbook.com/images/Articles_2012/Tonami_and_Watters.pdf (erişim tarihi:02.11.2014 – çeviri:Tuba Çelik)

[18] Tonami,Watters,Aki,Stewart, ’Japan’s Arctic Policy: The Sum of Many Parts’,(2012),s.11.

http://www.arcticyearbook.com/images/Articles_2012/Tonami_and_Watters.pdf (erişim tarihi:02.11.2014 – çeviri:Tuba Çelik)

[19] Kavas,Alp Yüce,’Rusya’nın Arktik Politikası ve Türkiye’ ,(21.01.2014)

www.bilgesam.org/incele/78/-rusya’nin-arktik-politikasi-ve-turkiye/.  (erişim tarihi:03.11.2014)

[20] Asari,Hideki,’ Arctic Gouvernance and Japan’s Diplomatic Strategy’,(2013),s.4.

https://www2.jiia.or.jp/en/pdf/research/2012_arctic_governance/08e-recommendations.pdf  (erişim tarihi:03.11.2014 –çeviri:Tuba Çelik)

[21] Koivurova,,J.Molenaar,Timo,Erik,’İnternational Gouvernance and Regulation of the Marine Arctic’,(08.01.2014-çeviri:Tuba Çelik)

http://www.cfr.org/region/japan/ri232?page=3 (erişim tarihi:02.11.2014-çeviri:tuba çelik)

[22] NN,’Japon in the US Pacific Ally system and Arctics  geopolitics’,(03.09.2013)

http://theworldoutline.com/2013/09/japan-and-arctic-geopolitics/ (erişim tarihi:04.11.2011 –çeviri:Tuba Çelik)

[23] Koivurova,,J.Molenaar,Timo,Erik,’İnternational Gouvernance and Regulation of the Marine Arctic’,(08.01.2014)

http://www.cfr.org/region/japan/ri232?page=3 (erişim tarihi:02.11.2014-çeviri:tuba çelik)

[24] Aki Tonami, 2014, ‘’China, Japan and The Arctic in 2013’’ http://www.arcticyearbook.com/index.php/commentaries-2013#a12  Erişim 27 Ekim 2014, çvr yazar tarafından yapılmıştır.

[25]Stratos Pourzitakis, 3 Şubat 2014, ‘’Japan and Russia: Arctic Friends’’  http://www.cfr.org/energy-policy/diplomat-japan-russia-arctic-friends/p32331  Erişim 27 Ekim 2014, çvr yazar tarafından yapılmıştır.

[26] Stratos Pourzitakis, 3 Şubat 2014, ‘’Japan and Russia: Arctic Friends’’  http://www.cfr.org/energy-policy/diplomat-japan-russia-arctic-friends/p32331  Erişim 28 Ekim 2014, çvr yazar tarafından yapılmıştır.

[27] Linda Jakobson and Seong-Hyon Lee, Nisan 2013, ‘’The North East Asian States Interests in the Arctic and Possible Cooperation with The Kingdom of Denmark’’ s. 23 http://www.sipri.org/research/security/arctic/arcticpublications/NEAsia-Arctic.pdf  Erişim 28 Ekim 2014, çvr yazar tarafından yapılmıştır.

[28] Stratos Pourzitakis, 3 Şubat 2014, ‘’Japan and Russia: Arctic Friends’’  http://www.cfr.org/energy-policy/diplomat-japan-russia-arctic-friends/p32331  Erişim 29 Ekim 2014, çvr yazar tarafından yapılmıştır.

[29] Aki Tonami, 15 Şubat 2014, ‘’Arctic newcomers: Japan, South Korea and Singpore’’ http://www.eastasiaforum.org/2014/02/15/arctic-newcomers-japan-south-korea-and-singapore/  Erişim 29 Ekim 2014, çvr yazar tarafından yapılmıştır.

[30] Linda Jakobson and Seong-Hyon Lee, Nisan 2013, ‘’The North East Asian States Interests in the Arctic and Possible Cooperation with The Kingdom of Denmark’’ s. 23 http://www.sipri.org/research/security/arctic/arcticpublications/NEAsia-Arctic.pdf  Erişim 29 Ekim 2014, çvr yazar tarafından yapılmıştır.

[31] Stratos Pourzitakis, 1 Şubat 2014, ‘’Japan and Russia: Arctic Friends’’ http://thediplomat.com/2014/02/japan-and-russia-arctic-friends/  Erişim 29 Ekim 2014, çvr yazar tarafından yapılmıştır.

