Avrupa Kentsel Şartı’na Göre Kent Hakkı ve Kentli Hakları – 2. PARÇA (son)

1. Parça için lütfen bakınız…: http://www.siyasalhayvan.com/avrupa-kentsel-sartina-gore-kent-hakki-ve-kentli-haklari-1-parca/

 

2 – PDF – İkinci Bölüm

 

(İKİNCİ PARÇA)

(NOT: Bu çalışma, parçalar halinde paylaşılmış olup, kaynakçası son bölüm ile birlikte aşağıda verilmiştir.)

 

  • Kentli Haklarının Yasal Altyapısı

1980’lerin hemen başında teorik ismi küreselleşme olan yeni liberal politikalar kentleşmeyi bir yandan özendirirken, diğer yandan yıkıcı veya tahrip edici gelişmeleri de iç içe yaşatmaktadır. Kapitalist yeni liberal kentsel gelişme ve sanayileşme tüketimi, rantı ve insanların bencilliğini kamçılamakta ve insanlar yaşam çevrelerine, kentlerine yabancılaşmaktadır. Özellikle IMF ve Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşların aracılığı ile yayılan yeni liberal politikalar, birlikte tüketimi, kentleri özgün kılan faktör olmaktan çıkartmış ve kentleri ekonomik gelişmenin odakları haline dönüştürmüştür. IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşlar aracılığıyla büyüyen ulusüstü şirketler, ulus devletlerin daha az müdahaleci ama yerel inisiyatiflerin daha çok rol üstlendiği bir devlet yapılanması önetmişlerdir. Küreselleşme süreci refah devleti döneminin “yerel” anlayışını da değiştirmiştir. Refah devleti döneminin yerellik anlayışı içerisinde, merkezden uzak kalan dikkati çekmeyen yerleşimler ve bu dönemin kalkınmaya dayalı devlet modelinde yerel ekonomiler, ulusal ekonominin bir aracı olarak görülmüştür. Fakat günümüzde yeni liberal anlayışa göre yerel yönetimlere biçilen görev, yerel alanın küresel ekonomi içinde etkin bir şekilde rekabet etmesi üzerine kurgulanmıştır (Güler, 2012: 60). İşte kentli haklarının da hukuksal altyapısını oluşturan metinlere bakıldığında, bu ortam altında şekillendiğini bilmek gerekir.

Kentli haklarının hukuki dayanaklarının tamamını anlatıp açıklamak, bu çalışmanın kapsamı içerisinde değildir. Bununla birlikte bu adımları da bilmek gerekmektedir. Bunları kısaca saymak yerinde olacaktır.

