Arap Baharının Başlangıcı: Yasemin Devrimi

Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da 2010 yılından itibaren baş gösteren halk olaylarına birçok ülke, kuruluş ve uzman kişiler tarafından Arap Baharı denmiştir.[1] Bu olaylara halkın katılımında diktatöryel rejimlere olan başkaldırı, işsizlik, gıda enflasyonu,  ifade özgürlüğü ve kötü yaşam koşulları gibi etkenler rol oynamıştır.  Tunus’un ekonomik açıdan geri kalmış bir şehrinde (Sidi Buzid) yaşayan 26 yaşında üniversite mezunu işsiz bir genç olan ve geçimini sağlamak için seyyar satıcılık yapan Muhammed Buazizi, güvenlik güçlerinin tezgâhına el koymasını ve kendisine yapılan kötü muameleyi protesto etmek amacıyla 17 Aralık 2010’da kendisini ateşe vermiştir.[2] 4 Ocak’ta hayatını kaybeden Buazizi’nin başlattığı bireysel isyan tüm Tunus’a ve sonrasında Arap coğrafyasına yayıldı.

Buazizi’nin eyleminin ardından,  işçi, öğrenci, öğretmen,  hukukçu, gazeteci, insan hakları aktivistleri ve muhalif siyasiler Zeynel Abidin Bin Ali hükümetinin politikalarını protesto etmek üzere sokaklarda gösteriler düzenlemeye başlamıştır. Bu arada,  Buazizi’nin eyleminden iki hafta önce Wikileaks tarafından Bin Ali ve ailesinin yolsuzluk ve usulsüzlükleri hakkında ortaya çıkan diplomatik kayıtlar,  Bin Ali ve ailesinin elde ettiği servetin ulaştığı devasa boyutu ifşa etmiş ve halkın tepkisini çekmiştir.[3] Buazizi’nin ölümü bir kıvılcımdır ve  kuşkusuz olayları tırmandırmıştır. Ancak belirtmek gerek ki ekonomik ve sosyal nedenler de önemlidir. Tunus diğer bölge ülkelerine göre ekonomik gelişimini 1990’lardan bu yana iyileştirmiş, ancak bunu halka yansıtamamıştır[4]. Ülkedeki diplomalı işsizler artmış ve işsizlik oranı yüksek boyutlara ulaşmıştır.[5] Göreve geldiğinde demokratik adımlar atarak ömür boyu başkanlık uygulamasını kaldıran Bin Ali, aynı zamanda çok partili seçimleri de ilk kez uygulmıştır. Ancak gelişen muhalif oluşumları zaman içersinde baskı altına almış, muhalifleri terör örgütü olarak ilan etmiş, onları tutuklatmış ve işkence ettirmiştir. Dolayısıyla göreve geldiği 1980’lerin sonlarında ekonomik ve demokratik olarak gelişim gösteren Bin Ali’nin Tunus’u, 2000’lerden sonra aksi yönde devam etmiştir. Buazizi’nin ölümünden sonra hükümet karşıtı gösteriler arttı ve başkent Tunus’a kadar ilerledi. Olayları yatıştırmakta zorlanan Bin Ali hükümeti orduyu görevlendirdi, ancak ordu sivil halka ateş açma emrini uygulamayarak geri adım attı. 12 Ocak günü sokağa çıkma yasağı ilan edilmesine karşılık, protestolar giderek artmıştır. 14 Ocak günü ise artan huzursuzluk karşısında hükümetinin dayanma gücü kalmamıştır. Bin Ali, hükümeti feshetmiş ve ailesiyle birlikte ülkesini terkederek Suudi Arabistan’a gitmiştir.[6]

4 haftalık kısa bir sürede 23 yıllık iktidarı yıkılmıştır. Tabi Tunus’taki ilk devrimin adı Arap Baharı olmamıştır. İnternet üzerinden”Polise yasemin verelim” başlığıyla yayılan gösterilerden ötürü yaşanan bu devrime “Yasemin Devrimi” denmiştir.[7]

Yasemin Devrimi Arap Baharı’nın başlangıcı olmuştur. Ancak 2010’dan bu yana geldiğimiz bu süreçte Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da  yaşananlar daha fazla demokrasi, daha fazla insan haklarına saygı gibi yaklaşımları ortaya çıkarmamıştır. Dolayısıyla bu coğrafyada yaşanan olaylara bugünün koşullarıyla Arap Baharı dememiz doğru bir yaklaşım olmayacaktır.

 

Ahmet Raşit Yüksel

[1] Aralık 2010’da başlayan halk hareketlerini “Arap Baharı” olarak ifade eden ilk kişi, Foreign Policy dergisi yazarlarından Marc Lynch olmuştur.

[2] Konur Alp Koçak,”Yasemin Devrimi’nden “Arap Baharı” na Tunus”,Yasama Dergisi,22, http://www.yasader.org/web/yasama_dergisi/2012/sayi22/22-61.pdf ,sf:24-27, Erişim:09.10.2014.

[3] A.g.m.,sf:28.

[4] 1990-2010 döneminde devlet bütçesinden sağlık harcamalarına ayrılan miktar ortalama GSYİH’nın yüzde 2’si; eğitim harcamalarına ayrılan miktar ise GSYH’nın yüzde 6,3’ü düzeyinde olan Tunus’ta, 6-11 yaş grubunun okullaşma oranı yüzde 98,2  iken okur-yazarlık oranı da yüzde 80’in biraz üzerindedir. Tunus’ta yetişkin nüfusun yüzde 6,2’si üniversite mezunudur ve bu oran, dünya ortalamasının (yüzde 3,94) üzerindedir.

[5] 15-24 yaş grubunun yüzde 30’unun işsiz kaldığı Tunus’ta yaşanan devrimde

üniversite mezunu işsizlerin öncü bir rol oynadığını açıktır.

[6] Konur Alp koçak,a.g.m.,sf:41

[7] Bu devrimden sadece 1 ay sonra olaylar Cezayir’e ve Ürdün’e yayılmıştır.

Hakkında Ahmet Raşit Yüksel

İlginizi Çekebilir

Kardak Krizi

Krizin başlangıcı,  iki ülkenin yaşadığı diğer krizlerin aksine, diplomatik olarak çıkmamıştır.  25 Aralık 1995 tarihinde …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.