[32] Hideki, Asari; (2013); “Arctic Yönetişim ve Japonya’nın Diplomatik Stratejisi”, s.1, http://translate.google.co.uk/translate?hl=tr&sl=en&u=https%3A%2F%2Fwww2.jiia.or.jp%2Fen%2Fpdf%2Fresearch%2F2012_arctic_governance%2F08e-recommendations.pdf&prev=search

[33] Bridiger, Gilles;(2010); “Offshore pétrolier, terrain glissant”, http://www.slate.fr/story/22467/maree-noire-offshore-petrolier-BP-poles-pollution-catastrophe

[34] Hideki, Asari; (2013); “Arctic  Yönetişim ve Japonya’nın Diplomatik Stratejisi”, s.7, http://translate.google.co.uk/translate?hl=tr&sl=en&u=https%3A%2F%2Fwww2.jiia.or.jp%2Fen%2Fpdf%2Fresearch%2F2012_arctic_governance%2F08e-recommendations.pdf&prev=search

[35] Alberganti, Michel; “Energie nucléaire: la France ferme Fessenheim, le Japon ferme tout”, http://blog.slate.fr/globule-et-telescope/2012/09/15/energie-nucleaire-la-france-ferme-fessenheim-le-japon-ferme-tout/

[36] Ersoy, Nilgün;(2007); “Birleşmiş Milletler İklim Konseyi’nde Varılan Sonuç”, s.4, http://v3.arkitera.com/h14451-birlesmis-milletler-iklim-konseyinde-varilan-sonuc.html

[37] N.N, s.3, http://www.mfa.gov.tr/kuresel-isinma-bm-iklim-degisikligi-cerceve-sozlesmesi-ve-kyto-protokolu.tr.mfa

[38] KRŞ:ADB Ulusal İstihbarat Direktörlüğü, Global Trend 2030:Alternative Worlds, Aralık 2012, (www.dni.gov/files/documents/GlobalTrends_2030.pdf), s.65 e.t. (30.11.2014)

[39] Arktik Konsey, 1996 yılında, Arktik ülkeleri arasında işbirliğini, koordinasyonunu ve etkileşimini geliştirmek üzere kurulmuş olup Kanada, Danimarka, ABD, Rusya, Norveç, Finlandiya, İzlanda ve İsveç’den oluşmaktadır. Konseyde yerli halkları temsil eden 6 örgüt ”sürekli katılımcı” statüsünde temsil edilmektedir.Konsey’de Almanya, Fransa, Hollanda, Polonya, İspanya ve İngiltere ile 9 hükümetlerarası örgüt ”daimi gözlemci üye” statüsünde bulunmaktadır.Çin, Güney Kore, Japonya, İtalya, ve Avrupa Komisyonu Konsey çalışmalarına ”ad hac  gözlemci”statüsünde katılırken Konseyin 2013 de düzenlenen Bakanlar Kurulu toplantısıyla Çin, İtalya, Japonya, Güney Kore, Hindistan ve Singapur Konsey’e  ”daimi gözlemci üye” statüsünde kabul edilmektedir.

(http://www.arctic-council.org/index.php/en/) e.t.(30.11.2014)

 [40] KOYUNCUOGLU, Orhan Veli, Dünyanın İlk 10 İhracatçı Ülkesi ve Yıllık İhacat Rakamları, e.t. 01.11.2014, (http://www.disticaretteyaklasimlar.com/forum/index.php?topic=2679.0;wap2)

[41] www.mfa.is. ”Breaking the Ice Arctic Developmend and Maritime Transportation”, 27-28 mart 2007, Konferans notları, Açılış Konuşması,.

aktaran:WWW.MGK.GOV.TR ,NN,ÇİN’İN KUZEY KUTBUNA YÖNELİK ARTAN İLGİSİ, S.4(http://www.mgk.gov.tr/calismalar/calismalar/013_cinin_kuzey_kutbuna_yonelik_ilgisi.pdf E.T01.11.2014)

[42] Tansel, Burak, ”Buzdağının Görünmeyen Yüzü;Ekolojik İşbirliği Öncesi Çatışan Politikalar, 2010,erişim:01.11.2014,( http://www.dispolitika.org.tr/dosyalar/btansel_220210.html)