  • 24 Ekim 1945 tarihinde yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, kentli hâkli haklarını ilgilendiren çeşitli haklara kaynaklık etmiştir. (Eşitlik ve kardeşlik, işkenceye karşı durma, yasalar önünde eşitlik, konut dokunulmazlığı, vb. haklar yanında; temsilcileri seçerek yönetime katılma, eşit söz sahibi olma hakları, dinlenme, eğlence, boş zamanlarını değerlendirme hakları, eğitim, sağlık, öğretim ve kültür hakları da genelde kentli haklarıyla ilgilidir.)
  • Birleşmiş Milletler tarafından 1966 yılında kabul edilip, 1976 yılında yürürlüğe giren Ekonomik, Toplumsal ve Kültürel haklar Uluslararası Sözleşmeleri özellikle ikinci kuşak haklara yer vermekte, bu bakımdan kentli hakları konusundaki birçok düzenleme için temel oluşturmaktadır. (bkz. Sözleşmenin 11/1 maddesi: “Bu sözleşmeye taraf devletler, herkese kendisi ve ailesi için, beslenme, giyim ve konut dahil yeterli bir yaşam düzeyi ve yaşama koşullarını sürekli olarak geliştirme hakkını tanır.”)
  • Avrupa Konseyi’nce 1950 yılında benimsenen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi konu ile ilgili bir diğer metindir. Doğrudan sözü edilmese de yerel yönetimler ve yerel halka yönelik insan hakları ihlallerine karşı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru hakkı tanınmıştır.
  • Yine Avrupa Konseyi’nce 1961 yılında benimsenen Avrupa Sosyal Şartı daha çok ekonomik ve sosyal haklar üzerinde odaklanmakla birlikte, Avrupa Kentsel Şartı’nın habercisi olarak görülmektedir. (Şartın içinde yer alan; çalışma yaşamına ilişkin haklar, çocuklar, gençler ve kadınlar ile ilgili koruyucu nitelikteki haklar, özürlülere yönelik haklar, gelir getirici iş edinme, göçmen işçilerin ve ailelerin korunmasıyla ilgili haklar yerel yönetimler açısından anlam taşıyan ikinci kuşak haklardır. Yerel yönetimlerin, bu hakları sağlamakla ilgili çeşitli sorumluluklar yüklenmesi gerekmektedir.)
  • Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nca 1990 yılında kabul edilen Paris Şartı’nda insan haklarına ve demokrasiye vurgu yapılmakta, ilk kez uluslararası bir metinde “yöneticilerin seçmenlere hesap vermesi” ilkesine yer verilmektedir.
  • Kentli haklarıyla ilgili bir diğer bölgesel nitelikli metin 7 Şubat 1992 tarihinde Maastricht’te imzalanan Avrupa Birliği Antlaşması’dır. Antlaşmayla, yerellik (subsidiarite) ilkesi birlik genelinde kabul edilmiş, böylelikle hizmetlerin halka en yakın örgütçe verilmesi benimsenmiştir.
  • 1985 tarihinde Avrupa Konseyi’nce kabul edilen, amacı Avrupa genelinde özerk yerel yönetimlerin oluşturulması olan Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı (AYYÖŞ), aynı zamanda, kentli haklarının uygulanması ve geliştirilmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Temel hareket noktası, Avrupa düzeyinde demokrasinin ancak yurttaşa en yakın yönetimler olan yerel yönetimlerin gerçek güçle donatılması, özerk hale getirilmesi ile mümkün olduğudur.
  • Kentli haklarının ne olduğu konusunda en önemli ve ayrıntılı düzenleme ise, Avrupa Konseyi tarafından 1992 yılında kabul ve ilan edilen Avrupa Kentsel Şartı’dır (Karasu, 2008: 41-43). Kabul ve ilan tarihi 18 Mart 1992’dir.

Şart, Konsey anlaşmalarından farklı olarak hükümetlerin değil, yerel yönetimlerin imzasına açılmıştır.

 

  • Avrupa Kentsel Şartı ve Kentli Hakları

 

Kentli haklarının uluslararası düzlemde ele alınması süreci 1980’li yıllara kadar uzansa da, bu haklar uluslararası bir metin olarak, ancak Avrupa Kentsel Şartı’nda (European Urban Charter) kendilerine yer bulmuşlardır. Avrupa Kentsel Şartı, Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa Konseyi’ne bağlı olarak çalışan Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Konferansı’nın (AYBYK) 17 – 19 Mart 1992’de Strazburg’da yapılan olağan toplantısının 18 Mart 1992 tarihli 27. Oturumunda kabul edilmiştir. Şartın önceki birçok uluslararası metinden farklı olarak hükümetlerin değil, yerel yönetimlerin imzasına açıldığını yukarıda söyledik. Türkiye’de anlaşmayı imzalayan bir yerel yönetim birimi henüz bulunmamaktadır. Avrupa Kentsel Şartı 1980 – 1982 yılları arasında Avrupa Konseyi’nce düzenlenen ve “Yerleşmelerde Daha İyi Yaşam” sloganını benimseyen “Kentsel Rönesans İçin Avrupa Kampanyası” kapsamında geliştirilmiş kentsel politikaların bir ürünüdür. Avrupa’yı kapsayan; halk ve yerel yönetimlere yönelik söz konusu kampanya, yerleşimlerdeki yaşamın daha da iyileştirilmesini amaçlarken; kentsel çevrenin ve mevcut konut stokunun iyileştirilmesi, yerleşmelerde sosyal ve kültürel olanakların yaratılması konularının yanında ”toplumsal kalkınma ve halk katılımının özendirilmesi” ne de büyük ağırlık vermektedir.  Şart, Avrupa Konseyi’nin temel hak ve özgürlüklerin korunması çağrılarına paralel olarak, Avrupa’da hemen her ülkeye uygulanabilecek bir dizi yol gösterici evrensel ilke tanımlamaktadır. Önemle benimsenen temel iki ilke ise “işbirliği ve dayanışma” dır. Şart kentsel yerleşimlerdeki yaşam kalitesini yükseltebilmek için; karar verme mekanizmalarını merkezden çevre yerleşimlere yaymak amacıyla; yerel yönetimler ve kent sakinleri arasında “kentlerin çeşitli sorunlarını yakından anlamak ve yerel halkı karar verme süreçlerine katmak” için tüm Avrupa kentleri arasında “işbirliği ve dayanışma” yı gerekli görmektedir (Pektaş ve Akın, 2010: 27 – 28).

Şartın amaçları;

  • Yerel Yönetimler için pratik bir kent yönetimi el kitabı oluşturmak,
  • Gelecekte olası bir Kentli Hakları Kongresi için temel ilkeleri oluşturmak,
  • Şartın ilkelerini yerine getiren kentler için verilecek uluslararası ödüllere bir baz oluşturmak,
  • Fiziksel çevre ve yasalarıyla ilgili yaptırımlar için Avrupa Konseyi’nin bu konulara ilişkin katılımına bir “vize” oluşturmaktır (Karasu, 2008. 43).

Bu şart; şiddetten, her tür kirlilikten, bozuk ve çarpık kent çevrelerinden arınma hakkı; yaşadığı kent çevresini demokratik koşullarda kontrol edebilme hakkı; insanca konut edinme, sağlık, kültür hizmetlerinden yararlanma, dolaşım özgürlüğü gibi temel kentli haklarının olduğu inancını esas kabul eder. Ayrıca şart; söz konusu hakların, yaş, cinsiyet, ırk, inanç, milliyet, sosyo-ekonomik ve politik statü, ruhsal ve bedensel özür gözetmeksizin, tüm insanlara eşit koşullarda uygulanmasını savunur. Bu nedenle, yerel ve bölgesel yönetimlerin önemli bir sorumluluğu da, doğru kalkınma stratejileriyle, söz konusu kentli haklarını korumaktır. Kurgu ve yapı olarak şart, kentsel gelişmenin farklı boyutlarına ilişkin, açıklamalı biz dizi kısa ve açık ilkeden oluşan tavsiye niteliği taşımaktadır (Balkır, 2010: 354). Şimdi özetle şartın ilkelerinden söz etmekte fayda vardır.

Avrupa Kentsel Şartı’na göre Avrupa yerleşimlerinde yaşayan kent sakinleri şu haklara sahiptir:

  • Güvenlik: Mümkün olduğunda suç, şiddet ve yasa dışı olaylardan arındırılmış emin ve güvenli bir kent;

 

  • Kirletilmemiş, Sağlıklı Bir Çevre: Hava, gürültü, su ve toprak kirliliği olmayan, doğası ve doğal kaynakları korunan bir çevre;

 

 

  • İstihdam: Yeterli istihdam olanaklarının yaratılarak, ekonomik kalkınmadan pay alabilme şansının ve kişisel ekonomik özgürlüklerin sağlanması;

 

  • Konut: Mahremiyet ve dokunulmazlığının garanti edildiği, sağlıklı, satın alınabilir, yeterli konut stokunun sağlanması;

 

 

  • Dolaşım: Toplu taşıma, özel arabalar, yayalar ve bisikletliler gibi tüm yol kullanıcıları arasında, birbirinin hareket kabiliyetini ve dolaşım özgürlüğünü kısıtlamayan uyumlu bir düzenin sağlanması;

 

  • Sağlık: Beden ve ruh sağlığının korunmasına yardımcı çevrenin ve koşulların sağlanması;

 

 

  • Spor ve Dinlence: Yaş, yetenek ve gelir durumu ne olursa olsun, her birey için, spor ve boş vakitlerini değerlendirebileceği olanakların sağlanması;

 

  • Kültürler Arası Kaynaşma: Geçmişten günümüze, farklı kültürel ve etnik yapıları barındıran toplulukların barış içinde yaşamalarının sağlanması;

 

 

  • Kültür: Değişik kültürel ve yaratıcı faaliyetlere erişim ve katılımın sağlanması;

 

  • Kaliteli Bir Mimari ve Fiziksel Çevre: Tarihi yapı mirasının duyarlı bir biçimde restorasyonu ve nitelikli çağdaş mimarinin uygulanmasıyla, uyumlu ve güzel fiziksel mekanların yaratılması;

 

  • İşlevlerin Uyumu: Yaşama, çalışma, seyahat işlevleri ve sosyal aktivitelerin olabildiğince birbiriyle ilintili olmasının sağlanması;

 

 

  • Katılım: Çoğulcu demokrasilerde; kurum ve kuruluşlar arasındaki dayanışmanın esas olduğu kent yönetimlerinde; gereksiz bürokrasiden arındırma, yardımlaşma ve bilgilendirme ilkelerinin sağlanması;

 

  • Ekonomik Kalkınma: Kararlı ve aydın yapıdaki tüm yerel yönetimlerin, doğrudan veya dolaylı olarak ekonomik kalkınmaya katkı konusunda sorumluluk sahibi olması;

 

 

  • Sürdürülebilir Kalkınma: Yerel yönetimlerce ekonomik kalkınma ile çevrenin korunması ilkeleri arasında uzlaşmanın sağlanması;

 

  • Mal ve Hizmetler: Erişilebilir, kapsamlı, kaliteli mal ve hizmet sunumunun yerel yönetimi, özel sektör ya da her ikisinin ortaklığıyla sağlanması;

 

 

  • Doğal Zenginlikler ve Kaynaklar: Yerel doğal kaynak ve değerlerin; yerel yönetimlerce, akılcı, dikkatli, verimli ve adil bir biçimde, beldede yaşayanların yararı gözetilerek, korunması ve idaresi;

 

  • Kişisel Bütünlük: Bireyin sosyal, kültürel, ahlaki ve ruhsal gelişimine, kişisel refahına yönelik kentsel koşulların oluşturulması;

 

 

  • Belediyeler Arası İşbirliği: Kişilerin yaşadıkları beldenin, beldeler arası ya da uluslararası ilişkilere doğrudan katılma konusunda özgür olmaları ve özendirilmeleri;

 

  • Finansal Yapı ve Mekanizmalar: Bu deklarasyonda tanımlanan hakların sağlanması için, gerekli mali kaynakları bulma konusunda yerel yönetimlerin yetkili kılınması;

 

 

  • Eşitlik: Yerel yönetimlerim; tüm bu hakları bütün bireylere cinsiyet, yaş, köken, inanç, sosyal, ekonomik ve politik ayrım gözetmeden, fiziksel veya zihinsel özürlerine bakılmadan; eşit olarak sunulmasını sağlamakla yükümlü olması (Avrupa Kentsel Şartı, Yener, 1996: 1 – 2).

Bu noktada şartın kente bakış açısına ve tarihçesine bakmak yerine, şartın ele aldığı konu başlıkları ve başlıca ilkeleri sıralamak, şartı özümseyebilmek açısından daha faydalı olacaktır.

 

            Konu Başlıkları ve İlkeler               

 

  1. Ulaşım ve Dolaşım:
  • Özellikle özel araçlarla, seyahat hacminin azaltılması gerekliliği,
  • Dolaşım, yaşanabilir bir kent oluşturmaya yönelik bir biçimde düzenlenmeli ve çeşitli ulaşım alternatiflerine izin vermeli,
  • Sokağın sosyal bir arena olarak algılanması,
  • Sürekli bir eğitim ve öğretim çabası gerekliliği.

 

 

  1. Kentlerde Çevre ve Doğa:
  • Yerel yönetimlerin, doğal ve enerji kaynaklarını, uygun ve akılcı bir biçimde, yönetme ve idareli kullanma sorumluluğu,
  • Yerel yönetimlerin kirliliğe karşı politikalar uygulaması,
  • Yerel yönetimlerin doğayı ve yeşil alanları koruma yükümlülüğü,
  • Doğayı korumanın toplumsal gururu ve bağlılığı geliştiren bir faktör olması.

 

  1. Kentlerin Fiziksel Formları:
  • Kent merkezlerinin Avrupa’nın kültür ve tarihi mirasının önemli sembolleri olarak koruma altına alınması,
  • Kentlerde açık alanların oluşturulması ve yönetiminin kentsel gelişmenin vazgeçilmez bir parçası olması,
  • Mimari yaratıcılık ve imarın, kentsel görünümün kalitesindeki önemli rolü,
  • Tüm insanların sağlıklı, yerleşik, güzel ve özendirici bir çevrede yaşama hakkı,
  • Bir kentin canlılığının, dengeli meskun alanların oluşturulması ve merkezdeki konut dokusunun korunmasıyla sağlanması.

 

  1. Kentsel Tarihi Mimari Miras:
  • Kentsel korumada hassas bir yasal çerçevenin gerekliliği,
  • Kentsel mirasın korunması için bilgilendirme politikalarının gerekliliği,
  • Yeterli ve yeni finans mekanizmaları ve ortaklıkların gerekliliği,
  • Eski el sanatları ve yapı tekniklerinin yaşatılması ve canlandırılmasının gerekliliği,
  • Tarihi kentsel dokunun; planlamaya temel veri biçiminde katılarak, çağdaş yaşamla bütünleştirilmesi,
  • Ekonomik kalkınmanın, kentsel mirasın korunmasıyla canlandırılması.

 

  1. Konut:
  • Konutta bireyin mahremiyetinin olması,
  • Her insan ve ailenin; güvenli, sağlam bir konut edinme hakkı,
  • Yerel yönetimlerin, konutta seçenek, çeşitlilik ve ulaşılabilirliği arttırması,
  • Sosyal ve ekonomik olanakları kısıtlı olan kişi ve ailelerin haklarının, yalnızca Pazar mekanizması koşullarına terk edilmemesi,
  • Yerel yönetimler tarafından, ev sahibi olabilme ve kullanım süresi güvencesinin sağlanması,
  • Eskimiş konut dokusunun yenilenmesinin bedelinin burada oturan, sosyoekonomik seviyesi düşük gruplara yüklenmemesi.

 

  1. Kent Güvenliğinin Sağlanması ve Suçların Önlenmesi:
  • Net bir güvenlik ve suç önleme politikasının, alınacak önlemlere, kanuni yaptırımlara ve müşterek desteğe dayandırılması,
  • Yerel güvenlik politikasının; güncelleştirilmiş, kapsamlı istatistik ve bilgilere dayandırılması,
  • Suçun önlenmesinin toplumun tüm üyelerini ilgilendirmesi,
  • Etkili bir kent güvenlik politikası için; emniyet güçleri ve yerel halkın yardımlaşması,
  • Uyuşturucu karşıtı yerel politikanın oluşturulması ve uygulanması,
  • Suçların tekrarını önleyici programlar ve hapis cezaları yerine alternatif çözümler üretilmesi,
  • Yerel güvenlik politikasının temel unsuru olarak mağdurların kollanması,
  • Suçların önlenmesine öncelik verilmesi ve buna bağlı mali kaynakların yaratılması.

 

  1. Kentlerdeki Özürlü ve Sosyoekonomik Bakımdan Engelliler:
  • Kentlerin, herkesin her yere erişe bilirliğini sağlayabilecek şekilde tasarlanması,
  • Özürlü ve hareket kısıtlılığına sahip kişilere ilişkin politikaların, hedef gruplar için aşırı himayeci değil, toplumla bütünleştirici olması,
  • Özürlüler ve azınlıkları temsil eden derneklerin kendi aralarındaki işbirliği ve dayanışması,
  • Evler ve işyerlerinin engellilere uyarlanabilir biçimde tasarlanması,
  • Seyahat, iletişim ve kamu ulaşımının tüm insanlar için erişilebilir olması.

 

  1. Kentsel Alanlarda Spor ve Boş Zamanları Değerlendirme:
  • Tüm kent sakinlerinin, eğlence, dinlence ve spor faaliyetlerinde yer alma hakkı,
  • Spor alanlarının sağlıklı ve güvenlikli olarak tasarlanması,
  • Her kent sakininin kişisel potansiyelleri doğrultusunda istediği sporu yapma hakkı.

 

  1. Yerleşimlerde Kültür:
  • Tüm kent sakinlerinin kültürel faaliyetlerden yararlanma hakkı,
  • Yerleşimlerin kültürel oluşumunun, ekonomik ve sosyal gelişmeye katkısı,
  • Güçlü bir bağ olarak, farklı milliyet, bölge ve ülke halkları arasındaki kültürel alışveriş,
  • Kültürel gelişim ve gerçek bir kültürel demokrasi için; yerel yönetimlerin, toplum birimlerinin, gönüllü kuruluşların ve özel sektörün artan dayanışmasının gereksinimi,
  • Kültürel çoğulculuğun (çeşitlilik), yenilikleri ve yenilikçi denemeleri öngörmesi,
  • Yerel yönetimlerce dengeli biçimde tesis edilmiş kültürel turizmin, toplum üzerindeki olumlu etkisi.

 

  1. Yerleşimlerde Kültürlerarası Kaynaşma:
  • Kent politikalarının temel unsuru olarak ayrımcılık karşıtlığı,
  • Yerel yönetimlerce göçmenlerin, yerel politik yaşama etkin katılımının sağlanması,
  • Kentlerde uygulanan kültür ve eğitim politikalarının ayrımcı olmaması,
  • Yerel yönetimlerin, iş olanaklarından eşit faydalanmayı sağlaması,
  • Göçmen topluluklarının, sosyal ve fiziki çevresiyle bütünleşmesi anlamında, kültürlerarası kaynaşma.

 

  1. Kentlerde Sağlık:
  • Kentsel çevrenin tüm kentlilere iyi sağlık koşullarını sağlaması,
  • İyi sağlık koşullarının temini için; kişilerin temel ihtiyaç maddelerinin güvenilir ve sağlıklı biçimde sunumu,
  • Yerel yönetimlerin; toplum kaynaklı sağlık girişimlerini ve katılımları teşvik etmesi,
  • Kent sağlığı uluslararası bir önem de taşıdığından, yerel girişimlerin uluslararası programlarla ortak yürütülmesinin öngörülmesi.

 

 

  1. Halk Katılımı, Kent Yönetimi ve Kent Planlaması:
  • Yerel politik yaşama halkın katılımını temin için; halk temsilcilerini, özgür ve demokratik olarak seçebilme hakkı,
  • Yerel politik yaşamda etkin bir katılım için; halkın yerel, politik ve idari yapılarda belirleyici olması gereği,
  • Toplum geleceğini etkileyecek her tür önemli projede halka danışma gereği,
  • Kent yönetimi ve planlamasının; kent karakteri ve özel niteliklerine ilişkin yeterli bilgiye dayandırılması,
  • Yerel politik kararların; uzmanlardan oluşacak ekiplerce gerçekleştirilecek kentsel ve bölgesel planlara dayandırılması,
  • Karar verme sürecinin sonucunda ortaya çıkan politik tercihlerin anlaşılabilirliği ve hayatiyeti,
  • Gençlerin toplum yaşamına katılımının yerel yönetimlerce sağlanması.

 

  1. Kentlerde Ekonomik Kalkınma:
  • Yerel yönetimlerin, kendi yörelerinin ekonomik kalkınmasını temini,
  • Sosyal ve ekonomik kalkınmanın ayrılmaz bütünlüğü,
  • Bölge ve yakın çevresinin sosyal ve ekonomik bir parçası olarak;kent,
  • Üretim, destek ve gelişimi teşvik edecek yeterli altyapının mevcudiyetiyle sağlanacak ekonomik büyüme ve kalkınma,
  • Kent ekonomisinin büyümesi ve kalkınması için önemli bir bileşken olan, kamu-özel sektör işbirliği (Avrupa Kentsel Şartı, Yener, 1996).

 

  • Avrupa Kentsel Şartı II – Yeni Bir Kentlilik İçin Manifesto

1992 yılında kent sorunlarında yaşanan değişim ve gelişmeler Avrupa Kentsel Şartı’nda bazı değişikliklerin yapılmasını gerektirmiştir. Avrupa Konseyi 27 – 29 Mayıs 2008 tarihinde 15. Genel Oturumunda aldığı 269 Sayılı kararla, Avrupa Kentsel Şartı 2’yi kabul etmiştir. Avrupa Kentsel Şartı 2 ile getirilen değişikliklerin, kentlerin ve kasabaların çağdaş kentsel sorunlarla baş etmesini olanaklı kılacak ortak ilkeler ve kavramlar bütünü olduğu dile getirilmiştir. Avrupa Kentsel Şartı 2 –  Yeni Bir Kentlilik İçin Manfesto olarak ilan edilmiştir. Bu manifestonun giriş kısmında Avrupa Kentsel Şartı’nda neden değişiklik yapılması gerektiği belirtilmiştir. Küreselleşmenin Avrupa kentleri ve kasabaları üzerindeki etkisi, kentlerde artan sosyal eşitsizlik, çevre kirliliği, göç, nüfus ve benzeri sebepler üzerinden anlatılmıştır. Kentsel haklar konusunda günümüze kadar yaşanan gelişmeleri Kongre’nin izlediği ve Kentsel Şartı 2’nin bu çerçevede oluşturduğu belirtilmektedir. Avrupa Kentsel Şartı 2’nin temel ilkeleri: “Avrupa Kent Müktesebatı ve Yeni Bir Kentlilik Olasılığı, Kentliler Olarak Kent ve Kasabalar, Bilgi Temelli Kentler ve Kasabalar” olarak belirlenmiştir.

Kentsel Şartı 2’de temel kentsel hizmetlerin toplumun dışlanmış kesimleri dahil, herkesçe paylaşılması istenmektedir. Bu kentsel hakların gelişmesi, daha yaşanabilir kentlerin yaratılması açısından önemli bir taleptir. Bununla birlikte Kentsel Şartı 2, yeni liberal öğretinin yönetsel, siyasal alanda talep ettiği değişikliklerin kentsel düzeye yansıması olarak düşünülmelidir. Örneğin Şart’ta yer alan, “Avrupa değerlerini esas alarak, kamu politikalarında etik yönetişim, sürdürülebilir kalkınma” gibi talepler, yeni liberal devlet modelinin uygulamaları ile örtüşmektedir. Nitekim “Avrupa değerlerini esas alan” demekle, Avrupa dışı değerleri dışlayıcı bir yaklaşımın kabul edildiği de söylenebilir (Güler, 2012: 63).

 

SONUÇ

 

         Genel bir bakış açısıyla insanın onuruna yakışır bir şekilde yaşam sürmesi için doğuştan gelen hakları olduğu bilinmektedir. İnsan hakları yüzyıllar süren yaşam ve onur mücadeleleri ile, farklı ülkelerin geleneklerinde farklı kazanımlarla kendisini göstermiştir. Tüm bu sürecin sonunda ise sıra artık bu hakların uluslararası arenada kabulüne gelmiştir ve bu da gerçekleşmiştir. Birinci ve ikinci kuşak haklara, vatandaşların kazanımları sonucu üçüncü kuşak haklar da eklenerek bunlar genişletilmiştir. Artık insanoğlunun temel devlet mekanizmalarından beklentileri farklı boyutlara gelmiştir. Yaşadığı mekan ve dünya ekseninde bir takım değişiklikler ve haklar kazanması gerekmiştir. Bu noktada akla kentsel haklar gelmektedir. Dayanışma hakları denen grubun içerisinde, insan haklarının kentsel mekanda somutlaşmış hali olarak tanımlanabilecek olan bu haklar için mücadele başlamış ve sürmektedir.

Lefebvre’den bu yana coğrafyacılar, kent planlamacıları, kent bilimcileri, belediyeler, sivil toplum örgütleri, kentsel çalışmalarda kent sakinlerinin heterojenliği ile değil, aynı zamanda kentsel haklarda formüle edilen kentli haklarının korunmasına yönelik çalışmalarda bulunmaktadırlar. Fakat gerek ulusal gerekse uluslararası metinlerde yer alan kentsel haklar konusunda somut gelişmeler istenilen seviyede değildir. Özellikle az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerin büyük bir bölümünde toplumsal kesimlerin çoğunluğu hala temiz içme suyu dahi bulamamaktadır. En temel insani gereksinimlerin karşılanamadığı bu ülkelerde demokrasi, eşitlik gibi haklardan bahsedilememektedir. Batı’nın gelişmiş kentleri dışında kalan kentlerde kentsel haklar hala soyut bir kavram olmaktan öteye geçememektedir. Oysa haklar kategorisinde yer alan birçok hak soyut olmakla birlikte, kentsel haklar somut birtakım sonuçları olan haklardır (Güler, 2012: 68).

Tüm bu anlatılanlar ışığında Avrupa Kentsel Şartı içerisindeki maddeler, konu başlıkları ve ilkeler yeniden düşünüldüğünde; esasen kentsel olarak düşünülen bu hakların çok daha geniş bir anlam ifade ettiği anlaşılacaktır. Öyle ki bu hakların uygulanması, korunması ve geliştirilmesi açısından uluslararası kuruluşlardan yerel yönetimlere yüklenen sorumluluklar, demokratik katılımın yanı sıra, yönetişim formlarını da geliştirerek, soyut hakları iyice somutlaştırabileceklerdir. Sayılan tüm kentli hakları ve ilkeler, salt kent yaşamını düşünmekten ziyade, insanın onurunu korumayı ve daha güzel bir gündelik yaşamdan, siyasal haklarını anlamlı kılmaya kadar geniş bir yelpazede en küçük anı bile düşünmektedirler. Tüm bunlar, katılımdan; bizim için küçük fakat engelli vatandaşlar için büyük olan anları düzenlemesinden anlaşılabilir.

 

 

KAYNAKÇA

 

Balkır, Z. G. , “Konut Hakkı ve İhlalleri: Kentli Haklarının Doğuşu”, II. Sosyal Haklar Ulusal Sempozyumu Bildiri Kitabı sf. 339-358, Denizli, 4 – 6 Kasım 2010.

Güler, M. , “Kentsel Haklar, Kapitalizm ve Katılım”, Ankara Üniversitesi SBF Dergisi 66-1, sf. 49 – 71, Ankara, 2012.

Karasu, M. A. , “Kentli Haklarının Gelişimi ve Hukuki Boyutları”, TBB Dergisi, Sayı 78, 2008.

Baysal, C. U. , “Kent Hakkı: Erişim Hakkından Değiştirme Hakkına”, Türkiye’de Hak Temelli Sivil Toplum Örgütleri (genişletilmiş 2.basım) – Sivil Toplum Geliştirme Merkezi, sf. 363 – 379, Temmuz 2011.

Palabıyık, H. , “Kentli Hakları ve Avrupa Kentsel Şartı”, Çalışmanın yayınlanmış son hali için bkz. Palabıyık, H. “Avrupa Kentsel Şartı” Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi Anlaşmaları, sf. 197-253, İzmir, 2004.

Zerrin, Y. ve Arapkirlioğlu, K. , “Avrupa Kentsel Şartı – Sözleşme Statüsünde Olmayan Şart”, İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü Yayını, Ankara 1996.

Mayer, M. , (Çeviri: Demirci, A.), “Kentsel Toplumsal Hareketlerde ‘Kent Hakkı’”, Eğitim Bilim Toplum Dergisi, Cilt 9, Sayı 36, sf. 153 – 182, 2011.

Lefebvre, H. , (Çeviri: Aksümer, G. ve Strutz, J.), “Kent Hakkı”, Eğitim Bilim Toplum Dergisi, Cilt 9, Sayı 36, sf. 140 – 152, 2011.

Öndül, H. , “Kentli Haklarının Kavramsal Temelleri”, Özgürlükler Hukuku, sf. 282, 1998, www.ihd.org.tr (erişim tarihi:28.11.2014).

mimarlarodasi.org.tr (erişim tarihi:27.11.2014), “Avrupa Kentsel Şartı 2 – Yeni bir kentlilik için manifesto”.

            Pektaş, E. K. ve Akın, F. , “Avrupa Kentsel Şartları Perspektifinde Bir Kentli Hakkı Olarak Katılım Hakkı ve Türkiye”, Afyon Kocatepe Üniversitesi İ.İ.B.F. Dergisi, C.XII, S.II, 2010.

Baysal, C. U. , “Kent Hakkı Yeniden Hayat Bulurken”, Eğitim Bilim Toplum Dergisi, Cilt 9, Sayı 36, sf. 31-55, 2011.

 

 

– İ. Uygar TUL –

Hakkında Uygar Tul

İlginizi Çekebilir

Kardak Krizi

Krizin başlangıcı,  iki ülkenin yaşadığı diğer krizlerin aksine, diplomatik olarak çıkmamıştır.  25 Aralık 1995 tarihinde …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.