[43] Star.com(11 eylül 2014),Rusya Kuzey Kutbunda Asker Üs Kurma Çalışmalarına Başladı, e.t ,01.11.2014, (http://haber.stargazete.com/airstar/rusya-kuzey-kutbunda-askeri-us-kurma-calismalarina-basladi/haber-938564)

[44] NN , www.abo.net,(31mart2013), ÇİN’İN ARTİCA RÜYASI, e.t(09.10,2014)(http://www.abo.net/oilportal/topic/view.do?contentId=2161095)

[45] “China and the Arctic: Objectives and Obstacles”, a.g.e, s. 4. e.t: 09.10.2014), aktaran:WWW.MGK.GOV.TR Aktaran, NN,ÇİN’İN KUZEY KUTBUNA YÖNELİK ARTAN İLGİSİ, S.4(http://www.mgk.gov.tr/calismalar/calismalar/013_cinin_kuzey_kutbuna_yonelik_ilgisi.pdf E.T01.11.2014)

[46] Kıta sahanlığı; Kıta sahanlığı, basit olarak karasal kabuğun deniz ya da okyanuslar altında kalan kısmı anlamına gelmekle birlikte; oseanolojik olarak kıta parçasına ait kısımların sularla olan sınır çizgilerinden itibaren, denizlere veya okyanuslara doğru giriş yapan başka bir deyişle tuzlu su kütlesi altında kalmış ve 130-200 metre

[47] NN, https://www.academia.edu/4867639/K%C3%9CRESEL_ANLA%C5%9EMAZLIKLARDA_YEN%C4%B0_SORUN_ARKT%C4%B0KA_B%C3%96LGES%C4%B0, erişim:11.10.2014

[48] Başlar, Kemal, Antartika Antlaşmalar Sistemi (1961-2001):40  Yılın Ardından Antarktika’nın Rejimi, yıl 2003, erişim:25.10.2014(http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/38/282/2572.pdf) s.1

[49] Kırval, Levent, Antarktika Kıtası ve Dünya Siyaseti, İtü Denizcilik fakültesi, istanbul, http://www.tudav.org/new/pdfs/2-Levent_Kirval.pdf, erişim:26.10.2014

[50] Kırval, Levent, Antarktika Kıtası ve Dünya Siyaseti, İtü Denizcilik fakültesi, istanbul, http://www.tudav.org/new/pdfs/2-Levent_Kirval.pdf, erişim:26.10.2014

[51] Başlar, Kemal, Antartika Antlaşmalar Sistemi (1961-2001):40  Yılın Ardından Antarktika’nın Rejimi, yıl 2003, erişim:25.10.2014(http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/38/282/2572.pdf)

[52] NN, www.mgk.gov.tr, NN,www.mgk.gov.tr,http://www.mgk.gov.tr/calismalar/calismalar/013_cinin_kuzey_kutbuna_yonelik_ilgisi.pdf, erişim: 26.10.2014

[53] NN, Chinese Antarctic Great Wall Station, erişim:28.10.2014(http://www.chinare.gov.cn/en/index.html?pid=stations&st=greatwall)

[54] NN, Chinese Antarctic Great Wall Station, erişim:28.10.2014(http://www.chinare.gov.cn/en/index.html?pid=stations&st=greatwall)

 

[55] NN, Chinese Antarctic Zhongshan Station, erişim:29.10.2014(http://www.chinare.gov.cn/en/?pid=stations&st=zhongshan)

[56] de Pomereu, Jean, China’s research programmes at Kunlun Station, 21kasım2012, erişim 29.10.2014, http://www.sciencepoles.org/article/china-research-programmes-at-kunlun-station

[57] NN ,www.wikipedia.org, http://en.wikipedia.org/wiki/Antarctic_Taishan_Station, erişim:01.11.2014

[58] www.mfa.is. ”Breaking the Ice Arctic Developmend and Maritime Transportation”, 27-28 mart 2007, Konferans notları, Açılış Konuşması,.

aktaran:WWW.MGK.GOV.TR ,NN,ÇİN’İN KUZEY KUTBUNA YÖNELİK ARTAN İLGİSİ, S.4(http://www.mgk.gov.tr/calismalar/calismalar/013_cinin_kuzey_kutbuna_yonelik_ilgisi.pdf (E.T 10.11.2014)

[59]  A.g.e

[60]2Arktik Konsey, 1996 yılında, Arktik ülkeleri arasında işbirliğini, koordinasyonunu ve etkileşimini geliştirmek üzere kurulmuş olup Kanada, Danimarka, ABD, Rusya, Norveç, Finlandiya, İzlanda ve İsveç’den oluşmaktadır. Konseyde yerli halkları temsil eden 6 örgüt ”sürekli katılımcı” statüsünde temsil edilmektedir.Konsey’de Almanya, Fransa, Hollanda, Polonya, İspanya ve İngiltere ile 9 hükümetlerarası örgüt ”daimi gözlemci üye” statüsünde bulunmaktadır.Çin, Güney Kore, Japonya, İtalya, ve Avrupa Komisyonu Konsey çalışmalarına ”ad hac  gözlemci”statüsünde katılırken Konseyin 2013 de düzenlenen Bakanlar Kurulu toplantısıyla Çin, İtalya, Japonya, Güney Kore, Hindistan ve Singapur Konsey’e  ”daimi gözlemci üye” statüsünde kabul edilmektedir.

(http://www.arctic-council.org/index.php/en/) e.t.(20.11.2014)

[61] www.mfa.is. ”Breaking the Ice Arctic Developmend and Maritime Transportation”, 27-28 mart 2007, Konferans notları, Açılış Konuşması,.

aktaran:WWW.MGK.GOV.TR ,NN,ÇİN’İN KUZEY KUTBUNA YÖNELİK ARTAN İLGİSİ, S.4(http://www.mgk.gov.tr/calismalar/calismalar/013_cinin_kuzey_kutbuna_yonelik_ilgisi.pdf (E.T 10.11.2014)

[62] Yıldız Dursun, Buzuldaki Petrol Paylaşımı, Enerji Politiği ve Kuzey Buz Denizi, Ağustos 2013, Topraksuenerji Çalışma grubu Rapor no:13, syf 2 (http://topraksuenerji.org/THE_GLACIER_ON_OIL_SHARING.pdf) ( E.T 8.11.2014)

[63] A.g.e

[64]Tansel burak, Buz Dağının Görünmeyen Yüzü: Kutuplarda Ekolojik İşbirliği Öncesi Çatışan Enerji Politikaları, 2010, (http://www.dispolitika.org.tr/dosyalar/btansel_220210.html ) ( E.T 8.11.2014 )

[65] A.g.e

[66] A.g.e

[67] Kırval Levent, Antarktika Kıtası ve Dünya Siyaseti, İTÜ Denizcilik Fakültesi (http://www.tudav.org/new/pdfs/2-Levent_Kirval.pdf ) ( E.T 10.11.2014 )

[68] A.g.e

[69] www.mfa.is. ”Breaking the Ice Arctic Developmend and Maritime Transportation”, 27-28 mart 2007, Konferans notları, Açılış Konuşması,.

aktaran:WWW.MGK.GOV.TR ,NN,ÇİN’İN KUZEY KUTBUNA YÖNELİK ARTAN İLGİSİ, S.3(http://www.mgk.gov.tr/calismalar/calismalar/013_cinin_kuzey_kutbuna_yonelik_ilgisi.pdf (E.T 10.11.2014)

[70] Yıldız Dursun, Buzuldaki Petrol Paylaşımı, Enerji Politiği ve Kuzey Buz Denizi, Ağustos 2013, Topraksuenerji Çalışma grubu Rapor no:13, syf 8 (http://topraksuenerji.org/THE_GLACIER_ON_OIL_SHARING.pdf) ( E.T 8.11.2014)

[71] A.g.e

[72] A.g.e

[73] A.g.e

[74]  A.g.e

[75] www.mfa.is. ”Breaking the Ice Arctic Developmend and Maritime Transportation”, 27-28 mart 2007, Konferans notları, Açılış Konuşması,.

aktaran:WWW.MGK.GOV.TR ,NN,ÇİN’İN KUZEY KUTBUNA YÖNELİK ARTAN İLGİSİ, S.4(http://www.mgk.gov.tr/calismalar/calismalar/013_cinin_kuzey_kutbuna_yonelik_ilgisi.pdf (E.T 10.11.2014)

Hakkında Siyasal Hayvan

İlginizi Çekebilir

Arktik Yerel Halkları

Arktik Kutup Bölgesi, Arktik Beşlisi diye bilinen Amerika, Rusya, Kanada, Norveç ve Danimarka(Grönland) ülkeleriyle direkt …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir